1
Kuşkusuz Biz[1] sana kevseri[2] verdik.1- Kur’an’daki “Biz” sözcükleri çokluğu değil, “yüceliği”, “gücü”, “büyüklüğü” ifade etmektedir. Bütün dillerde gücü elinde bulunduran kimseler, kendi “güç ve üstünlüklerinden” söz ederken, beyanlarında ve talimatlarında “biz” zamirini kullanmaktadırlar. Allah’ın zatından ve uluhiyetinden(ilahlık niteliklerinden) söz eden ayetlerin tamamında “ene”, “inni” (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. 2- Pek çok hayırlı ve güzel nimetleri, Kur’an’ı. Kevser, sözcük olarak çokluk demektir. Bu çokluk, “sayısal” şeyler için olabileceği gibi; değerli olma, önemli olma gibi şeyler için de olabilir.
2
O halde Rabb’in için salat[1] et ve zorlukları göğüsle.[2] 1- İbadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inan ve şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönel, yalnız O’ndan iste, azim ve kararlılıkla O’nun yolunu sürdürmeyi devam et. 2- Çevirilerin ayette geçen “venhar” sözcüğüne “kurban kes” anlamını vermeleri, ayetin bağlamını dikkate almamaktan kaynaklanan bir yanılgıdır. Surenin vahyedildiği dönem ve koşullar dikkate alındığında “kurban kesmekten” söz etmenin mümkün olmayacağını da anlamak gerekir. Nahr, sözcük olarak, “göğüs, gerdan, göğüslemek, deveyi göğsünden kesmek, elleri göğse değdirmek gibi anlamlara gelmektedir. “Nahr” sözcüğü, burada “göğüslemek, göğüs germek” anlamına gelmektedir.
3
Kuşkusuz o sana buğzeden[1], sonu olmayanın ta kendisidir.[2] 1- Nefret eden, kin besleyen. 2- Sonu ebter/beter olacak olandır. Sonu kötü olacak olan odur.