1
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
2
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
3
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
4
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
5
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
6
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
7
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
8
1-2-3-4-5-6-7-8 Andolsun ki (Musa’nın vahiy aldığı) “Tûr” (dağın)a, yayılıp açılmış, (kağıt gibi) ince deri üzerine yazılmış Kitab’a, Beyt-i Ma’mûr’a (Kâbe’ye), yükseltilmiş tavan (gibi göğ)e, dolu (ve coşkun) denize ki Rabbinin azabı elbette vukû bulacaktır. Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
9
9-10-11-12 O gün gök çalkalandıkça çalkalanır. Dağlar (yerinden kopup) yürüdükçe yürür (toz duman olur). Artık (inanmayıp) yalanlayanların o gün vay haline! Onlar daldıkları batıl içinde oynayıp/oyalanıp duranlardır.
10
9-10-11-12 O gün gök çalkalandıkça çalkalanır. Dağlar (yerinden kopup) yürüdükçe yürür (toz duman olur). Artık (inanmayıp) yalanlayanların o gün vay haline! Onlar daldıkları batıl içinde oynayıp/oyalanıp duranlardır.
11
9-10-11-12 O gün gök çalkalandıkça çalkalanır. Dağlar (yerinden kopup) yürüdükçe yürür (toz duman olur). Artık (inanmayıp) yalanlayanların o gün vay haline! Onlar daldıkları batıl içinde oynayıp/oyalanıp duranlardır.
12
9-10-11-12 O gün gök çalkalandıkça çalkalanır. Dağlar (yerinden kopup) yürüdükçe yürür (toz duman olur). Artık (inanmayıp) yalanlayanların o gün vay haline! Onlar daldıkları batıl içinde oynayıp/oyalanıp duranlardır.
13
13-14 O gün onlar cehennemin ateşine şiddetle itileceklerdir: “İşte bu, sizin kendisini yalan saymakta olduğunuz ateştir.” denilecektir.
14
13-14 O gün onlar cehennemin ateşine şiddetle itileceklerdir: “İşte bu, sizin kendisini yalan saymakta olduğunuz ateştir.” denilecektir.
15
(Vahye sihirdir dediğiniz gibi, şimdi) bu (ateş) de sihir midir? Yoksa siz (yine) mi görmüyorsunuz?
16
Girin ona! İster dayanın, ister dayanmayın. Artık sizin için birdir (durum değişmez). Siz ancak yapmış olduklarınıza göre cezalandırılacaksınız.
17
17-18 Şüphesiz ki muttakîler (Allah’ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlar) ise, Rablerinin kendilerine verdiğini tada tada cennetlerde ve bol nimet içindedirler. Rableri onları o çılgın cehennemin azabından korumuştur.
18
17-18 Şüphesiz ki muttakîler (Allah’ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlar) ise, Rablerinin kendilerine verdiğini tada tada cennetlerde ve bol nimet içindedirler. Rableri onları o çılgın cehennemin azabından korumuştur.
19
19-20 “Yaptıklarınız (iyi ameller)e karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmış olarak âfiyetle yiyin, için.” (denilir). Ayrıca biz onlara güzel iri gözlü hûrileri eş yaptık. [bk. 37/44]
20
19-20 “Yaptıklarınız (iyi ameller)e karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmış olarak âfiyetle yiyin, için.” (denilir). Ayrıca biz onlara güzel iri gözlü hûrileri eş yaptık. [bk. 37/44]
21
İman edenler (Allah’a teslimiyet gösterenler) ve nesilleri de imanla kendilerine (Allah yolunda) tâbi olanlar (var ya)! Biz onları (cennete koyarken) nesillerini de kendilerine katarız. Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır (ona göre muamele görür).
22
Biz onlara canlarının çektiği meyve ve etten bol bol verdik.
23
Onlar orada (neşe içinde) birbirleriyle kadeh tokuştururlar. On(un içimin)de ne bir saçmalama ne de bir günaha girme vardır.
24
Sanki sedefte gizlenmiş inci gibi, civanlar (hizmet için) çevrelerinde dolaşırlar.
25
(O cennettekiler) birbirlerine yönelip (hal, hatır) sorarlar.
26
(Şöyle) derler: “Hakikaten biz, bundan önce (dünyada), ailemizde (ve çevremizde bir günaha düşmekten ve sonumuzdan) korkan (kimse)lerdik.
27
“Allah da bize (bu sebeple rahmetiyle) lütfetti ve bizi (cehennemin) sam yeli (gibi kavurucu) azabından korudu.
28
“Doğrusu biz, bundan önce (ancak) O’na yalvarır (ibadet eder)dik. Çünkü O iyiliği ve merhameti bol olandır.”
29
(Resûlüm! Sen) öğüt ver (ve hatır-lat). Sen Rabbinin nimeti sayesinde, kâhin de değilsin, mecnun da değilsin.
30
Yoksa (senin için): “(O) bir şairdir, ona (çarpacak olan) zamanın felaketini gözetliyoruz.” mu diyorlar?
Sonraki 19 ayet →