Ana SayfaMealler › Hasan Tahsin Feyizli
HT

Hasan Tahsin Feyizli

Bu mealle oku
Hasan Tahsin Feyizli meali ile okumaya başla
Fussilet 1 / 54
1
Hâ, Mîm,
H.T.Feyizli 41:1
2
(Bu Kur’an) Rahmân ve Rahîm (olan Allah) katından indirilmiştir.
H.T.Feyizli 41:2
3
3-4 Bilecek (ve anlayacak kâbiliyetteki) bir toplum için hem müjde verici ve (âkıbet hakkında) uyarıcı hem de Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir Kitab’dır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu (Kur’an’dan) yüz çevirmiştir; onlar (hakikati) işitmezler.
H.T.Feyizli 41:3
4
3-4 Bilecek (ve anlayacak kâbiliyetteki) bir toplum için hem müjde verici ve (âkıbet hakkında) uyarıcı hem de Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir Kitab’dır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu (Kur’an’dan) yüz çevirmiştir; onlar (hakikati) işitmezler.
H.T.Feyizli 41:4
5
Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz sargılar içindedir (kapalıdır). Kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Sen (dinine göre) amel et, biz de şüphesiz (kendi dinimize göre) amel ederiz.”
H.T.Feyizli 41:5
6
(Resûlüm!) De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım. Yalnız bana vahyediliyor ki: Sizin ilâhınız, ancak bir tek ilâhtır. Bu sebeple (hepiniz iman ve itaatle) O’na dosdoğru yönelin ve O’ndan mağfiret dileyin. Vay ‘Allah’a ortak koşan (Allah yerine başka varlıklara bağlanan)ların’ haline!”
H.T.Feyizli 41:6
7
(İşte) onlar zekâtı vermezler. Âhireti inkâr edenler de onlardır.
H.T.Feyizli 41:7
8
Hiç şüphesiz, iman edip sâlih (sevâbı olan) amel işleyenlere gelince, onlar için hiç kesilmeyen bir mükâfat vardır. [bk. 95/6]
H.T.Feyizli 41:8
9
De ki: “Gerçekten (bu) arzı iki günde (veya iki devrede) yaratan (Allah’)a karşı nankörlük ediyor ve O’na eşler mi tanıyorsunuz? İşte O, âlemlerin Rabbidir.”
H.T.Feyizli 41:9
10
Hem de yeryüzünde (dengeyi sağlamak için) sabit ulu dağlar meydana getirdi, onda bereketler yarattı; orada isteyenler için onun (her mevsime göre çeşit çeşit yetişen) rızıklarını takdir etti. (Bunların hepsi) tam dört gündedir.
H.T.Feyizli 41:10
11
Sonra (iradesi), bir duman (gaz) halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: “İkiniz de isteseniz de istemeseniz de (bir düzen ve uyum içinde var olup hükmüme) gelin.” buyurdu. Onlar da: “İsteyerek geldik.” dediler. [bk. 21/30-31]
H.T.Feyizli 41:11
12
Böylece onları yedi kat gök olarak iki günde var etti ve (meleklere) her gökte (kendisine ait) işi vahyetti (bildirdi.) Dünya göğünü (yakın göğü) kandillerle donattık ve (afetlerden) koruduk. İşte bu, üstün ve (her şeyi) hakkıyla bilen (Allah’ın) takdiridir.
H.T.Feyizli 41:12
13
(Resûlüm! Hâlâ imandan) yüz çevirirlerse, de ki: “Âd ve Semûd (kavimlerin)in yıldırımı gibi (mahvedecek) bir yıldırıma karşı sizi uyardım.”
H.T.Feyizli 41:13
14
Peygamberler onlara: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.” diye (her fırsatta) önlerinden ve arkalarından geldiği zaman onlar: “Eğer Rabbimiz dileseydi, (bize) melekler indirirdi (oysa siz insansınız). Onun için biz, sizin (bize tebliğ için) gönderildiğiniz şeyleri inkâr ediyoruz.” dediler.
H.T.Feyizli 41:14
15
Âd (kavmin)e gelince: (Onlar) yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: “Bizden daha güçlü kimdir?” dediler. Onları yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu (hâlâ) görmediler mi? Bizim âyetlerimizi bilerek inkâr ediyorlardı.
H.T.Feyizli 41:15
16
Bu sebeple onlara, dünya hayatında rezillik (ve perişanlık) azabını tattırmak için uğursuz (saydıkları) günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise daha rezil rüsva edicidir ve onlara yardım da edilmez (kurtulamazlar).
H.T.Feyizli 41:16
17
Semûd (kavmin)e gelince: Biz onlara (da) doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu görmeye tercih ettiler. Neticede, kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden kepaze (ve perişan) edici azap yıldırımı onları alıverdi.
H.T.Feyizli 41:17
18
İman eden ve Allah’ın emrine uygun yaşayan/aykırı davranmaktan sakınanları ise kurtardık.
H.T.Feyizli 41:18
19
Allah’ın düşmanları (mahşer yerinde) ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getiril(inceye kadar orada bekletil)irler.
H.T.Feyizli 41:19
20
Nihayet oraya geldikleri zaman, (dünyada) yaptıkları şey hakkında kulakları, gözleri ve derileri onların aleyhine şâhitlik edecektir. [krş. 36/65]
H.T.Feyizli 41:20
21
(Onlar) derilerine: “Niçin bizim aleyhimize şâhitlik ettiniz?” diyecekler. (Derileri de): “Her şeyi konuşturan Allah, bizi (de) konuşturdu. Sizi ilk defa yaratan da O’dur. (Şimdi de) yine O’na döndürülüyorsunuz.” derler.
H.T.Feyizli 41:21
22
“Siz (fenalıkları yaparken, halktan utanıp gizleniyordunuz da) kulaklarınız, gözleriniz ve (cinsel) derilerinizin aleyhinize şâhitlik yapacağını düşünerek (sakınıp) gizlenmiyordunuz. Aksine yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sandınız.” [bk. 36/65]
H.T.Feyizli 41:22
23
“İşte Rabbinize karşı beslediğiniz bu (kötü) zandır ki sizi helak etti. Bu yüzden ziyana uğrayanlardan oldunuz.”
H.T.Feyizli 41:23
24
Şimdi dayanabilirlerse; artık ateş, onlara meskendir. (Özür dileyip Rablerinden) hoşnutluk isteseler bile artık, özür (ve istek)leri kabul edilecek değildir.
H.T.Feyizli 41:24
25
Biz onlara (kendi isteklerine göre) birtakım yardakçılar katarız, onlar da onlara, hem önlerindeki (dünya zevklerine dalma)larını, hem de arkalarındaki (âhiretin inkârı)nı süslü gösterirler. Bu yüzden, kendilerinden önce, cin ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler arasında (gerçekten azaba dair) söz onlara da hak oldu. Çünkü onlar (Allah’ın emirlerinden saptıkları için) böylece ziyana uğrayanlardan olmuşlardır.
H.T.Feyizli 41:25
26
Küfre sapanlar/inkâr edenler: “Bu Kur’an’ı (okunurken) dinlemeyin ve ona karşı gürültü (ve şamata) yapın. Belki böylece üstün geli(p duyulmasını engelle)rsiniz.” dediler. (O günkü müşrikler, inkârcılar, münâfıklar Kur’an okunurken, ondaki emir ve hikmetleri duyurmamak ve ilâhî tebliğin sesini boğmak ve bazı suçlayıcı söylemlerle gündem oluşturmak için şamata yapıyorlardı. Bugün de küfür âlemi ve yandaşları emperyalist metotla müslümanları çeşitli oyun ve eğlenceye daldırmak, gürültüler içinde boğmak, böylece Kur’ an’a ve hükümlerine karşı duyarsız ve duygusuz hâle getirmek ve Kur’an’ı, hayatın dışına çıkarmak için çaba harcamaktadırlar. Özellikle kendi yörüngelerine giren kadrolarla halkı müslüman olan memleketlerde işleri daha da kolaylaşmaktadır. Buna karşı müslümanlar, sahâbîler gibi yollarına yılmadan devam etmelidir.)
H.T.Feyizli 41:26
27
İşte (biz de) o inkâr edenlere/kâfirlik yapanlara elbette şiddetli bir azabı tattıracağız ve elbette onları, yapmakta olduklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
H.T.Feyizli 41:27
28
İşte, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi inkâr etmelerine karşılık olarak, o (ateş) onlar için ebedî kalma yurdudur.
H.T.Feyizli 41:28
29
O (Allah’tan gelenleri örtbas edip de) küfre sapanlar (cehennemde): “Ey Rabbimiz! Cin ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımız altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!” derler. [krş. 2/165-167]
H.T.Feyizli 41:29
30
(Ey mü’minler!) Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de sonra (kulluk görevlerinde ve işlerinde) istikamet üzere (dosdoğru) olanlar var ya, onların üzerlerine (ölümleri anında) melekler inerler de: “(İlerisi için) korkmayın, (bıraktığınız evlat ve ailenizden de) endişe etmeyin, size söz verilen cennetle sevinip neşelenin.” derler.
H.T.Feyizli 41:30