Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Kehf 1 / 110
1
Hamd[1], kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap’ı indiren Allah’a aittir.1- Övgü.
Erhan Aktaş 18:1
2
Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan müminlere, en iyi karşılığın[1] onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.1- Cennetin.
Erhan Aktaş 18:2
3
Onlar, orada ebediyen kalıcıdırlar.
Erhan Aktaş 18:3
4
Ve “Allah, çocuk edindi.” diyenleri uyarmak için.
Erhan Aktaş 18:4
5
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur.Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Erhan Aktaş 18:5
6
Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Erhan Aktaş 18:6
7
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye,yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Erhan Aktaş 18:7
8
Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.
Erhan Aktaş 18:8
9
Yoksa sen, Kehf ve Rakim[1] Ashabı’nın Bizim en şaşılacak ayetlerimizden[2] olduklarını mı sandın? 1- Mağara ve Yazıt/kitabe/yazılı levha arkadaşlarının. 2- Mucize, ibret, kanıt.
Erhan Aktaş 18:9
10
Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi:“Rabb’imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet.
Erhan Aktaş 18:10
11
Böylece onları yıllar yılı dış dünyadan habersiz yaptık.
Erhan Aktaş 18:11
12
Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık.
Erhan Aktaş 18:12
13
Biz, sana onların hikâyesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz.Kuşkusuz onlar, Rabb’lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti[1] arttırdık. 1- Doğru yola yönelme bilinçlerini arttırdık.
Erhan Aktaş 18:13
14
Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek[1]: “Bizim Rabb’imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb’idir” dediler. Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz. 1- Müşrik yönetime başkaldırarak.
Erhan Aktaş 18:14
15
İşte bunlar, O’ndan başka ilahlar edinen bizim halkımızdır.Onların ilahlığını gösteren açık bir yetki belgesi getirselerdi ya! Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?
Erhan Aktaş 18:15
16
Mademki onlardan ve Allah’tan başka kulluk ettikleri şeylerden ayrılmayı tercih ettiniz, o halde mağaraya sığının ki, Rabb’iniz size rahmetini açsın ve size destek olarak işlerinizi kolaylaştırsın.
Erhan Aktaş 18:16
17
Onlar geniş bir alanda bulunurlarken, Güneş’in doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, battığı zaman da onların sol yanlarından geçtiğini görürsün. Bu Allah’ın âyetlerindendir.[1] Allah, kime doğru yola iletirse[2], işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de delalette bırakırsa[2], artık sen ona yol gösterecek bir yardımcı ve yol gösterici bulamazsın. 1- Mucizelerindendir. 2- Uygun gördüğünü. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapa- nı da doğru yola iletir, demektir.Kim delalette kalmayı hak ederse.
Erhan Aktaş 18:17
18
Onlar, uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.
Erhan Aktaş 18:18
19
Ve böylece birbirlerine sorsunlar diye onları canlandırdık. Onlardan biri şu soruyu sordu: “Ne kadar kaldınız?” “Bir gün veya günün bir bölümü kadar.” dediler. Kimisi de: “Ne kadar kaldığınızı Rabb’iniz daha iyi bilir.” dediler. Sizden birisini, gümüş paranızla şehre gönderin. Hangi yiyeceği seviyorsanız ondan yiyecek getirsin. Ve sizi kimseye sezdirmemeye dikkat etsin.
Erhan Aktaş 18:19
20
Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine[1] döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.1- Yol, sünnet, inanç sistemi, uygarlık, yaşam biçimi.
Erhan Aktaş 18:20
21
Böylece, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o saat[1] hakkında hiç kuşku olmadığını bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı.” Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb’leri, onları daha iyi bilir.” dediler. Düşünceleri kabul edilenler: “Onların üzerlerine bir mescid[2] yapalım.” dediler.1- Kıyamet. 2- Tapınak
Erhan Aktaş 18:21
22
Hiçbir bilgiye sahip olmadan, “Onlar üç kişidir, dördüncüsü köpekleridir.” diyecekler, “Beş kişidir, altıncısı köpekleridir.” diyecekler, “Yedi kişidir, sekizincisi köpekleridir.” diyecekler. De ki: “Onların sayılarını Rabb’im daha iyi bilir. Onları pek az kimseden başkası bilmez .” Onlar hakkında, Kur’an’ın verdiği bilgi dışına onlarla tartışma. Onlar hakkında tartışan hiç kimseden de bir açıklama isteme.
Erhan Aktaş 18:22
23
Hiçbir şey için, “Ben, yarın bunu kesinlikle yapacağım.” deme.
Erhan Aktaş 18:23
24
Ancak, Allah’ın dilemesiyle yapacağım de. Ve unuttuğun zaman Rabb’ini an. Ve “Umulur ki Rabb’im beni en doğru olanı yapmaya yöneltir.” de.
Erhan Aktaş 18:24
25
Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler.[1] 1- Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.
Erhan Aktaş 18:25
26
De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir.” Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O’na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O’dur! Onlar için O’ndan başka veli[1] yoktur. O, hüküm- ranlığına[2] kimseyi ortak etmez.1- Sahip çıkacak, yardım edip koruyacak. 2- Egemenliğine, gaybı bilme gücüne.
Erhan Aktaş 18:26
27
Ve sen, Rabb’inin Kitap’ından sana vahyedileni oku! O’nun kelimelerini[1] değiştirecek yoktur. O’ndan başka sığınılacak da bulamazsın.1- Takdir edilmiş hükmünü. “Allah’ın kelimeleri” deyimi “Allah’ın sözleri” anlamını değil, yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah’ın sonsuz ilimi ve gücünü vurgulamaktadır.
Erhan Aktaş 18:27
28
Sabah akşam[1] O’nun yoluna yönelerek, Rabb’ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini[2] zikrimizden gafil kıldığımız[3], tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.1- Her zaman, sürekli, gün boyu. 2- Kavrama ve düşünme yetisini.3- Öğütlerimizi umursamayanları.
Erhan Aktaş 18:28
29
De ki: “Hakk[1] Rabb’inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin.” Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.1- Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj.
Erhan Aktaş 18:29
30
Gerçek şu ki; iman edip sâlihâtı[1] yapanlara gelince; Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Erhan Aktaş 18:30