1
(Kıyamet) saat(i) yaklaştı ve ay yarıldı (ve birleşti). [bk. 16/1; 21/1; 33/63; 81/1-2]
2
Onlar (müşrikler) bir delil (mucize) görseler de yine yüz çevirirler: “(Bu,) devam edegelen bir sihirdir.” derler.
3
(Peygamber’i) yalanladılar, hevâ ve heveslerine uydular. Halbuki her iş kararlaştırılmış (Allah’ın dilediği gibi gerçekleşecek)tir.
4
4-5 Andolsun ki onlara içinde (ibret alıp da kendilerini küfür ve inattan) alıkoyacak şeyler, üstün hikmet bulunan haberlerden niceleri gelmiştir. Fakat (onlara gelen) uyarılar (kendilerine) hiç fayda vermiyor. [bk. 10/101]
5
4-5 Andolsun ki onlara içinde (ibret alıp da kendilerini küfür ve inattan) alıkoyacak şeyler, üstün hikmet bulunan haberlerden niceleri gelmiştir. Fakat (onlara gelen) uyarılar (kendilerine) hiç fayda vermiyor. [bk. 10/101]
6
O halde (Resûlüm!) Davet edici (İsrafil’in) görülmemiş müthiş bir şeye (yeniden dirilmeye) çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.
7
Gözleri, (korkudan yere) eğik bir halde kabirlerden çıkarlar. Onlar tıpkı (etrafa) yayılan çekirgeler gibidirler.
8
O çağırıcıya (boyunlarını uzatıp) koşarlarken kâfirler (o zaman içlerinden): “Bu çok çetin bir gündür!” derler.
9
(Resûlüm!) Bunlardan önce Nuh kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalancı saydılar ve “mecnun” dediler. O, (yapılan eziyetle davetten) alıkonulmuştu.
10
Bunun üzerine Rabbine: “(Yâ Rab!) Doğrusu ben yenildim, bana yardım et!” diye yalvardı.
11
Biz de şarıl şarıl dökülen bir su ile semanın kapılarını açtık.
12
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık. (Her iki) su, (helakleri) takdir edilmiş bir emir üzerinde birleşiverdi.
13
Onu (kulumuz Nuh’u) da tahtalar ve mıhlar(la yapılmış gemi) üzerinde taşıdık.
14
(O gemi, kendisine) nankörlük edilmiş bulunan (kulumuz)a bir mükâfat olarak, gözlerimiz önünde akıp gidiyordu.
15
Andolsun ki biz, bunu, bir işaret (ve ibret) olarak bıraktık; hani düşü-n(üp ibret al)an (yok mu)? [krş. 29/15; 36/41; 69/11-12]
16
Benim azabım ve uyarmalarım nasılmış?
17
Andolsun ki biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani düşünüp öğüt alan (yok mu)? [bk. 19/97]
18
Âd (kavmi de) yalanladı. Fakat azabım ve uyarmalarım nasılmış (anladılar).
19
Biz, onların üstüne uğursuz mu uğursuz (saydıkları) bir günde dondurucu bir fırtına gönderdik.
20
O (fırtına), insanları, sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi (yerlerinden) koparıp atıyordu.
21
İşte benim azabım ve uyarmalarım nasılmış (gördüler)!
22
Andolsun ki biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani düşünüp öğüt alan (yok mu)?
23
23-24-25. Semûd (kavmi) de uyarıcıları (peygamberlerini) yalanladı: “Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz, bir sapıklık ve bir delilik etmiş oluruz. Zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Doğrusu o şımarık ve aşırı yalancıdır.” dediler.
24
23-24-25. Semûd (kavmi) de uyarıcıları (peygamberlerini) yalanladı: “Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz, bir sapıklık ve bir delilik etmiş oluruz. Zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Doğrusu o şımarık ve aşırı yalancıdır.” dediler.
25
23-24-25. Semûd (kavmi) de uyarıcıları (peygamberlerini) yalanladı: “Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz, bir sapıklık ve bir delilik etmiş oluruz. Zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Doğrusu o şımarık ve aşırı yalancıdır.” dediler.
26
(Salih’e dedik ki:) “Yarın onlar şımarık ve aşırı yalancı kimmiş, bilecekler.”
27
Doğrusu biz, onlara bir imtihan olmak üzere o dişi deveyi (bir mucize olarak) gönderenleriz. (Şimdi sen) onları gözetle ve (eziyetlere) sabret.
28
Hem de onlara (kuyudan içecekleri) suyun, (o dişi deve ile) aralarında (gün aşırı nöbetle) taksim edilmiş olduğunu haber ver. Su sırası gelen herkes hazır bulun(up suyunu al)sın. [bk. 26/155]
29
(Bir müddet bu nöbetleşme emrine uydular.) Nihayet (Kudar b. Sâlif adındaki) arkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) aldı ve (o deveyi ayağından biçerek) devirip öldürdü.
30
Ama benim azabım ve uyarılarım(ın sonu onlara) ne biçim oldu (düşünün!)
Sonraki 25 ayet →