1
Ta, Sin. İşte bunlar[1] Kur’an’ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap’ın ayetleridir.[2] 1- Ta, Sin. 2- İşaretleridir, göstergeleridir.
2
İnananlar için doğru yola iletici ve müjdeleyicidir.
3
Onlar, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler.[1] Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.1- “Salatı ikame etmek, zekâtı vermek” terkip olarak, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah’a inanmak; kulluğu, Allah’a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
4
Hesap Günü’ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
5
Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, hesap gününde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.
6
Bu Kur’an, sana En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından indirilmektedir.
7
Hani Musa, yakınlarına: “Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim.” demişti.
8
Oraya gittiği zaman ona seslenildi: “Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve âlemlerin Rabb’ı olan Allah, Subhan’dır.[1]” 1- Yüceler yücesidir, eksikliklerden münezzehtir.
9
“Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah’ım.”
10
“Asanı bırak!” Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. “Ey Musa! Korkma, gerçekten Ben’im. Benim huzurumda rasuller korkmaz.”
11
“Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcıyım ve Rahmeti Kesintisiz Olan’ım.”
12
“Ve elini koynuna sok. Onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve kavmine dokuz ayet[1] ile git. Çünkü onlar fasık[2] bir toplum oldular.” 1- Uyarı, kanıt, belge. 2- Doğru yoldan sapmış.
13
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz[1] gelince, “Bu apaçık sihirdir.” dediler.1- Kanıt, işaret.
14
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek bile bile yalanladılar. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
15
Ant olsun ki Davud’a ve Süleyman’a bir ilim[1] verdik. İkisi de: “Tüm övgüler, bizi, inanan kullarının birçoğuna üstün kılan Allah’adır.” dediler. 1- Vahiy.
16
Süleyman, Davud’a mirasçı oldu[1]. Süleyman: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi[2]. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır.” dedi. 1- Davut’tan sonra onun yerine geçti. 2- Ses ve hareketlerinden ne demek istedikleri öğretildi.
17
Süleyman için, cinlerden1, insanlardan[1] ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler. 1- Görünen, görünmeyen; bilinen bilinmeyen, yabancı yerli kim varsa.
18
Nihayet Neml[1] vadisine geldikleri zaman, bir Neml’li: “Ey Neml’liler! Evlerinize girin, Süleyman ve orduları istemeyerek sizi kırıp geçirmesin.” dedi.1- Karınca.
19
Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümsedi. Ve “Ey Rabb’im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih[1] kullarının arasına kat.” dedi.1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
20
Süleyman kuş topluluğunu yokladı. Sonra: “Hudhud’u niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
21
“Kesinlikle ona bir ceza vereceğim. Ya da onu boğazlayacağım. Ya da bana mazereti ile ilgili bir belge getirecek.”
22
Çok geçmeden Hudhud geldi. Ve: “Senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den kesin doğru olan bir haber getirdim.” dedi.
23
“Kuşkusuz onlara yöneticilik yapan bir hanım buldum. Ona her şeyden verilmiş. Çok görkemli bir tahtı var.”
24
“Kendisini de toplumunu da, Allah’ın yerine Güneş’e teslimiyet içinde buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstere- rek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar.”
25
“Nasıl olur da göklerde ve yerde saklı olanı çıkaran, sizin sakladığınızı da açıkladığınızı da bilen Allah’a teslimiyet göster- mezler?”
26
“Allah ki, büyük arşın[1] sahibidir. O’ndan başka ilah yoktur.” 1- Mutlak egemenliğin.
27
Süleyman, Hudhud’a: “Bakacağız! Doğru mu söyledin yoksa yalan mı!” dedi.
28
“Bu mektubumu götür, onlara ilet. Sonra bir kenara çekilip ne tepki vereceklerini gözle.”
29
Sebe melikesi: “Ey ileri gelenler! Bana çok şerefli bir mektup bırakıldı.” dedi.
30
“O, Süleyman’ın mektubudur. Rahmeti Bol ve Kesintisiz Allah’ın adıyla başlıyor.”
Sonraki 30 ayet →