1
Vay hâline ölçü ve tartıyı tam yapmayanların!
2
Onlar ki, insanlardan haklarını tam ölçüyle alırlar da;
3
Onların (hakkını vermeye gelince) ölçtüklerinde eksiltirler!
4
Bunlar kendilerinin (ölümü tatmanın akabinde) bâ's olunacaklarını zannetmiyor mu?
6
Rabb-ül âlemîn için insanların kıyam ettiği süreç!
7
Hayır (asla)! Muhakkak ki füccar (Hak'tan sapanlar)'ın kayıtları elbette siccîn'dedir!
8
Siccîn'i (ne olduğunu) sana bildiren nedir?
9
Merkum (silinmesi {İngilizce'de; erase} sözkonusu olmayan) bir kayıttır!
10
O süreçte (Sünnetullâh'ı) yalanlayanların vay hâline!
11
Ki onlar, Din (yapılanların otomatik sonucunun yaşanacağı) süreçlerini yalanlarlar!
12
Onu yaşayacağını yalnızca her haddi aşan suçlular yalanlar!
13
Ona işaretlerimiz bildirildiğinde: "Evvelkilerin efsaneleri" dedi!
14
Hayır (asla)! Aksine yaptıklarının getirileri onların şuurlarını (bir pas gibi) örtmüştür.
15
Hayır! Muhakkak ki onlar, o gün, elbette Rablerinden perdelidirler!
16
Sonra, muhakkak ki onlar ateşe gireceklerdir.
17
Sonra: "İşte bu, yalanladığınız şeydir" denilir.
18
Hayır. . . Muhakkak ki Ebrâr'ın kitabı, elbette İlliyyîn'dedir.
19
İlliyyîn (-in ne olduğunu) sana bildiren nedir?
20
Merkum (silinmesi {İngilizce'de; erase} sözkonusu olmayan) bir kayıttır!
21
Ona mukarrebûn (kurbiyet ehli - tecelli-i sıfat nasiplileri) şahit olur.
22
Muhakkak ki Ebrâr, elbette Nimet cenneti içindedir.
23
Koltuklar üzerinde nazar ediyor oldukları hâlde.
24
Yüzlerinde, o nimetlerin parıltısını tanırsın.
25
Mühürlenmiş (korunmuş) hâlis bir şaraptan içirilirler.
26
Onun hitamı (sonu) misk'tir. . . Yarışanlar işte onda yarışsınlar!
27
Onun karışımı Tesnîm'dendir.
28
Mukarrebûn olarak kendisini içtiği bir kaynaktır!
29
Muhakkak ki o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.
30
Onlara rastladıklarında, birbirlerine göz kırparlar, alay ederlerdi.
Sonraki 6 ayet →