2
Bu Kitap’ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.
3
O, suçu bağışlayan, tövbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç[1] sahibi olandır. O’ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O’nadır.1- “zi’t-tavl” ifadesi, çevirilerde “ihsan”, “lütuf”, “kerem”, “ni’met” şeklinde yer almaktadır. Bu sözcüğün, “kudret/güç sahibi” demek olan anlamının tercih edilmesi daha uygundur. Zira eğer kast edilen şey; “ihsan, nimet, lütuf ve ikram” demek olunsaydı,“tavl” sözcüğü yerine -birçok ayette olduğu gibi- doğrudan bu sözcüklerin kendisi kullanılırdı.
4
Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası Allah’ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde[1] diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.1- Bu dünyada.
5
Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi rasullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk’ı, Batıl’la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!
6
İşte böylece gerçeği yalanlayan nankörler üzerine, Rabb’inin, “Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır.” Kelimesi[1] hak oldu.1- Takdir edilmiş hükmü.
7
Arş’ı[1] yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb’lerini övgü ile yüceltirler. Ve O’na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: “ Rabb’imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru.” 1- Mutlak yönetim gücü.
8
“Rabb’imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih[1] kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine girdir. Sen, Mutlak Üstün Olan’sın, En İyi Hüküm Veren’sin.”1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
9
“Onları kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur.”
10
Gerçeği yalanlayan nankörlere seslenilir: “Elbette ki Allah’ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, gerçeği yalanlayarak nankörlük ediyordunuz.”
11
Dediler ki: “Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin[1]. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?” 1- Çoğunluğun kabulüne göre, iki kez ölüp diriltilme şu şekildedir: Birinci ölüm ve diriltme, yaratılmadan önceki toprak haldeki durum, ölü olmayı; topraktan yaratılmak da diriltilme; ikinci ölüm ve diriltilme de dünyadaki ölüm ve ahiretteki diriltilme şeklindedir. (2/ Bakara, 28: Yokken sizi var eden Allah’ı nasıl inkâr edersiniz! Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.)
12
Bu, sizin bir tek Allah’a çağrıldığınız zaman inkâr etmeniz nedeniyledir. O’na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah’ındır.
13
O, size ayetlerini[1] gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.1- Göstergelerini, kanıtlarını.
14
Öyleyse, gerçeği yalanlayan nankörler hoşlanmasa da, dini yalnızca kendisine özgü kılarak Allah’a dua edin.
15
O, dereceleri yükseltendir, Arş’ın[1] sahibidir. O, “Buluşma Günü” hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu[2] kullarından dilediğine ulaştırır.1- Mutlak yönetim gücü. 2- Vahiy.
16
O gün, onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. O gün, mülk[1] kimindir? Tek ve Kahhar[2] Olan Allah’ındır.1- Mutlak egemenlik. 2- Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen’dir.
17
Bugün her kişi kazandıklarıyla[1] hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.1- Hayattayken yaptıklarıyla.
18
Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.
19
O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.
20
Allah, hakkı gerçekleştirir. Allah’ın yanı sıra yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören’dir.
21
Onlar, yeryüzünde gezinip, kendilerinden önce gelip geçmiş olanların sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar, yeryüzünde güç olarak ve bıraktıkları eserler bakımından daha üstündüler. Yine de Allah onları, suçları[1] nedeniyle cezalandırdı. Kendilerini Allah’tan koruyan kimse olmadı.1- Ayette, “zenb” sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcüğü “günah” olarak çevirmek doğru değildir. Zenb, suç işlemek demektir. Günahın karşılığı “ism” dir. Zenb, kavram olarak sonucu kötü olan her şeyi kapsamaktadır. Zenb, (çoğulu “Zunub”) : sözcük olarak bir şeyin kuyruğunu almak demektir. Dikkatsizlik veya yeteneksizlik nedeniyle ortaya çıkan kusurları, yanlışları ve sonucu iyi olmayan bütün eksiklikleri içerir.
22
Bu, rasuller kendilerine kanıt içeren belgelerle geldikleri halde onu yalanlamaları nedeniyledir. Bunun üzerine Allah onları cezalandırdı. O, Mutlak Güç Sahibi’dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan’dır.
23
Ant olsun ki, Musa’yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik:
24
Firavun’a, Haman’a ve Karun’a. Fakat onlar: “Bu yalancı bir sihirbazdır.” dediler.
25
Böylece katımızdan hakk ile geldiği zaman onlar: “Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın.” dediler. Gerçeği yalanlayan nankörlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.
26
Firavun: “Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O istediği kadar Rabb’ini yardıma çağırsın. Ben, onun sizin dininizi[1] değiştirmesinden veya yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.” dedi. 1- Kur’an’da din kavramı, inanç sistemi, yaşam düzeni, toplumsal düzen, yasa/şeriat, hesap, karşılık/ceza vb. anlamlarda kullanılmaktadır. Din, birincil anlam olarak, yaşamı düzenleyen ilke ve kurallar demektir. Kur’an bütünlüğünde temelde iki din vardır: Yaşam kurallarını Allah’ın belirlediği din, yaşam kurallarını insanların belirlediği dinler. Kuran’a göre yaşamı düzenlemede vahyi referans almayan her düşünce ve inanç küfürdür, şirktir. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini neyi referans alarak belirliyorlarsa, o, onların dinleridir. Kur’an, insanların kurdukları yaşam biçimlerine din demektedir. Örneğin: 3/Al-i İmran, 73; 6/En’am, 70; 7/A’raf, 51; 10/ Yusuf, 76. Kur’an’ın dine yüklediği din tanımı bağlamında ele alındığında, nasıl ki Mekkeli müşriklerin sahip oldukları düzen din olarak sayılmaktaysa, günümüzün bütün düzen ve sistemleri de birer din sayılırlar.
27
Musa: “Kuşkusuz ben, hesap gününe inanmayan bütün kibirlilerden, benim de Rabb’im, sizin de Rabb’iniz olan Allah’a sığınırım.” dedi.
28
Firavun taraftarlarından imanını gizleyen bir kimse, şöyle dedi: “Rabb’im Allah’tır dediği için mi bir adamı öldüreceksiniz? Oysaki o, size Rabb’inizden açık kanıtlarla geldi. Eğer yalancı biriyse yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa uyardığı şeylerin bir kısmı size isabet edecektir. Allah, aşırı giden yalancı bir kimseyi doğru yola iletmez.
29
Ey halkım! Bugün yeryüzünde gücü elinizde bulunduranlar olarak mülk[1] sizindir. Şayet gelecek olursa Allah’ın azabından bizi kim kurtarabilir? Firavun: “Ben size, gördüğüm şeyden başkasını göstermiyorum. Ve ben, sizi reşadın[2] yolundan başkasına iletemem.” dedi.1- Egemenlik, hükümranlık. 2- Doğru yol.
30
İman etmiş olan kimse: “Ey insanlar! Ben daha önce birçok toplumun başına gelenin sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum.”
Sonraki 30 ayet →