Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Ankebut 1 / 69
1
Elif. Lam. Mim.
Erhan Aktaş 29:1
2
İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden[1] bırakılacaklarını mı sanıyorlar.1- Samimiyet sınavından geçmeden, güçlerini, mallarını ve imkânlarını nasıl kullanacakları belli olmadan.
Erhan Aktaş 29:2
3
Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Erhan Aktaş 29:3
4
Yoksa kötülük yapanlar, Biz’den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!
Erhan Aktaş 29:4
5
Allah’a kavuşacaklarını[1] umanlar bilsinler ki, Allah’ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Bilen’dir.1- Allah tarafından iyi bir şekilde karşılanacaklarını.
Erhan Aktaş 29:5
6
Kim cihad[1] ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah,kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir.[2] 1- Allah yolunda içtenlikle çalışıp çabalarsa. Mücadele ederse. 2- Allah’ın kullarından yapmalarını ve uymalarını istediği her şey sadece kullarının yararı içindir.
Erhan Aktaş 29:6
7
İnanan ve salihatı yapanların kötülüklerini mutlaka örteceğiz ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
Erhan Aktaş 29:7
8
Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad[1] ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana’dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.1- Çaba harcarlarsa, gayret ederlerse.
Erhan Aktaş 29:8
9
İnanan ve salihatı yapanları da; kesinlikle salihlerin arasına katacağız.
Erhan Aktaş 29:9
10
Allah’a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini[1] Allah’ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb’lerinden bir yardım gelecek olsa[2], kesinlikle, “Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik.” diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir? 1- Baskı ve zulümlerini. 2- Bir zafer elde edilecek olunursa, ganimetten pay almak için.
Erhan Aktaş 29:10
11
Allah, elbette inananları bilir ve elbette kimlerin de münafık[1] olduğunu da bilir. 1- Nüzul sırasına göre, münafık sözcüğü ilk kez bu ayette geçmektedir. Münafık: “nfk” (nefeka), mastar olarak, tükenmek, bitmek, kalmamak demektir. Münafık, içten “bitmiş,” “ tükenmiş” ve imanı “kalmamış,” omurgasız, onursuz ve ikiyüzlü kimse demektir. “Münafık sözcüğü, tarla faresi ve Arap tavşanın durumu için kullanılan bir sözcüktür. Arap tavşanının ve tarla faresinin yer altında birçok yuvası bulunur. Bir tehlike söz konusu olduğu zaman, bu tehlikeye göre yuva değiştirirler. Birinde tehlike olunca diğerine geçerler. Münafık, İman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince mümin, işlerine gelince kâfir olan kimsedir.”
Erhan Aktaş 29:11
12
Gerçeği yalanlayan nankörler: inanlara: “Bizim yolumuza uyun, sizin hatalarınızı biz üstlenelim.” dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.
Erhan Aktaş 29:12
13
Onlar, elbette kendi yükleri ile birlikte onların yüklerini de mutlaka yüklenecekler. Kıyamet Günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekileceklerdir.
Erhan Aktaş 29:13
14
Ant olsun ki Biz, Nuh’u kavmine gönderdik. Onların içinde bin yıldan[1] elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı. 1- Bin yıl ifadesi, sayısal değer olarak “bin yıl” anlamına değil, deyim olarak “çok uzun zaman” anlamına gelmektedir. Uzun ömrünün elli yılı hariç, onların arasında kaldı anlamını ifade etmektedir.
Erhan Aktaş 29:14
15
Böylece Biz, onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık. Onu[1] cümle âleme bir ayet[2] yaptık. 1- Gemiyi veya olayı. 2- İbret, belge.
Erhan Aktaş 29:15
16
İbrahim, halka: “Allah’a kul olun ve O’na karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” demişti.
Erhan Aktaş 29:16
17
“Siz ise, Allah’tan başka, birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve yarattığınız putlarla[1] iftira ediyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, Allah’tan başka kulluk ettikleriniz, size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyleyse, rızkı Allah’tan isteyin. Ve yalnızca O’na kulluk edin. O’na şükredin. Eninde sonunda O’na döndürüleceksiniz.” 1- Taşlardan ve birtakım nesnelerden putlar yaparak; kendi ilahınızı kendiniz yaratıyorsunuz. Sonra da bu ilahları Allah’ın konumuna yükselterek, O’na iftira ediyorsunuz.
Erhan Aktaş 29:17
18
Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Rasullere düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir.
Erhan Aktaş 29:18
19
Onlar, Allah’ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah’a çok kolaydır.
Erhan Aktaş 29:19
20
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk[1] yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son yaratılışı da aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren’dir.” 1- Mevcut.
Erhan Aktaş 29:20
21
O, dilediği kimseye azap eder, dilediği kimseye de rahmet eder.[1] Ve O’na döndürüleceksiniz. 1- Azabı hak edeni azaplandırır, bağışlanmayı hak edeni de bağışlar.
Erhan Aktaş 29:21
22
Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz[1]. Sizin Allah’tan başka veliniz[2] ve yardımcınız yoktur. 1- Ne gökyüzünde ne de yeryüzünde Allah’ın hükmünden kurtulamazsınız. 2- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
Erhan Aktaş 29:22
23
Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenler; işte onlar, Ben’im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Erhan Aktaş 29:23
24
Sonra onun halkının cevabı: “Onu öldürün veya yakın!” demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir toplum için kesinlikle ayetler[1] vardır.1- Kanıtlar, işaretler, ibretler.
Erhan Aktaş 29:24
25
İbrahim: “Siz, dünya hayatında Allah’ı bırakarak, putları aranızda dostluk vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur.” dedi.
Erhan Aktaş 29:25
26
Bunun üzerine Lut, O’na[1] inandı. Ve dedi ki: “Ben, Rabb’im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir.” 1- İbrahim’e.
Erhan Aktaş 29:26
27
Biz O’na İshak’ı ve Yakup’u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece O’na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden[1] olacaktır. 1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
Erhan Aktaş 29:27
28
Hani Lut kavmine: “Siz, bu âlemde sizden önce yaşamış olanların hiçbirinin yapmadığı bir fahişeliğe1 yöneliyorsunuz.” demişti.1- Her türlü aşırılık. Homoseksüellik.
Erhan Aktaş 29:28
29
“Gerçekten siz; erkeklere yönelecek, yanlış yolu seçecek ve bir araya gelerek çirkinlik yapacak mısınız?” Kavminin yanıtı: “Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah’ın azabını bize getir.” demeleri oldu.
Erhan Aktaş 29:29
30
Lut: “Rabb’im! Bozgunculuk yapan kavme karşı bana yardım et.” dedi.
Erhan Aktaş 29:30