1
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
2
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
3
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
4
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
5
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
6
1-2-3-4-5-6 Savurup kaldıran (rüzgar)lar, (yağmur) yükü(nü) taşıyan (bulut)lar, kolayca akıp giden (gemi)ler (ve bütün) iş(ler)i dağıtan (melek)ler hakkı için! Şüphesiz (size) vaadedilenler elbet doğrudur. Hiç şüphesiz (hesap ve) ceza mutlaka vukû bulacaktır.
7
7-8-9 Muntazam dalgalı yollara (yörüngelere, galaksi ve diğerlerine) sahip gök hakkı için! Doğrusu siz (Peygamber hakkındaki, “o kâhindir, şairdir, sihirbazdır” şeklindeki sözlerinizde) çeşitli çelişki(ler) içindesiniz. (Oysa imandan) döndürülen (aklı çarpık) kimseler ondan döner.
8
7-8-9 Muntazam dalgalı yollara (yörüngelere, galaksi ve diğerlerine) sahip gök hakkı için! Doğrusu siz (Peygamber hakkındaki, “o kâhindir, şairdir, sihirbazdır” şeklindeki sözlerinizde) çeşitli çelişki(ler) içindesiniz. (Oysa imandan) döndürülen (aklı çarpık) kimseler ondan döner.
9
7-8-9 Muntazam dalgalı yollara (yörüngelere, galaksi ve diğerlerine) sahip gök hakkı için! Doğrusu siz (Peygamber hakkındaki, “o kâhindir, şairdir, sihirbazdır” şeklindeki sözlerinizde) çeşitli çelişki(ler) içindesiniz. (Oysa imandan) döndürülen (aklı çarpık) kimseler ondan döner.
10
10-11 Kahrolsun o düzenbaz yalancılar! Onlar, bir cehalet (ve sapıklık) içinde (imandan) gafil (kalmış) kimselerdir.
11
10-11 Kahrolsun o düzenbaz yalancılar! Onlar, bir cehalet (ve sapıklık) içinde (imandan) gafil (kalmış) kimselerdir.
12
Onlar (alay ederek: “O hesap ve) ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.
13
O gün onlar, ateş üzerinde azaba uğratıl(ıp kıvran)acaklardır.
14
(Onlara:) “Azabınızı tadın! Bu, (dünyada) acele gelmesini istediğiniz (azap)tır.” (denilir).
15
15-16 Hiç şüphesiz muttakîler (Allah’ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlar), Rablerinin kendilerine verdiğini al(ıp razı ol)muş olarak cennetlerde ve pınarlar(ın başların)dadırlar. Çünkü onlar, bundan önce güzel hareket ederlerdi.
16
15-16 Hiç şüphesiz muttakîler (Allah’ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlar), Rablerinin kendilerine verdiğini al(ıp razı ol)muş olarak cennetlerde ve pınarlar(ın başların)dadırlar. Çünkü onlar, bundan önce güzel hareket ederlerdi.
17
17-18 (Onlar ibadet etmek için, ancak) gecenin az bir kısmında uyurlar, seherlerde (dua edip) istiğfâr ederlerdi.
18
17-18 (Onlar ibadet etmek için, ancak) gecenin az bir kısmında uyurlar, seherlerde (dua edip) istiğfâr ederlerdi.
19
Kendilerinin mallarında hem dilenen hem de (istemekten çekinen) yoksul için bir hak vardı (ki bunu bilip verirlerdi).
20
Kesin inananlar için yeryüzünde nice deliller vardır.
21
Kendi (yaratılışı)nızda da (ibretler vardır). Hiç görmüyor musunuz?
22
Gökte, hem rızkınız(ın sebepleri) hem de (size) vaadedilen şeyler vardır.
23
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun, ki o (vaadedilenler), sizin konuştuklarınız (ses) gibi apaçık gerçektir.
24
(Resûlüm!) İbrahim’in ağırlanan (o şerefli) misafirlerinin haberi artık sana geldi mi?
25
Hani vaktiyle (bunlar) onun yanına girmişlerdi de: “Selâm” demişlerdi. (İbrahim de) selam(ı alıp: “Bunlar) tanınmamış bir topluluk.” demişti.
26
Hemen (bir bahane ile) ailesi(nin yanı)na gitti ve (kızartılmış) semiz bir dana getirdi. [bk. 11/69-70; 15/52-62]
27
Bunu onlara sundu: “(Buyurun) yemez misiniz?” dedi.
28
(Yemediklerini görünce) onlardan içinde bir ürperti belirdi. “Korkma!” dediler ve onu bilgin bir oğul (İshak’)la müjdelediler. [bk. 11/77]
29
Karısı (Sâre) de, (hayretinden) feryat ile yönelip (ellerini) yüzüne vurdu ve: (“Nasıl çocuğum olur,) ben kısır bir kocakarı(yım)?” dedi.
30
(Onlar:) “Rabbin böyle buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” dediler.
Sonraki 30 ayet →