1
Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar, Kitab’ın ve (her şeyi) açıklayan (ve açık olan) Kur’an’ın âyetleridir.
2
Kâfirler (kıyamette), zaman zaman temenni ederler ki; (keşke vaktiyle kendileri de) müslüman olsalardı (da bu azabı görmeselerdi).
3
Bırak onları (şimdilik) yesinler, faydalan(ıp eğlen)sinler, bitmez arzu onları oyalayadursun, sonra onlar (başlarına gelecek halleri anlayıp) bilecekler. [bk. 77/46]
4
Biz hiçbir memleketi, onun (Levh-i Mahfûz’da) bilinen bir yazısı olmaksızın (azapla) yok etmedik.
5
Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.
6
6-7 (Kâfirler:) “Ey kendisine zikir (Kur’an) indirilen (Muhammed)! Şüphesiz sen mecnunsun! Eğer doğru söyleyenlerden isen, ne diye bize melekleri getirmiyorsun?” dediler. [bk. 25/21-22; 43/53]
7
6-7 (Kâfirler:) “Ey kendisine zikir (Kur’an) indirilen (Muhammed)! Şüphesiz sen mecnunsun! Eğer doğru söyleyenlerden isen, ne diye bize melekleri getirmiyorsun?” dediler. [bk. 25/21-22; 43/53]
8
Biz melekleri ancak hak (ve bir hikmet) gereği indiririz (gerekmedikçe göndermeyiz). O zaman da onlara mühlet verilmez. [krş. 15/51-58]
9
Muhakkak ki o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz; şüphesiz onun koruyucusu da ancak biziz. (Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın koruması altında olup hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Fakat Kur’an’ın metnine dokunamayan karşıtları tarafından, her devirde, müslümanların yaşantısı tahrif edilmeye, Kur’an kültürü engellenmeye ve müslüman olduğu halde Kur’an dışı yaşayan bir toplum haline getirilmeye çalışılmıştır.) [bk. 2/204-206; 8/36; 9/31; 41/26]
10
(Ey Muhammed!) Andolsun ki senden önce geçmiş topluluklar içinden de peygamberler gönderdik.
11
Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
12
Böylece biz onu (o alayı) günahkârların kalplerine sokarız.
13
(Fakat) evvelkilerin (inkâr ve alay etmeleri yüzünden Allah’ın kendilerini mahvetme) âdeti ve kanunu (ibretli bir sahne olarak) gelip geçmişken, onlar yine de (Kur’an’a) inanmazlar.
14
14-15 Onlara gökten bir kapı açsaydık da oradan çıkacak olsalardı (ve bazı hakikatleri görselerdi): “Herhalde gözlerimiz döndü (iyi görmüyor), belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz.” derlerdi.
15
14-15 Onlara gökten bir kapı açsaydık da oradan çıkacak olsalardı (ve bazı hakikatleri görselerdi): “Herhalde gözlerimiz döndü (iyi görmüyor), belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz.” derlerdi.
16
Andolsun ki biz, gökte burçlar (yıldız kümeleri) meydana getirdikve onları, (ibretle) bakanlar için süsledik. [bk. 25/61]
17
Biz onları taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk (oraya yaklaşamazlar).
18
Ancak dinleme hırsızlığı yapan (şeytan) olursa onu da (akıp yakan) parlak bir alev takip eder. [krş. 37/5-10]
19
Yeryüzünü ise, (yaşamaya elverişli bir halde) yayıp döşedik, oraya sabit dağlar koyduk ve orada ölçülen, tartılan her şeyden bitirdik.
20
Orada hem sizin için hem de (beslediğinizi sandığınız fakat Allah vermedikçe) kendisine rızıklarını veremedikleriniz için geçimlikler meydana getirdik.
21
Hazinesi bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Fakat (her şeyi) ancak bilinen bir miktar dâhilinde indiririz (her şeyi bir ölçü halinde veririz).
22
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik. Gökten de su indirip onunla sizin su (ihtiyacınızı karşı)ladık. (Yoksa) onu hazinelerde (depolarda bütünüyle) saklayan siz değilsiniz. [bk. 16/10; 39/21; 56/68-70]
23
Muhakkak ki biz, ancak biz, hem yaşatır hem öldürürüz; biz (herkesin bıraktığı mülke) vâris olanlarız.
24
Andolsun ki biz, içinizden önden gidenleri de bilmişizdir, geride kalanları da bilmişizdir.
25
Şüphe yok ki senin Rabbin, (ancak) O, onları mahşerde toplayacaktır. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
26
Andolsun ki biz, insanı kuru bir çamurdan, şekil verilebilen bir balçıktan yarattık. [bk. 6/2; 55/14]
27
Cin tâifesinden olan (şeytan)a gelince, onu da (insandan) daha önce, (dumansız) çok yakıcı alevli bir ateşten yarattık.
28
Bir zaman Rabbin meleklerine: “Muhakkak ben, kuru bir çamurdan, şekil verilebilen bir balçıktan bir insan yaratacağım.” demişti. [bk. 38/71-88]
29
“Onu (insan şeklinde) tasarlayıp da ruhumdan üflediğim (ve o da dirildiği) zaman, (kudretim için) siz hemen ona secde ederek yere kapanın.” (buyurmuştu).
30
Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etti.
Sonraki 30 ayet →