1
1-2 İnen yıldıza/“peyderpey inen Kur’an’a” andolsun ki arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve (batıla inanıp) azmadı da.
2
1-2 İnen yıldıza/“peyderpey inen Kur’an’a” andolsun ki arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve (batıla inanıp) azmadı da.
3
O arzusuna göre konuşmaz. [krş. 69/43-47]
4
O(nun sözleri/hükümleri ilhamdan) vahiyle bildirilenden (ve vahye uygunluktan) başkası değildir. (Peygamberimiz’e vahiyle bildirilenler Kur’an olup bunun dışındaki emir, nehiy, tavsiye ve ikrarları ise hadislerdir.)
5
5-6-7 Ona bunları müthiş kuvvetleri olan (Cebrail) öğretti. (Hem de) o güzel (bir) heybete sahiptir ki en yüksek ufukta iken kendi suretinde doğruldu (Resûl’e göründü). [bk. 81/19-21]
6
5-6-7 Ona bunları müthiş kuvvetleri olan (Cebrail) öğretti. (Hem de) o güzel (bir) heybete sahiptir ki en yüksek ufukta iken kendi suretinde doğruldu (Resûl’e göründü). [bk. 81/19-21]
7
5-6-7 Ona bunları müthiş kuvvetleri olan (Cebrail) öğretti. (Hem de) o güzel (bir) heybete sahiptir ki en yüksek ufukta iken kendi suretinde doğruldu (Resûl’e göründü). [bk. 81/19-21]
8
Sonra (Cebrail ona) yaklaştı, (aşağı doğru) sarktı.
9
9-10 Aradaki mesafe; (üst üste getirilen) iki yay kadar, hatta daha yakın oldu da, o sırada (Allah’ın) vahyettiği şeyi, kuluna vahyetti.
10
9-10 Aradaki mesafe; (üst üste getirilen) iki yay kadar, hatta daha yakın oldu da, o sırada (Allah’ın) vahyettiği şeyi, kuluna vahyetti.
11
(Peygamber’in gözünün) gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
12
Onun gördükleri hakkında tartışıyor musunuz?
13
13-14 Andolsun ki onu (Cebrail’i), diğer bir kere (Mi’râç’tan dönüşte) Sidre-i Müntehâ’nın (yedinci semanın) yanında gördü.
14
13-14 Andolsun ki onu (Cebrail’i), diğer bir kere (Mi’râç’tan dönüşte) Sidre-i Müntehâ’nın (yedinci semanın) yanında gördü.
15
O Cennetü’l-Me’vâ (takvâ sahiplerinin ve şehitlerin ruhlarının barındığı cennet) de onun yanındadır. (Adı geçen Sidre-i Müntehâ, son ağaç demek olup madde âleminin ve onlara ait ilmin son bulduğu noktadır. Bundan sonrası Allah’ın gayb âlemidir.)
16
O (gördüğü) zaman Sidre’yi, onu bürümekte olan bürüyordu.
17
(Peygamber’in) göz(ü gördüğünden) kaymadı ve sınırı aşmadı.
18
Andolsun ki o, Rabbinin en büyük âyetlerinden (delillerinden) bir kısmını gördü. [bk. 20/23]
19
19-20 Bana haber verin o Lât ve Uzzâ’yı ve diğer üçüncü (put olan) Menât’ı (onlarda güç ve ilâhlık alâmeti var, öyle mi?)
20
19-20 Bana haber verin o Lât ve Uzzâ’yı ve diğer üçüncü (put olan) Menât’ı (onlarda güç ve ilâhlık alâmeti var, öyle mi?)
21
Demek erkek(ler) sizin de, (hoşlanmadığınız ve) dişi (zannettiğiniz melekler) O’nun, öyle mi? [krş. 16/57; 17/40; 43/15-19]
22
Bu insafsızca bir taksim!
23
Onlar (o putlar), sizin ve babalarınızın, kendilerine (tanrı diye) isim verdiği (boş) isimlerden başkası değildir. Allah, onlara ait hiçbir delil, yetki indirmemiştir. O (puta tapa)nlar ancak zanna, bir de canlarının istediğine uyuyorlar. Halbuki onlara, Rablerinden doğru yol rehberi (Kur’an) gelmiştir.
24
Yoksa (her) umduğu şey insanın (kendisinin) mi (olacak)tır?
25
İşte sonrası da öncesi de/âhiret de dünya da ancak Allah’ındır.
26
Göklerde nice melek vardır ki şefaatleri hiçbir fayda vermez. Ancak (şefaat) Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere izin vermesinden sonradır. [bk. 2/255; 20/109; 34/23; 78/38]
27
Doğrusu âhirete inanmayanlar, meleklere dişi adı takıyorlar.
28
Halbuki kendilerinin ona dair hiçbir bilgisi yoktur. Onlar kuruntudan başkasına uymazlar. Şüphesiz ki kuruntu gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez (zan ile kesin bilgi elde edilmez).
29
Onun için, bizi anmaktan (ve Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyen kimselerden yüz çevir. (Bunlar, materyalist/maddeperest, hevâ ve hevesine göre yaşayanlardır.)
30
Onların ilimden ulaşacakları (nokta), işte bu (dünya hayatını elde etmek)tir. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, doğru yolu bulan kimseleri de çok iyi bilendir.
Sonraki 30 ayet →