1
Elif Lâm Râ, Bu, Ayetleri sağlam, hakim ve haberdar olan Allah tarafından açıklanmış bir kitaptır.
2
(2-3) Ben, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bağışlanma dileyip, kendisine yönelesiniz diye vakti belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir geçimlikle sizi geçindirmesi ve her fazilet sahibine değerini vermesi için O’ndan size bir uyarıcı ve müjdeciyim. Şayet yüz çevirirseniz, başınıza gelecek büyük günün azabından korkarım.
3
(2-3) Ben, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bağışlanma dileyip, kendisine yönelesiniz diye vakti belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir geçimlikle sizi geçindirmesi ve her fazilet sahibine değerini vermesi için O’ndan size bir uyarıcı ve müjdeciyim. Şayet yüz çevirirseniz, başınıza gelecek büyük günün azabından korkarım.
4
Dönüşünüz Allah’adır. O’nun her şeye gücü yeter.
5
Dikkat edin, O’ndan gizlenmek için iki büklüm oluyorlar. İyi bilin ki, Allah elbiselerine büründükleri zaman da gizlediklerini ve açıkladıklarını bilir. O, kalplerin özünü bilir.
6
Yeryüzünde hareket eden her canlının rızkı Allah’a aittir. Onun yerleştiği yeri de ayrıldığı yeri de bilir. Hepsi açıklanmış bir kitaptadır.
7
O’nun arşı su üzerinde iken hanginiz daha güzel çalışacak diye denemek için gökleri ve yeri altı aşamada / günde yaratan O’dur. Şayet sen: -Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz, demiş olsan, inkar edenler: -Bu apaçık büyüden /aldatmadan başka bir şey değildir, derler.
8
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek: -O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.
9
Eğer insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık, ümitsiz bir nankör olur.
10
Eğer ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek şöyle söyleyecektir: -Kötülükler benden uzaklaştı. O, gerçekten şımaracak ve övünecektir.
11
Sabreden ve doğru hareket eden kimseler böyle değildir. İşte onlara, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
12
O halde sen: -Ona bir hazine indirilmeli veya Onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi? dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenin bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her şeyin vekilidir.
13
Yoksa: -Onu kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: -Ona benzer uydurulmuş on sûre getirin. Eğer doğru iseniz Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın!
14
Eğer size karşılık vermezlerse, onun ancak Allah’ın bilgisi ile indirilmiş olduğunu ve O’ndan başka ilah olmadığını bilin! Artık siz gerçeği kabul ettiniz mi?
15
Dünya hayatını ve onun süslerini isteyenlere, orada yaptıklarının karşılığını hiç eksiksiz öderiz.
16
Bunlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Orada yaptıkları şeyler boşa gitmiştir ve işledikleri zaten batıldır.
17
Rabbinden bir belgesi olup, onu izleyen bir şahit ve ondan önce Musa’nın önder ve rahmet kitabı -ki onlar, o kitaba inanırlar.- olan kimse ile gruplardan onu inkar eden kimse bir midir? Ateş, onlara vaat edilen yerdir. Ondan şüphen olmasın. Şüphesiz O, Rabbinden gelen haktır. Fakat, insanların çoğu inanmazlar.
18
(18-19) Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerinin huzuruna çıkarıldıklarında, şahitler: -Bunlar, Rab’leri hakkında yalan söyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin, Allah’ın laneti, Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir çarpıklık arayan ve ahireti de tanımayan zalimlerin üzerinedir.
19
(18-19) Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerinin huzuruna çıkarıldıklarında, şahitler: -Bunlar, Rab’leri hakkında yalan söyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin, Allah’ın laneti, Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir çarpıklık arayan ve ahireti de tanımayan zalimlerin üzerinedir.
20
Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, işitemezler, göremezlerdi.
21
Bunlar kendilerini mahvedenlerdir. Onları uydurdukları da terketmiştir.
22
Hiç kuşkusuz ki onlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır.
23
İman edip, doğru işler yapanlar ve Rab’lerine kesinkes bağlananlar, onlar, cennet halkıdırlar. Onlar orada temelli kalacaklardır.
24
Bu iki grup; ‘kör-sağır’ ile ‘görüp-işitene benzer. Örnekçe bu ikisi eşit mi? Hiç düşünmez misiniz?
25
(25-26) Nuh’u halkına göndermiştik: -Ben, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye size, açık bir uyarıcıyım. Ben, acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.
26
(25-26) Nuh’u halkına göndermiştik: -Ben, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye size, açık bir uyarıcıyım. Ben, acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.
27
Halkının ileri gelen kafir takımı: -Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü kıymetsiz ayak takımından başka kimsenin uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz, dediler.
28
-Ey Halkım, dedi. Sonunu düşündünüz mü? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir belge ile gelmişsem ve O’nun yanından bana, bir rahmet verilmişse; siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde sizi (onu kabul edin diye) zorluyor muyuz?
29
-Ey Halkım, ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ücretimi Allah verecektir. Ben, inanan kimseleri kovamam. Onlar, elbette Rab’lerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin cahillik eden bir halk olduğunuzu görüyorum.
30
-Ey Halkım, eğer ben onları kovarsam, Allah’a karşı bana kim yardım edebilir?! Hiç düşünmüyor musunuz?
Sonraki 30 ayet →