2
Rumlar/(bizanslılar) yenildiler;
3
Yakın bir yerde! Ama onlar, bu mağlubiyetlerinin ardından galip geleceklerdir.
4
On yıldan önce/bir kaç yıl içinde! Bundan önce de bundan sonra da, emir/buyruk/takdir Allah’ındır. İşte o gün inananlar sevinirler,
5
Allah’ın yardımına!.. O dilediğine/gereğini yapanlara yardım eder. O üstündür, esirgeyendir.
6
Allah’ın verdiği sözdür! Allah sözünden caymaz. Fakat insanların birçoğu bilmezler.
7
Onlar sadece dünya hayatının dış görünüşünü biliyorlar, ahiretten/gaybtan/gelecekten gafildirler/habersizdirler.
8
Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi? Allah göklerde ve yeryüzünde bulunanları, ikisi arasında olanları ancak gerçek olarak ve bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanlardan birçoğu, Rableriyle karşılaşmayı inkâr edicidirler!
9
Onlar yeryüzünde gezip de bir bakmadılar mı? Kendilerinden önceki kimselerin sonu, nasıl olmuştur? Onlar kuvvet olarak kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı kazıp işlemişler/alt üst etmişler, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri onlara, açık delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
10
Sonra o kötülük edenlerin sonu çok fena oldu. Çünkü Allah’ın ayetlerini yalanladılar ve onlarla alay ediyorlardı.
11
(insani) yaratan Allah sonra ona yeniden can verecektir. Ve sonunda hepiniz O’nun huzuruna döndürülürsünüz.
12
Kıyamet saati gelip çattığı gün suçlular ümitsizliğe düşerler.
13
Allah’a koştukları ortaklardan, kendilerine şefaat (şahitlik) edenler de bulunmaz! Ve eski ortaklarını da inkâr eder/tanımazlar!
14
Kıyamet saati gelip çattığı gün, (herkesin) ne olduğu (gerçeği) ortaya çıkacaktır.
15
Inananlar ve salih (iyi) işler/yaptığı işin en iyisini yapanlar ise, onlar bir bahçe içinde neşelendirilirler.
16
Inkâr edip de ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince; işte onlar tutuklanıp azabın içine getirilenlerdir!
17
Öyleyse (namaz [dua] ile) Allah’ın yüceliğini zikredin/anın; akşamladığnız[akşam ve yatsı]da ve sabaha kavuştuğunuz zaman!
18
Övgü o’na mahsustur, göklerde de yeryüzünde de; gündüzün sonunda [ikindi vaktinde], öğleye erdiğiniz zaman da!
19
O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltip canlandırıyor! Siz de işte böyle çıkarılırsınız!
20
Sizi topraktan yaratması da O’nun ayetlerindendir. Sonra da siz yayılan birer insan oluverdiniz!
21
Nefislerinizden/karşı cinslerinizden size, kendileriyle huzur bulmanız için eşler yaratması, aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, iyi düşünen bir toplum için işâretler vardır.
22
Göklerin ve yeryüzünün yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da, O’nun bir alâmeti/işâretlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için dersler/ayetler vardır.
23
Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan nasip aramanız da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, işiten bir toplum için ayetler/dersler vardır.
24
Şimşeği size korkutarak ve umut vererek göstermesi de O’nun bir işâreti/ayetlerindendir. Gökyüzünden bir su indirerek, onunla ölümünün ardından yeryüzünü diriltmesi de, O’nun alâmeti/ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
25
Göğün ve yerin kanunları da O’nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir tek çağırışla çağırdığı zaman, hemen çıkıverirsiniz!
26
Göklerde ve yeryüzünde kim varsa, O’nundur. Hepsi O’na boyun eğerler.
27
(bütün hayatı) ilk olarak yaratan, sonra onu yeniden vücuda getiren (sürekli hayat veren) O’dur. Bu, O’na göre pek kolaydır. Göklerde ve yeryüzünde en yüce şan O’nundur. O üstündür, hikmet sahibi[bilim ve bilim dallarına muktedîr]dir.
28
O size kendinizden bir misâl verdi: Hiç (sizin yönetiminize verilen) esirlerinizden, yarattığımız rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? İşte Biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri açıklıyoruz.
29
Hayır, zulmedenler bilgisizce kendi tutkularına uydular! Allah’ın (düzelmek istemediği için) sapıklığında bıraktığını, kim doğru yola iletebilir? Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
30
O halde SEN, Allah’ı birleyen olarak yüzünü dosdoğru bu dine çevir, Allah’ın fıtratına (sünnetine/tabiat kanununa), insanları ona (bir ilme) göre yarattığı o fıtrata/kanuna... Allah’ın tabiat kanununda hiçbir değişiklik olmaz! İşte, dosdoğru din budur! Fakat insanların birçoğu bilmiyor.
Sonraki 30 ayet →