2
(Ey Muhammed/ey İNSAN!) Bu, sana/size indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman[ız]dan ve inananlara öğüt vermen[iz]den dolayı, göğsün[üz]de bir sıkıntı olmasın.
3
Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka velilere uymayın! Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!
4
Biz kentlerden nicelerini helâk ettik! Azabımız onları gece yatarlarken/uyurlarken veya gündüz daldıkları an yakalayıverdi!
5
Azabımız onlara gelince onların çağırışları/feryatları: “Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden, başka bir şey olmadı.
6
Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız. Gönderilen(elçi)lere de elbette soracağız.
7
Ve mutlaka onlara bir bilgi ile haber vereceğiz. Çünkü Biz, olup bitenden habersiz değildik.
8
O gün tartı gerçektir. Kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar kurtulanlardır.
9
Kimin de tartıları hafif kalırsa, işte onlar kendilerini kayba uğratanlardır; ayetlerimize karşı zalim olmalarından dolayı!
10
Doğrusu sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler kıldık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!
11
Sizi yarattık sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: “Adem’i selamlayın” dedik, İblis’ten başka hepsi derhal selamladılar. O selamlayanlardan olmadı.
12
(Allah) buyurdu ki: “Selamlamandan seni alıkoyan nedir? Sana emrettiğim halde!” Dedi ki: “Ben ondan daha üstünüm/hayırlıyım/iyiyim; beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın.”
13
(Allah) buyurdu ki: “Hemen in oradan. Orada büyüklenmek senin ne haddine! Haydi, hemen çık! Çünkü sen alçaklardansın/aşağılanmışlardansın!”
14
Iblis: ”tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
15
Allah: “sen mühlet verilenlerdensin” buyurdu.
16
(iblis) dedi ki: “Görürsün, ben de gidip onları/kullarını saptırmak/azdırmak için, doğru yolunun üzerine oturacağım/pusuya yatacağım.
17
Sonra da muhakkak onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Onların birçoğunu şükredici bulamayacaksın!”
18
(Allah) buyurdu ki: “(Güzellik yurdundan) kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan kim sana uyarsa, kesinlikle cehennemi sizinle dolduracağım.”
19
“ve ey ÂDEM! Sen ve eşin cennette (güzellik yurdunda) yerleş! Dilediğinizden yiyin ve şu ağaca sakın yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”
20
Şeytan onlara, o ikisinin örtülü avret/ayıp yerlerini açmak/açtırmak için, vesvese verdi. Dedi ki: “Rabbiniz sizi bu ağaçtan, siz iki melek olursunuz veya (burada) ebedi kalıcılardan olursunuz diye yasakladı.”
21
“ben size nasihat edenlerdenim” diye de onlara yemin etti.
22
Böylece ikisini aldatarak yerlerinden etti. Ağaçtan (haram/yasak olan şeyden) tattıkları zaman, avret mahalleri/ayıp yerleri kendilerine beliriverdi; üzerlerini, cennet yapraklarından üst üste koyarak örtmeye çalıştılar. Rableri onlara seslendi: “Ben size o ağaçtan (tatmayı) yasak etmemiş miydim? Ve size, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır dememiş miydim?”
23
Dediler ki: “Rabbimiz! Biz nefislerimize zulmettik/kendimize haksızlık ettik, eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen, elbette ki biz hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
24
(Allah) buyurdu ki: “Birinizin, diğerinize yapabileceği düşmanlığa dikkat ederek inin! Yeryüzünde, sizin için bir süre yerleşim ve bir süreye kadar da geçim vardır.”
25
Buyurdu ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız.”
26
“ey âdemoğullari (ve kızları!) Biz size ayıp (avret) yerlerinizi (içinizi) örtecek giysi ve (dış giysisi olarak da) giyinip süsleneceğiniz, bir elbise indirdik (yapma fikrini varettik/verdik). Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki, düşünüp öğüt alırlar.
27
Ey âdemoğulları (ve kızları!) Sakın şeytan sizi fitneye düşürmesin/yoldan çıkartmasın; atalarınızın cennetten çıkarılmalarına yol açtığı gibi, sizi de fitneye düşürmesin/yoldan çıkartmasın: Onlar konulan sınırı aştıklarında/yasağa uymadıklarında, takva örtülerinden yoksun bırakılıp ortada kalıvermişlerdi. O ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Evet Biz şeytanları, inanmayanların velileri/dostları yaptık.”
28
Onlar bir kötülük/edepsizlik yaptıkları zaman, dediler ki: “Biz babalarımızı bu hal üzere bulduk. Ve Allah da bize bunu emretti” (dediler). De ki: “Allah kötülüğü/edepsizliği emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?”
29
De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her mescid’te yüzünüzü O’na doğrultun. Dinde samimi kişiler olarak O’na yalvarın. Sizi ilk yarattığı gibi yine O’nun huzuruna döneceksiniz.”
30
Bir kısmı (doğruyu araştırarak) hidayete ulaştı. Onların bir kısmına (suçlularına) da sapıklık hak oldu. Şeytanları, Allah’tan başka evliya/veliler/dostlar edindiler. Ve kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanıyorlardı.
Sonraki 30 ayet →