2
2-3 (Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki gerçekten biz, onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz (insanları Kur’an’la) uyarıcıyız. [bk. 2/185; 97/1-2]
3
2-3 (Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki gerçekten biz, onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz (insanları Kur’an’la) uyarıcıyız. [bk. 2/185; 97/1-2]
4
4-5-6 (Rızık ve ecel gibi takdir edilen) her hikmetli iş, tarafımızdan (verilen) bir emirle o gecede ayırt edilir (yazılıp belirlenir). Doğrusu biz, Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri peygamberler) göndermekteyiz. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, bilendir.
5
4-5-6 (Rızık ve ecel gibi takdir edilen) her hikmetli iş, tarafımızdan (verilen) bir emirle o gecede ayırt edilir (yazılıp belirlenir). Doğrusu biz, Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri peygamberler) göndermekteyiz. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, bilendir.
6
4-5-6 (Rızık ve ecel gibi takdir edilen) her hikmetli iş, tarafımızdan (verilen) bir emirle o gecede ayırt edilir (yazılıp belirlenir). Doğrusu biz, Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri peygamberler) göndermekteyiz. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, bilendir.
7
Eğer gerçekten inananlar iseniz (bilin ki Rabbiniz), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
8
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, diriltir ve öldürür. (O,) sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
9
Fakat onlar (kıyametin vukuuna karşı) bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar.
10
O halde (Resûlüm! Bir ön alamet olarak) göğün apaçık bir duman getireceği günü gözetle.
11
(O duman bütün) insanları saracaktır. Bu acıklı bir azaptır.
12
(İnsanlar:) “Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı açıp kaldır. Çünkü biz iman edeceğiz.” (diyecekler).
13
Onlar nerede, düşünüp ibret almak nerede! Halbuki kendilerine (her şeyi) açıklayan bir peygamber de gelmişti.
14
Yine de ondan yüz çevirdiler ve: “(O, kendisine birtakım şeyler) öğretilmiş bir mecnundur.” dediler.
15
Biz (sizden) o azabı biraz kaldıracağız. (Fakat) siz, yine (eski inkârcılığınıza) döneceksiniz. [bk. 6/28]
16
Büyük bir yakalayışla (onları ceza için) yakalayacağımız o gün, hiç şüphesiz biz (onlardan) intikam alırız.
17
Andolsun ki onlardan önce Firavun halkını da imtihan ettik. Onlara şerefli bir peygamber gelmiş (ve şöyle demişti):
18
“Allah’ın kullarını, bana bırak! Çünkü ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim.” [krş. 20/47]
19
“Allah’a karşı yücelik taslamayın (emirlerine baş kaldırmayın). Çünkü ben (doğruluğuma dair) size apaçık bir delil getiriyorum.”
20
“Şüphesiz ben, beni recmetmeniz (taşlayarak öldürmeniz)e karşı, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah)’a sığındım.”
21
“Eğer bana inanmazsanız, benden ayrılıp uzaklaşın.” (demişti.)
22
Sonra (Musa) Rabbine: “Doğrusu bunlar, günahkâr bir toplumdur (sen bilirsin).” diye dua etti.
23
(Allah:) “O halde kullarımı (İsrâiloğulları’nı) geceleyin yürüt. Çünkü siz (Firavun ve ordusu tarafından) takip edileceksiniz.” [bk. 20/77; 26/52]
24
“Denizi (yarıp geçince, onu kapama) sakin ve açık bırak. Çünkü onlar boğul(mayı haket)miş bir ordudur.” (buyurdu.)
25
25-26-27 Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, içinde zevk sürdükleri nice nimetler!
26
25-26-27 Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, içinde zevk sürdükleri nice nimetler!
27
25-26-27 Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, içinde zevk sürdükleri nice nimetler!
28
İşte böyle. Biz de (bütün) bunları, başka bir kavme miras bıraktık.
29
Gök ve yer onlara (üzülüp) ağlamadı. Onlar mühlet verilenlerden de olmadılar (boğulup gittiler).
30
30-31 Andolsun ki biz, İsrâiloğulları’nı o zillet verici azaptan yani Firavun’dan kurtarmıştık. Çünkü o, haddi aşan, üstünlük taslayan bir zorba idi. [bk. 2/49]
Sonraki 29 ayet →