1
Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
2
Onlar, salatlarında[1] huşu[2] içinde olan kimselerdir.1- Namazlarında. Allah’a yönelmelerinde. 2- Allah’a karşı içten saygı duyan, içtenlikli, canı gönülden Allah’a yönelen, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlılık içinde olan.
3
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
4
Ve onlar, zekât için[1] çalışanlardır.1- Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.
5
Ve onlar, ırzlarını[1] korurlar.1- İffet, namus, şeref.
6
Eşleri veya sağ ellerinin sahip oldukları hariç kimse ile ilişkiye girmezler.[1] Bundan dolayı da kınanmazlar.[2] 1- “Ma meleket eymanuhum,” “sağ ellerinizin sahip oldukları” anlamında bir deyimdir. Bu deyim; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar ve savaş- ta esir alınanlar anlamlarına gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek, sahip olunan savaş esirleri ile ancak nikâh yapılarak ilişkiye girile bilineceğidir. Kur’an; kim olursa olsun, nikâh yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle “nikâhsız her birliktelik” zinadır. “Sağ elin sahip olduğu” veya “antlaşma yoluyla sahip olunan” deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikâh sözleşmesini bulundurmak, nikâh sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusu yapılan husus, ilişkide nikâhın şart görülmesidir. 2- Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette “ve” değil “veya” bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya sağ ellerinin sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi, hem de sağ elinin sahip olduğu ile aynı anda değil.
7
Kim bunun ötesinde[1] bir şey isterse, işte onlar haddi aşanlardır.1- Nikâhlı evliliğin dışında.
8
Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.
9
Onlar, salatlarını[1] koruyan kimselerdir.1- Allah’a yönelmeyi, O’na tabi olmayı, ibadet ve kulluklarını.
10
İşte onlar varis[1] olanlardır.1- Cennet nimetlerine sahip.
11
Onlar, Firdevse[1] varis olacaklar ve orada sürekli kalacaklardır.1- Muhteşem, harika cennet.
12
Ant olsun ki, insanı çamurun özünden yarattık.[1] 1- Ant olsun insanı hülasadan/özden/süzülmüş/seçilmiş çamurdan yarattık.
13
Sonra onu güvenli ve sağlam bir mekanda[1] bir nutfe[2] kıldık.1- Rahimde. 2- Sperm/Hayat kaynağı.
14
Sonra nutfeyi[1] bir alaka[2] olarak yarattık. Alakayı da mudğa[3] olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.1- Spermi. 2- Rahim duvarına asılı. 3- Cenin
15
Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.
16
Sonra kuşkusuz siz Kıyamet Günü diriltileceksiniz.
17
Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz[1] değiliz.1- Her şey kontrolümüz altındadır.
18
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik.[1] Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.1- Denizler, göller, nehirler…
19
Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri[1] meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok mey- ve çeşitleri vardır.1- Bağlar ve bahçeler.
20
Tûr-i Sinâ’da[1], yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç[2] yetiştirdik.1- Mübarek dağ. Bereket dağı. Aynı zamanda mübarek yani nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren bereketli dağ, diğer bir deyimle bereketli topraklar anlamına da gelen bu sözcüğe “Sina Dağı” anlamı vermek doğru değildir. 2- Zeytin ağacı.
21
Hayvanlardan da sizin için alınacak derseler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.
22
Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.
23
Ant olsun ki Biz, Nuh’u toplumuna gönderdik. “Ey halkım! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. Hala takva[1] sahibi olmayacak mısınız?” dedi. 1- Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
24
Bunun üzerine halkından gerçeği yalanlayan nankörlerin meleleri:[1] “Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah elçi göndermek isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık.” dediler.1- İleri gelenleri; güç ve imtiyaz sahibi seçkinleri.
25
“O ancak cinlenmiş bir adamdır. O halde kesinlikle bir süre[1] bekleyin.” 1- Cinnetti geçinceye kadar.
26
Nuh: “Rabb’im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.
27
Bunun üzerine Biz, ona: “Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap.” diye vahyettik. Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı[1] zaman hemen ona[2] her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini[3] bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında benden bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır. 1- Bu bir deyimdir; “sular yerden fışkırmaya başladığı” zaman anlamına gelmektedir. 2- Gemiye. 3- Sana inanları. Seninle birlikte olanları.
28
Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: “Zalim kavimden bizi kurtaran Allah’a hamd olsun.” de.
29
Ve de ki: “Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın.”
30
Bunda kesinlikle âyetler[1] vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız. 1- Kanıtlar, ibretler, göstergeler.
Sonraki 30 ayet →