2
Rabb’inin, kulu Zekeriya’ya rahmetinin zikridir.[1] 1- Öğüdüdür.
3
O, içten bir seslenişle Rabb’ine seslenmişti.
4
“Rabb’im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb’im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı.
5
Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır oldu. Onun için bana katından bir veli[1] bağışla.1- Yerime geçecek, destekleyici, yardımcı, yandaş birini lütfet.
6
Bana ve Yakub soyuna mirasçı olsun. Rabb’im, onu hoşnut olunan kıl.”
7
Ey Zekeriya! Biz, sana ismi Yahya olan ve daha önce dengi[1] görülmemiş bir delikanlı müjdeliyoruz.1- Ayette geçen “semiyyen” sözcüğü, “adaş” olarak çevirilere konu edilmektedir. Oysaki bu surenin 65. ayetinde de görüldüğü gibi “denk” anlamına gelmektedir.
8
“Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir delikanlı çocuğum olabilir?” dedi.
9
“Doğrusun, ne var ki senin Rabb’in böyle olmasını buyurdu.” Ve “Bu Benim için kolaydır. Bundan önce de seni, sen hiçbir şey değilken yarattım.” dedi.
10
“Rabbim! Bana bir âyet[1] ver!” dedi. “Senin ayetin[2], aralıksız üç gece[3] insanlarla konuşmamandır.”[4] buyurdu. 1- Ne yapmam gerektiği konusunda bana bir yol göster. 2- Yapman gereken şey. 3- Üç gün, üç gece.(Al-i İmran, 41). 4- Başka bir şeyle meşgul olmaksızın üç gün boyunca yalnızca Rabb’ini anarak, O’na şükrederek geçir.
11
Bunun üzerine mihraptan[1] halkın karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam[2] tesbih[3] etmelerini vahyetti.[4] 1- İbadethaneden. 2- “Sabah akşam” bir deyimdir ve “bütün bir gün, gün boyunca, devamlı” anlamına gelmektedir. 3- Allah’ı tesbih etmek; O’nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. 4- İşaret diliyle.
12
“Ey Yahya! Kitap’ı kuvvetlice tut.”[1] O henüz çocukken ona hikmet[2] verdik.1- Onun buyruklarına samimiyetle uy. 2- Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.
13
Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekât[1] verdik. Ve o, takva[2] sahibi oldu. 1- Arınma, temizlik. 2- Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
14
Anne ve babasına karşı birr[1] sahibiydi. Karşı çıkan ve asilik eden biri değildi. 1- Hayır, iyilik, bağış, itaat, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, sevgi.
15
Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selâm olsun.
16
Kitap’ta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmişti.
17
Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti.[1] O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.[2] 1- Onlardan ayrı bir yere çekildi. 2- Göründü. (Sözcüğün birincil anlamı olarak, “örnek verme” anlamına gelen “temessül” sözcüğü bu ayette, sözcüğün diğer bir anlamı olan ve “benzemeyi” ifade eden “göründü” anlamıyla kullanılmıştır.)
18
“Senden Rahman’a sığınırım. Eğer sen takva[1] sahibi isen benden uzak dur” dedi. 1- Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
19
“Ben sadece sana tertemiz bir oğul bağışlamak için senin Rabb’inin elçisiyim.” dedi.
20
“Benim nasıl bir çocuğum olabilir? Bana bir beşer dokunmamışken. Ve ben iffetsiz değilim.” dedi.
21
Elçi: “İşte böyle.” dedi. Rabbin: “O Bana kolaydır. Onu, insanlara bir âyet[1] ve Bizden bir rahmet kılacağız.” buyurdu. Bunun böyle olması karara bağlanmıştır.1- Mucize.
22
Ona hamile kaldı ve gözden uzak bir yere çekildi.
23
Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sığınmaya mecbur etti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.” dedi.[1] 1- Bu sözler, doğum sancısı nedeniyle söylenmiş sözler değil, hamileliğinin izahını nasıl yapacağını bilememenin verdiği sıkıntıyı ve üzüntüyü ifade eden sözlerdir.
24
Sonra aşağısından, ona “Üzülme.” diye bir ses geldi: “Rabb’in,senin alt tarafında[1] olanı şerefli[2] kılmıştır. 1- Rahminde. 2- “Seriyy” sözcüğü, ark, dere, suyolu gibi anlamlara geldiği gibi; soylu, şerefli, değerli, seçkin, cömert, her şeyin iyisi, önder gibi anlamlara da gelmektedir. Bu ayetin çevirisinin, genellikle bu sözcükten hareketle; “Rabb’in alt tarafından bir su arkı akıttı” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Meryem’in çaresizliğinin ve üzüntüsünün gereksizliğini ifade eden ve onu teselli edecek bir seslenişle: “Üzülme, sen çok şerefli, çok değerli, her şeyin en iyisi olan ve önder bir çocuk doğuruyorsun.” denmek istenmektedir.
25
Hurma ağacını silkele. Üzerine taze hurmalar dökülsün.
26
“Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer bir kimseyle karşılaşırsan; ben Rahman’a oruç adadım,[1] bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de.” 1- Konuşmama orucu.
27
Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın.”
28
“Ey Harun’un kız kardeşi![1] Doğrusu senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi.” 1- “Harun’un Kız kardeşi” hitabından kasıt, “Ehli Harun/Harun ailesine” mensubiyetten kinayedir.
29
Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.[1] 1- Anlam zorlamaları ile bu ayeti, “İnsanlar onu henüz genç bularak, “Biz daha dünkü çocukla nasıl konuşalım?” şeklinde açıklamak doğru değildir. Hz. İsa’nın beşikte konuşması gerçektir. 21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz İsa’nın beşikte iken konuştuğunu başka ayetler de bildirmektedir.(3/Âl-i İmran, 46; 5/Mâide, 110)
30
Beşikteki çocuk: “Kuşkusuz ki ben Allah’ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni Nebî yaptı.[1]” dedi. 1- Bu cümle, geçmiş zaman kipiyle “Bana Kitap verdi ve beni Nebî yaptı.” şeklinde ifade edilmişse de; anlam olarak, “ Bana Kitap vermeyi ve beni Nebî yapmayı hükme bağladı/kararlaştırdı.” şeklinde anlaşılmalıdır. Beşikteki bir çocuğa Kitap ve Nebîlik verilmeyeceğinden hareketle, Hz. İsa’nın toplumunun yanına döndüğünde genç yaşta bir delikanlı olduğu, “beşikteki çocuk” deyiminin “daha dünkü çocuk” anlamında onu hafife almak amacıyla söylendiği şeklindeki görüş bizce isabetli değildir.
Sonraki 30 ayet →