Ana SayfaMealler › Ahmed Hulusi
AH

Ahmed Hulusi

Kuran-ı Kerim Çözümü
2010
Bu mealle oku
21 Ocak 1945'de İstanbul Cerrahpaşa'da doğmuş ve tam ismi Ahmed Hulusi Akten'dir. Aslında gazeteci olan Ahmet Hulusi Amerika'da Güney Karolina'da yaşıyor. Hulusi, Yeni İstanbul, Zaman, Akşam, Milli Gazete'lerinde çalışmıştır. Ayrıntılı bilgi →
Ahmed Hulusi meali ile okumaya başla
Secde 1 / 30
1
Elif, Lâm, Mim.
A.Hulusi 32:1
2
Kendisinde kuşku olmayan Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi (Kitap), Rabb-ül âlemîn'den ("İnsan"ların Rabbinden) inzâl olmuştur! (Kurân'da pek çok yerde âlemler kelimesi ile "insan"lara işaret edilmiştir. Bu iyi incelenmeli ve dikkatle düşünülmeli. )
A.Hulusi 32:2
3
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar! Asla! O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş toplumu uyarman için Rabbinden (olan) Hak'tır. . . Umulur ki (değerlendirip) hakikate ererler.
A.Hulusi 32:3
4
Allâh, O ki, semâlar (gökler veya nefs mertebeleri olan bilinç düzeyleri) ve arzı (yeryüzü veya beden - beyin) ve ikisi arasında olanları altı aşamada - süreçte (insan itibarıyla 6 aşama: 1. sperm/yumurta, 2. döllenme (zigot), 3. geometrik hücre çoğalması, 4. hücre farklılaşması, 5. organların oluşması, 6. farklılaşan organların işlevlenmesi - şuur ve duyuların oluşması. A. H. ) yarattı, sonra Arş'a istiva etti (Esmâ özellikleriyle fiiller âleminde tedbirata başladı). . . Sizin O'ndan başka ne bir Veliyy'niz ve ne de bir şefaat ediciniz vardır. . . Hâlâ bunu düşünüp, değerlendirmiyor musunuz? (Bu âyeti iki yönlü düşünmek gerek kanaatimce. İnsanın dış dünyası ve İnsanın varlığı olarak. A. H. )
A.Hulusi 32:4
5
Emri (hükmü) semâdan (dışsal olarak; burçlar diye tanımlanan Esmâ özelliklerinin açığa çıkmasıyla oluşan yapılardan yayılan kozmik elektromanyetik dalgalarla ağırlıklı olarak karındaki ikinci beyini ve dolayısıyla bilinci etkileyerek; ya da, içsel olarak, holografik gerçeklik gereği beyindeki datadan açığa çıkan Esmâ mertebesinden. A. H. ) arzı (yeryüzü veya beyini) tedbir eder. . . Sonra miktarı, bin sene olan süreç içinde O'na urûc eder (ruh beden yaşam boyutuna yükseliş veya boyutsal aslına dönüş. A. H. ).
A.Hulusi 32:5
6
İşte (Allâh) gaybı (algılanamayan) da şehâdeti (algılanan) de Bilen'dir; Aziyz'dir, Rahıym'dir.
A.Hulusi 32:6
7
O ki, yarattığı her şeyi mükemmel yapmıştır! İnsanı oluşturmaya balçıktan (yumurta) başlamıştır.
A.Hulusi 32:7
8
Sonra onun neslini basit bir sudan (meni) meydana getirdi.
A.Hulusi 32:8
9
Sonra onu (beyini, Esmâ mânâlarını açığa çıkaracak şekilde) tesviye etti (nöronların Esmâ özelliklerini açığa çıkartacak dalga boylarını değerlendirecek şekilde oluşturulması) ve onda kendi ruhundan nefhetti (nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani içten dışa yani beynin data boyutundan açığa çıkarılan Esmâ mânâlarının özellikleridir ki, varlık âlemindeki "Allâh'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allâhu âlem). . . Sizin için sem' (algılama), basarlar (gözler - görme) ve FUADLAR (Esmâ mânâ özelliklerini beyne yansıtıcılar - kalp nöronları) oluşturdu. . . Ne az şükrediyorsunuz (değerlendiriyorsunuz)!
A.Hulusi 32:9
10
Dediler ki: "Yerde yok olduktan sonra, biz mi yeni bir yapı ile yaşama devam edeceğiz?" Hayır, onlar, Rablerinin (Esmâ'sıyla) varlıklarında açığa çıkışı farkındalığını yaşamayı (likâsını) inkâr edenlerdir.
A.Hulusi 32:10
11
De ki: "Sizde (yapınızda mevcut) vekîl kılınmış (işlevlendirilmiş) Melek'ül Mevt (ölüm kuvvesi - biyolojik bedensiz olarak ruh bedenle yaşama çekiş kuvvesi) sizi vefat ettirir (bedeninizden ayırır)! Sonra Rabbinize rücu ettirilirsiniz (Hakikatinizin ne olduğu fark edersiniz). "
A.Hulusi 32:11
12
Suçlular (hakikat bilgisini inkâr edenler), Rablerinin indînde başlarını eğmişler: "Rabbimiz. . . Gördük gerçeği ve algıladık! Geri döndür bizi (dünya - beden yaşamına da), gerekli çalışmaları uygulayalım! Doğrusu biz ikân sahibiyiz (artık)" (derler) iken (onları) bir görsen!
A.Hulusi 32:12
13
Eğer dileseydik, her benliğe kendi hakikatini elbette fark ettirirdik! Ne var ki benden: "Cinlerden ve insanlardan oluşan toplulukla cehennemi elbette dolduracağım" sözü hak olmuştur.
A.Hulusi 32:13
14
Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuzdan dolayı, tadın! Gerçek ki, biz de sizi unuttuk! Yaptıklarınızdan ötürü, sonsuz azabını tadın!
A.Hulusi 32:14
15
Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler. (15. âyet secde âyetidir. )
A.Hulusi 32:15
16
(Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allâh için karşılıksız bağışta bulunurlar!
A.Hulusi 32:16
17
Hiçbir nefs, yaptıklarına ceza (karşılık) olarak, gözünü sevinçle parıldatacak nimetler içine gizlenmiş olanları bilemez!
A.Hulusi 32:17
18
İman sahibi ile inancı bozuk olan bir midir? Eşit olmazlar!
A.Hulusi 32:18
19
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için yaptıkları çalışmaların sonucu olarak, nüzûl yollu (hakikatlerinden açığa çıkarak yaşanılan) Me'va Cennetleri vardır.
A.Hulusi 32:19
20
İnancı bozuk olanlara gelince, onların yaşam boyutu - ortamı ateştir! Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya iade olunurlar ve kendilerine: "Yalanladığınız o ateşin azabını tadın!" denilir.
A.Hulusi 32:20
21
Belki dönerler diye onlara, en büyük (sonsuz) azaptan önce en yakın (dünyalarından) bir azaptan mutlaka tattıracağız.
A.Hulusi 32:21
22
Rabbinin kendisindeki işaretleri hatırlatıldıktan sonra, onlardan yüz çevirenden daha zâlim kimdir? Muhakkak ki biz suçlulara yaptıklarının sonucunu yaşatırız!
A.Hulusi 32:22
23
Andolsun ki Musa'ya Bilgi (Kitap) verdik. . . (Şimdi sen de) Ona (Bilgiye) ermiş olmaktan kuşku duyma! Onu İsrailoğulları için bir hakikat kılavuzu kıldık.
A.Hulusi 32:23
24
Onlardan, sabrettiklerinde, emrimizle hakikate erdiren önderler oluşturduk! Onlar işaretlerimize ikân sahibi oldular!
A.Hulusi 32:24
25
Muhakkak ki senin Rabbin O, hakkında karşı çıktıkları konularda kıyamet sürecinde onların aralarında hüküm verecektir.
A.Hulusi 32:25
26
Meskenleri üzerinde yürüdükleri hâlde, kendilerinden önceki nesillerden nicelerini helâk etmiş olmamız onlara gerçeği göstermedi mi? Muhakkak ki bu olayda dersler vardır. . . Hâlâ mı algılamıyorlar?
A.Hulusi 32:26
27
Görmediler mi ki biz suyu çorak - kupkuru arza sevk ederiz de, o suyla, onların hayvanlarının ve kendi nefslerinin yediği ekini çıkarırız? Hâlâ mı görmüyorlar?
A.Hulusi 32:27
28
Derler ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz: Şu El Feth (mutlak feth - ölümün tadılarak hakikatin apaçık algılanması) ne zaman?"
A.Hulusi 32:28
29
De ki: "O FETH'in yaşandığı süreçte, (ölümü tatmadan önce) hakikat bilgisini inkâr edenlere artık iman etmeleri bir fayda sağlamaz ve mühlet verilmez. "
A.Hulusi 32:29
30
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Muhakkak ki onlar da bekliyorlar!
A.Hulusi 32:30
Secde suresi tamamlandı