2
İşte bunlar[1], hâkim olan Kitap’ın ayetleridir.[2] 1- Elif. Lam. Mim. 2- Göstergeleridir.
3
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
4
Onlar, salâtı ikame ederler ve zekâtı verirler[1]. Onlar ahirete kesin olarak inanırlar. 1- İbadete layık yegâne ilah olarak Allah’a inanmak; kulluğu, Allah’a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
5
İşte onlar, Rabb’leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
6
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş sözlerle değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
7
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış,sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
8
İman eden ve salihatı[1] yapanlar için, Naim Cennet’ler vardır.1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
9
Orada sürekli kalırlar. Allah’ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir.
10
Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için dağlar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim[1] çiftten bitki bitirdi.1- Cömert.
11
Bu Allah’ın yaratmasıdır. Haydi, bana O’ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
12
Ant olsun ki, “Allah’a şükret.” diye, Lokman’a hikmet[1] verdik. Kim şükrederse[2] kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler, O’nadır. 1- Baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma. 2- Şükretmek: Allah’ın verdiği nimet ve imkânları Allah’ın rızasına uygun şekilde kullanmak demektir. Sahip olunan şeylerin hakkının verilmesidir. Örneğin, ineğin şükretmesi, yediği ota karşılık süt vermesi gibi.
13
Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: “Ey yavrucuğum! Allah’a şirk koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür.” demişti.
14
İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret![1] Dönüş Bana’dır. 1- Allah’ın verdiği nimetlerin, anne ve babanın sağladığı imkânların karşılığında, minnettar ol, sorumlu davran, ne gerekiyorsa onu yap.
15
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse, o zaman onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimsele- rin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana’dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
16
“Ey oğulcuğum! Yaptıkların bir hardal tanesi kadar olup da bir kayanın içinde veya gökyüzünde veya yer altında bile olsa, Allah onu meydana çıkarır. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen’dir, Her Şeyden Haberdar’dır.”
17
“Ey oğulcuğum! Salatı ikame et[1], iyiliği öner, kötülükten sakındır.[2] Karşılaştığın zorluklara dayan. Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir.” 1- Gereği gibi namaz kıl. Veya destek ol. Ayetteki salat sözcüğüne, “yardımlaşmayı ve dayanışmayı sürdürmek, destek olmak” anlamı da, “namaz kılmak” anlamı da verilebilir. 2- “Emri b’il-maruf nehiy ani’l münker” yani iliği emret, kötülükten nehyet” deyimi, iyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülükten sakın demektir. Bu deyim, “başkalarına iyilikleri buyurmak, kötülükleri yasaklamak” şeklinde değil; kişinin bizzat kendisini kötülüklerden uzak tutmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edinmesi demektir.
18
“İnsanları küçümseyerek yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez.”
19
“Yürüyüşünde ölçülü ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir.”
20
Allah’ın, göklerde ve yerde olan her şeyi sizin hizmetinize sunduğunu, görünen görünmeyen[1] nimetleri sizin için bollaştırdığını görmüyor musunuz? Ne var ki kimi insanlar; bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.1- Maddi ve manevi.
21
Onlara, “Allah’ın indirdiği şeye uyun.” dendiği zaman: “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” dediler. Peki! Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?
22
Kim muhsin[1] olarak, tüm varlığı ile Allah’a yönelirse, işte o, gerçekten en sağlam tutamağa tutunmuştur. İşlerin sonucu yalnızca Allah’a aittir. 1- İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
23
Kim de gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, artık onun nankörlüğü seni üzmesin. Onların dönüşü yalnızca Biz’edir. Yaptıkları şeyleri haber vereceğiz. Kuşkusuz Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
24
Onları biraz yararlandırırız.[1] Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.1- Dünya nimetlerinden az çok yararlandırırız.
25
Eğer onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, kesinlikle “Allah.” diyecekler. De ki: “Bütün övgüler Allah’a layıktır.” Hayır, çokları bunu idrak etmezler.
26
Göklerde ve yerde olanlar, Allah’ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan’dır, Övgüye Değer Yegâne Varlık’tır.
27
Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi deniz[1] daha ilave edilseydi, Allah’ın kelimeleri[2] tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir 1- Yedi sayısı çokluk bildirmektedir. Yani “çokça deniz” anlamına gelmektedir. 2- “Allah’ın kelimeleri” deyimi “Allah’ın takdir edilmiş hükümleri” demektir. Allah’ın “ol emri” ile yarattığı şeyleri ve yarat- ma gücünü ifade etmektedir. Allah’ın sonsuz ilmi ve gücü vurgulanmaktadır. Buna “Allah’ın sözleri” anlamı verilmesi doğru değildir.
28
Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra diriltilmeniz Allah için bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören’dir.
29
Allah’ın; geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirdiğini görmüyor musun? Güneş’i ve Ay’ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
30
Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir. Ve onların, O’dan başka yakardıkları ise kesinlikle gerçek dışıdır. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce’dir, Çok Büyük’tür.
Sonraki 4 ayet →