2
Hakîm[1] Kur’an’a ant olsun.1- “Çok yasa koyan,” “yasalaştırılmış, çok yasa içeren.” Bu anlam, ‘muhkem/pekiştirilmiş’ sözcüğünün tam karşılığıdır.
3
Kuşkusuz sen, gönderilmiş elçilerdensin.
5
Bu Kur’an, Mutlak Üstün ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından,
6
Ataları uyarılmamış ve bu nedenle habersiz bir halkı uyarman için indirilmiştir.
7
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz[1] hakk oldu. Artık onlar inanmazlar. 1- Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem’e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.
8
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır.[1]1- Bu durum, uyarılara karşılık inatla direnen ‘inatçı ve büyüklenen kimselerin bir tiplemesidir.’ Onlar büyüklenirlerken de başlarını hep kalkık tutarlardı.
9
Önlerine ve arkalarına birer set çektik[1]. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.[2] 1- Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar. 2- Bu, 7. ayette yer alan ‘artık inanmazlar’ ifadesinin pekiştirilmesidir.
10
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
11
Sen ancak Zikir’e[1] uyan ve görmediği halde Rahman’a haşyet[2] duyan kimseyi uyarabilirsin.[3] İşte böylesini bağışlanma ve çok şerefli bir ödül ile müjdele. 1- Allah’ın öğüdüne. 2- Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini taşıyan. 3- Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar.
12
Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir ‘imam-ı mübin’de[1] kayıt altına almışızdır. 1- Her şeyin ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı ana sicilde. Ezeli ilmimizde.
13
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara rasuller gelmişti.
14
Onlara iki rasul göndermiştik. Fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü ile destekledik. Dediler ki: “Biz, size gönderilmiş rasulleriz.”
15
Onlar: “Siz de bizim gibi birer insansınız. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” dediler.
16
“Rabb’imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş rasulleriz.” dediler.
17
“Bize düşen yalnızca açıkça duyurmaktır.”
18
“Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur.” dediler.
19
“Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi?[1] Hayır! Siz haddi aşan bir kavimsiniz.” dediler. 1- Size gerçekleri iletmemizi mi uğursuzluk sayıyorsunuz?
20
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: “Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!” dedi.
21
“Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır.”
22
Ben, niçin benim fıtratımı[1] belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döndürüleceksiniz.1- Benliğimi, yaradılış özelliğimi, kişiliğimi.
23
“Ben, O’ndan başka ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin[1] bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar.” 1- Yardımlarının.
24
“Öyle olsaydı[1] ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum.” 1- Eğer başka ilahlar edinseydim.
25
“Ben, sizin de Rabb’iniz olana inandım. Beni dinleyin!”
26
Ona, “Cennete gir!” denildi. “Keşke halkım bilseydi.”
27
“Rabb’imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını.”
28
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
29
Sadece bir sayha![1] O zaman onlar sönenler oldular! 1- Orduya gerek de yok. Onların hakkından gelmek için ‘şiddetli bir ses, korkunç bir gürültü’ yetti.
30
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.
Sonraki 30 ayet →