Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Ahzab 1 / 73
1
Ey nebi! Allah’a takvalı ol.[1] Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara uyma.[2] Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir. 1- Allah’ın buyruklarını uygulamada azami özeni göster. 2- Kâfirlerin ve münafıkların baskılarına boyun eğme, onlara ödün verme.
Erhan Aktaş 33:1
2
Rabb’inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
Erhan Aktaş 33:2
3
Allah’a tevekkül[1] et. Vekil[2] olarak Allah yeter.1- Allah’a güven, O’na dayan; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırak. 2- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.
Erhan Aktaş 33:3
4
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız[1] eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin öz evladınız gibi saymadı. Bunlar, sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.1- Zihar yapmak: Cahiliye döneminde bir kimsenin, hanımının sırtını annesinin sırtına benzeterek yemin etmesi ve böylece eşiyle ilişkiye girmeyi kendisine haram yapmasıdır.
Erhan Aktaş 33:4
5
Onları[1] babalarına nispet edin.[2] Bu Allah’ın yanında daha adilcedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir. 1- Evlatlıklarınızı. 2- Babalarının kim olduğunu onlara açıklayın ve çağırdığınız zaman babalarının adıyla çağırın.
Erhan Aktaş 33:5
6
Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O’nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah’ın Kitap’ına göre -evliyaya[1] yapılacak iyilik hariç- birbirlerine, diğer mü’minlerden[2] ve muhacirlerden[3] daha yakındırlar[4]. İşte bunlar Kitap’ta[5] kayıtlıdır. 1- Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur’an’da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler. 2- Medineli mü’minlerden.3- Hicret ederek Medine’ye gelmiş olanlardan. 4- Önceliklidirler.5- Yasa gereğidir.
Erhan Aktaş 33:6
7
Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh’tan,İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan, hepsinden sağlam söz aldık.
Erhan Aktaş 33:7
8
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun.[1] Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.1- Sözüne bağlı kimselerin, sözlerine bağlılıklarını ortaya koysun.
Erhan Aktaş 33:8
9
Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın! Hani, üzerinize ordular gelmişti de Biz, onların üzerine rüzgar[1] ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.[2] 1- Fırtına. 2- Ne kadar zor durumda olduğunuzu görmekteydi.
Erhan Aktaş 33:9
10
Hani onlar, alttan ve üsten, her yönden size saldırmışlardı.Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.[1] 1- Allah’ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.
Erhan Aktaş 33:10
11
Orada, inanlar sınava tabi oldular. Şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldılar.
Erhan Aktaş 33:11
12
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Rasulü bize boş vaatte[1] bulunmuş.” diyorlardı.1- Allah ve Rasul’ünün zafer sözü bir aldatmacaymış.
Erhan Aktaş 33:12
13
Onlardan bir topluluk: “Ey Yesrib[1] halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün. Yine onlardan bir gurup da: “Evlerimiz gerçekten korumasızdır.” diyerek Nebiden izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı. 1- Medine.
Erhan Aktaş 33:13
14
Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne[1] çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi. 1- Baskı ve işkence yapmaları. Düşmanla işbirliği yapmaları, müminlerle savaşmaları, yağma yapma ve kargaşa çıkarmaları istenseydi.
Erhan Aktaş 33:14
15
Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz sorumluluktur.
Erhan Aktaş 33:15
16
De ki: “Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak asla size yarar sağlamaz. Öyle olsa bile çok az faydalanırsınız.”
Erhan Aktaş 33:16
17
De ki: Eğer Allah başınıza bir felaket getirmeyi dilese sizi kim koruyabilir? Veya size bir rahmet dilese…[1] Onlar, kendileri için Allah’tan başka bir veli[2] de bir yardımcı da bulamazlar. 1- Buna kim engel olabilir? 2- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir Yakın kişi, himaye eden, gözeten, dost.
Erhan Aktaş 33:17
18
Allah, sizden engel[1] olmaya çalışanları ve kardeşlerine:[2] “Bize gelin.”[3] diyenleri kesinlikle biliyor. Onların pek azı hariç savaşa gelmezler.1- Savaşmaya gitmeye. 2- Yandaşlarına. 3- Bizimle birlikte hareket edin.
Erhan Aktaş 33:18
19
Size karşı çok isteksizdirler. Fakat korku gelince, ölümden dolayı baygınlık çökmüş kimse gibi gözleri dönmüş olarak sana baktıklarını görürsün. Sonra korkuyu savınca, hayra[1] karşı kıskançlıkla sivri dilleriyle sizi incitirler. İşte onlar mü’min değiller. Allah yaptıklarını boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır.1- Mal ve ganimet.
Erhan Aktaş 33:19
20
Onlar, düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelseler[1], bedevi Araplar arasına karışıp, ne halde bulunduğunuzu sormak isterler[2]. Eğer sizin aranızda olsalardı, pek azı hariç, savaşmazlardı. 1- Düşman birlikleri tekrar saldıracak olsalar. 2- Yenilgi haberlerinizi beklerler.
Erhan Aktaş 33:20
21
Ant olsun ki, sizden Allah’a ve Ahiret Günü’ne kavuşmayı uman ve Allah’ı çokça ananlar için, Allah’ın Rasul’ünde iyi bir örnek vardır.
Erhan Aktaş 33:21
22
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: “İşte bu,Allah’ın ve Rasul’ünün bize söz verdiği şeydir. Allah ve O’nun Rasul’ü doğru söyledi.” Bu, onların yalnızca iman ve teslimiyetlerini arttırdı.
Erhan Aktaş 33:22
23
İnananlardan öyle erler[1] var ki; Allah’a, üzerine söz verdikleri şeylere bağlılık gösterdiler. Böylece onlardan bir kısmı verdiği sözü yerine getirdi, bir kısmı da beklemektedir.[2] Verdikleri sözden asla dönmediler. 1- Yiğitler. 2- Bir kısmı savaşarak can verdi, bir kısmı da sırasını beklemektedir.
Erhan Aktaş 33:23
24
Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
Erhan Aktaş 33:24
25
Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri hiçbir yarar elde etmeden kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, inananlara savaşta yeterli geldi. Allah, Mutlak Güç Sahibi’dir, Mutlak Üstün Olan’dır.
Erhan Aktaş 33:25
26
Allah, Kitap Ehli’inden düşmanlara yardım edenleri kalelerinden indirdi. Ve yüreklerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını esir alıyordunuz.
Erhan Aktaş 33:26
27
Sizi, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve hiç ayak basmadığınız yerlere mirasçı yaptı. Allah, Her Şeye Güç Yetiren’dir.[1] 1- Bu ayetlerin, Hicretin 5. Yılında gerçekleşen Hendek savaşını konu edindiği söylenmektedir.
Erhan Aktaş 33:27
28
Ey Nebi! Eşlerine de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım.[1] Ve sizi güzellikle boşayayım.” 1- Nafakanızı, geçimliğinizi.
Erhan Aktaş 33:28
29
“Eğer Allah’ı, Rasul’ünü ve Ahiret Yurdu’nu istiyorsanız, kuşkusuz Allah, sizden Muhsin[1] olan kadınlar için büyük bir ecir[2] hazırlamıştır.” 1- İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan. 2- Ödül, karşılık.
Erhan Aktaş 33:29
30
Ey Nebi’nin hanımları! Sizden kim açık bir fuhuş[1] yaparsa,onun azabı iki kat arttırılır. Ve bu Allah’a göre pek kolaydır. 1- İsyankârlık, aşırılık. Fuhuş, sözcük olarak aşırılık demektir. Hangi konu ve alanda olursa olsun, yapılan her aşırılığı kapsamaktadır. (Fuhuş sözcüğü, “el” takısı(belirlilik takısı) almamışsa “isyankârlık”; “el” takısı(belirlilik takısı) almışsa, “hayâsızlık” anlamında kullanılmaktadır.)
Erhan Aktaş 33:30