1
Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar Hakim [1] Kitap’ın ayetleridir. 1-Sağlamca korunmuş, tutarlı/çelişkisiz kitap.
2
İçlerinden birine: “İnsanları uyar ve iman edenlere Rabb’leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu apaçık bir büyücüdür.” dediler.
3
Rabb’iniz, o Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde [1] yarattı; sonra arşa istvâ [2] etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O’nun izni olmadan [3] hiçbir şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb’iniz olan Allah’tır. Öyleyse O’na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız? 1-Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde. 2-Arşa yöneldi, arşa yasalarını koydu, arşı yönetimi altına aldı. 3-Şefaatin olması için Allah’ın birilerine şefaat yetkisi/müsaadesi vermesi gerekir. Ayet, müşriklere cevaben, Allah’ın kimseye böyle bir yetki/izin vermediğini ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, Allah, kimseye iznin/ yetki vermemiş ki birileri şefaat edebilsin, denmektedir. Ayetten, birilerine şefaat izni verebileceği anlamını çıkarmak, Kur’an’ın birçok ayetine göre kesinlikle şirktir. (2/Bakara, 48, 123)
4
Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın sözü haktır. O, mahlûkatı [1] önce yaratır, sonra iman edip sâlihâtı yapanlara [2] adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Gerçeği yalanlayıp nankörlük edenler ise küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır. 1-Yaratılmışları. 2-Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
5
Güneş’i bir ziya [1], Ay’ı bir nur [2] yapan ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için menziller [3] belirleyen O’dur. Allah, bunları ancak hakk ile yaratmıştır. O, bilen bir kavim için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklamaktadır. 1- Işık, ışın. 2- Aydınlık. 3- Evreler.
6
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın yarattığı göklerde ve yerde, takva sahibi [1] bir topluluk için nice ayetler [2] vardır. 1- Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan. 2- Gösterge, kanıt.
7
Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler…
8
İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.
9
İman edip, sâlihâtı yapanlara [1] gelince, imanlarından dolayı Rabb’leri onları doğru yola iletir ve içlerinden ırmaklar akan Na’im Cennetlerine koyar. 1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek
10
Onların, oradaki duası: “Ey Allah’ım! Seni tesbih [1] ederiz.” Onların temennileri, “Selam”dır.[2] Dualarının sonu ise: “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” dur. 1- Yüceliğini takdir ederiz. 2- Esenlik ve güvendir.
11
İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.
12
İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsrüflere [1], yaptıkları şey böyle süslü gösterilmiştir. 1- Haddi aşanlara.
13
Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, rasulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.
14
Sonra, onların arkasından, yeryüzünde sizi halifeler yaptık ki bakalım nasıl davranacaksınız.
15
Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman, onlar: “ Ya bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir. ” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb’ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”
16
De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
17
Uydurduğu yalanı Allah’a dayandıran veya O’nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? O, suçluları kurtuluşa erdirmez.
18
Onlar, Allah’ın yanı sıra bir de kendilerine, ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve “Bunlar, Allah’ın katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “Allah’a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koştuklarından Münezzehtir [1] ve Çok Yücedir. 1- Allah’a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
19
İnsanlar, sadece tek bir ümmetti. Sonra anlaşmazlığa düştüler. Şayet Rabb’inin katında önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen karar verilirdi.
20
“Ona Rabb’inden bir ayet [1] indirilmeli değil mi!” diyorlar. Deki: “Gayb yalnızca Allah’a aittir. Artık bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” 1- Mucize, kanıt.
21
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet tattırdığımız zaman, ayetlerimize karşı hemen plan yapmaya kalkışırlar. De ki: “Plan yapmada Allah daha seridir.” Elçilerimiz, yaptığınız tüm planları kaydetmektedirler.
22
Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki siz gemide iken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah’a has kılarak: “Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız.” diye dua ederler.
23
Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.
24
Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada; geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir kavim için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
25
Allah, selam [1] diyarına çağırır. Dilediği [2] kimseyi dosdoğru yola iletir. 1- Esenlik ve güven yurdu. 2- Uygun gördüğünü. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir.
26
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
27
Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah’ın cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur. Yüzleri geceden daha kara bir parçayla örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
28
O gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk koşanlara, “Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun.” diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: “Siz, bize kulluk etmiyordunuz.”
29
Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Doğrusu, sizin bize kulluğunuzdan haberimiz yoktu.
30
İşte orada, herkes ne yapmışsa onu bulur. Gerçek mevlaları [1] olan Allah’a döndürülmüş olarak. Uydurdukları şeyler ise kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar. 1- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah’tır. Allah’tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.
Sonraki 30 ayet →