1
İnsanlar için hesap vakti[1] yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar. 1- Hesap, ölümle birlikte başlamaktadır. Zira ölen insan için hesap başlamış demektir. Ölü için zaman durmaktadır. Allah’a göre ise zaten zaman diye bir şey yoktur. Ölen kimse için, kendi ölümü ile kıyametin kopması arasında zaman farkı yoktur. Deyim yerinde ise, ölmesi ile dirilmesi bir olmaktadır. Her bir insan için “vaktin yaklaşması” bu şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıdan, bu nasıl bir vakit yaklaşmasıdır ki yüz yıllar geçmesine rağmen bir türlü gelmedi düşüncesi yanlıştır. Ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması aynı şeydir. (20/Taha, 100-104; 10/Yunus, 45; 30/Rum, 55-56)
2
Rabb’lerinden, kendilerine gelen her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.
3
O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?” diyorlar.
4
“Rabb’im, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Bilen’dir. ” dedi.
5
“Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, belki de o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir âyet[1] getirsin.” dediler.1- Kanıt, mucize.
6
Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir topluluk, iman etmemişti.Şimdi bunlar mı iman edecekler? [1] 1- Daha önce mucize gösterdiğimiz toplumlar, buna rağmen inanmadılar, bunlara mucize gösterecek olsak bunlar da inanmayacaklar.
7
Bizim, senden önce gönderdiklerimiz de ölümlü kimselerden başkası değildi. Yalnızca onlara vahyettik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline[1] sorun. 1- Geçmiş vahyin mensuplarına. Kitap ehline.
8
Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan bir varlık yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.
9
Sonra onlara verdiğimiz söze bağlı kaldık. Onları ve dilediğimiz kimseleri[1] kurtardık. Aşırı gidenleri ise yok ettik. 1- Uygun gördüklerimizi. Kurtulmayı hak edenleri.
10
Ant olsun ki, gerçekten içinde sizin öğüdünüz[1] olan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız? 1- Sizin için bildirdiğimiz, yapmanız ve sakınmanız gereken bilgiler./ Sizin öğüt kitabınız.
11
Ve Biz, zalim olan kentlerden nicelerini kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka bir toplum getirdik.
12
Öyle ki onlar azabımızı hissettikleri zaman, ondan kaçmaya çalışıyorlardı.
13
Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.
14
“Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz.” dediler.
15
Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.
16
Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.
17
Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.
18
Aksine, Biz; Hakk’ı, Batıl’a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.
19
Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O’nun yanında bulunanlar O’na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
20
Gece-gündüz ara vermeksizin tesbih[1] ederler. 1- Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah’ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah’ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
21
Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de, ölüleri onlar mı diriltecek?
22
Eğer ikisinde[1] de Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb’i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.[2] 1- Göklerde ve yerde. 2- Allah’a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
23
O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
24
Yoksa O’ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Burhanınızı getirin.[1] Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür.” Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir. 1- İlahi rehberlik. Allah’tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
25
Senden önce hiçbir rasul yoktur ki, kendisine, “Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk edin.” diye vahyetmiş olmayalım.
26
Ve onlar: “Rahman çocuk edindi.” dediler. O, bundan münezzehtir.[1] Onlar[2], ikram olunmuş[3] kullardır. 1- Allah’a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. 2- Melekler. 3- Şerefli kılınmış.
27
Onlar[1], O’nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O’nun buyruğuna uyarlar. 1- Melekler.
28
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat[1] edemezler. Onlar, O’na duydukları derin saygıdan titrerler. 1- Yardım.
29
Onlardan[1] kim, “O’nun yani sıra ben de ilahım.” derse, işte o zaman onu Cehennem’le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.1- Meleklerden.
30
Gerçeği yalanlayan nankörler; bitişik olan gökerli ve yeri ayırdığımızı, suyu hayat kaynağı kıldığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen hala inanmıyorlar mı? [1] 1- Çevirilerde, bu ayete; “Gökler ve yer daha önce bitişikti de biz onları ayırdık, her canlıyı da sudan yarattık.” şeklinde anlam verilmektedir. Bunun nedeni; ayette, “bitişik” anlamına gelen “ratkan” sözcüğü ile yine “ayırma” anlamına gelen “tanka” sözcüğünün birincil anlamları olan “bitişik” ve “ayırma” sözcüklerinin gerek bağlamları, gerek cümle içinde taşıdıkları ve anlamları dikkate alınmamış olmasıdır. Böyle olunca da yanılgıya düşmüşlerdir. Öyle ki bu çevirilere göre ayet, muhatap aldığı kimselere yerin ve göğün daha önce bitişik olduğunu neden görmediklerini sormaktadır. Böyle bir soru, soru olarak doğru değildir. Bu sorunun cevabını, sorulanlar nasıl bilebilsinler ki?” Öyle ya, “Dünya’nın daha önce bitişik olduğunu ve daha sonra ayrıldığını” o insanlar nasıl görüp bilebilsinler ki? Bu da yetmiyormuş gibi, tefsir kitaplarımız bu ayetin, evrenin nasıl yaratıldığını anlattığını iddia etmekte ve bunun “big-bang teorisi”ni ifade ettiğini söylemektedirler. Oysaki Rabb’imiz, bizzat tanıklık edilen bir durumdan söz etmektedir. Denilmektedir ki, “Bir çatlağı ve yarığı olmadığı halde gökten yağmurun yağdığını ve kurumuş olan yerin de bu su ile yarılıp canlı varlıklar bitirdiğini anlatmaktadır.
Sonraki 30 ayet →