Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Yasin 1 / 83
1
Yâ-Sîn.
Erhan Aktaş 36:1
2
Hakîm[1] Kur’an’a ant olsun.1- “Çok yasa koyan,” “yasalaştırılmış, çok yasa içeren.” Bu anlam, ‘muhkem/pekiştirilmiş’ sözcüğünün tam karşılığıdır.
Erhan Aktaş 36:2
3
Kuşkusuz sen, gönderilmiş elçilerdensin.
Erhan Aktaş 36:3
4
Dosdoğru bir yoldasın;
Erhan Aktaş 36:4
5
Bu Kur’an, Mutlak Üstün ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından,
Erhan Aktaş 36:5
6
Ataları uyarılmamış ve bu nedenle habersiz bir halkı uyarman için indirilmiştir.
Erhan Aktaş 36:6
7
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz[1] hakk oldu. Artık onlar inanmazlar. 1- Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem’e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.
Erhan Aktaş 36:7
8
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır.[1]1- Bu durum, uyarılara karşılık inatla direnen ‘inatçı ve büyüklenen kimselerin bir tiplemesidir.’ Onlar büyüklenirlerken de başlarını hep kalkık tutarlardı.
Erhan Aktaş 36:8
9
Önlerine ve arkalarına birer set çektik[1]. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.[2] 1- Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar. 2- Bu, 7. ayette yer alan ‘artık inanmazlar’ ifadesinin pekiştirilmesidir.
Erhan Aktaş 36:9
10
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Erhan Aktaş 36:10
11
Sen ancak Zikir’e[1] uyan ve görmediği halde Rahman’a haşyet[2] duyan kimseyi uyarabilirsin.[3] İşte böylesini bağışlanma ve çok şerefli bir ödül ile müjdele. 1- Allah’ın öğüdüne. 2- Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini taşıyan. 3- Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar.
Erhan Aktaş 36:11
12
Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir ‘imam-ı mübin’de[1] kayıt altına almışızdır. 1- Her şeyin ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı ana sicilde. Ezeli ilmimizde.
Erhan Aktaş 36:12
13
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara rasuller gelmişti.
Erhan Aktaş 36:13
14
Onlara iki rasul göndermiştik. Fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü ile destekledik. Dediler ki: “Biz, size gönderilmiş rasulleriz.”
Erhan Aktaş 36:14
15
Onlar: “Siz de bizim gibi birer insansınız. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” dediler.
Erhan Aktaş 36:15
16
“Rabb’imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş rasulleriz.” dediler.
Erhan Aktaş 36:16
17
“Bize düşen yalnızca açıkça duyurmaktır.”
Erhan Aktaş 36:17
18
“Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur.” dediler.
Erhan Aktaş 36:18
19
“Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi?[1] Hayır! Siz haddi aşan bir kavimsiniz.” dediler. 1- Size gerçekleri iletmemizi mi uğursuzluk sayıyorsunuz?
Erhan Aktaş 36:19
20
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: “Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!” dedi.
Erhan Aktaş 36:20
21
“Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır.”
Erhan Aktaş 36:21
22
Ben, niçin benim fıtratımı[1] belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döndürüleceksiniz.1- Benliğimi, yaradılış özelliğimi, kişiliğimi.
Erhan Aktaş 36:22
23
“Ben, O’ndan başka ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin[1] bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar.” 1- Yardımlarının.
Erhan Aktaş 36:23
24
“Öyle olsaydı[1] ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum.” 1- Eğer başka ilahlar edinseydim.
Erhan Aktaş 36:24
25
“Ben, sizin de Rabb’iniz olana inandım. Beni dinleyin!”
Erhan Aktaş 36:25
26
Ona, “Cennete gir!” denildi. “Keşke halkım bilseydi.”
Erhan Aktaş 36:26
27
“Rabb’imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını.”
Erhan Aktaş 36:27
28
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
Erhan Aktaş 36:28
29
Sadece bir sayha![1] O zaman onlar sönenler oldular! 1- Orduya gerek de yok. Onların hakkından gelmek için ‘şiddetli bir ses, korkunç bir gürültü’ yetti.
Erhan Aktaş 36:29
30
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.
Erhan Aktaş 36:30