Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Zilzal 1 / 8
1
YERYÜZÜ (ânîden) korkunç[⁵⁸⁴⁸] bir depremle sarsıldığı[⁵⁸⁴⁹] zaman,[⁵⁸⁵⁰] [5848] Olayın dehşetini artıran dört unsur var: 1) İzâ zarfı, 2) “hareket” ifade eden zellin mudaaf kipiyle gelmesi, 3) zilzâlehânın mutlak mef’ul olması, 4) depremin yeri gösteren zamire izafe edilerek yeryüzünün çapı ve cüssesiyle orantılı olacağına işaret edilmesi. Bu belağat karşısında dilin alnı secdeye gelse yeridir. [5849] Öznesiz gelmesinin zımnî mesajı şudur: Olay o kadar dehşetli ki, olayın dehşetinden “kim yaptı” sorusunu bile soramayacaksın! Son Saat, kıyamet ve hesap ile ilgili tüm âyetlerde faile değil fiile vurgu vardır. Bu yüzden ya meçhul ya da mutavaat kalıbıyla gelir. Bu üslûptan şu sonuçlar çıkarılabilir: 1) Olay ansızın vuku bulacak. 2) Olaylar kevn ve fesat yasaları gereği kendi iç dinamikleriyle gerçekleşecek. 3) Kıyameti tetikleyen olaylar zincirinin başlamasında insan gibi irade sahibi öznelerin yaptıkları da etkili olacak. [5850] Doğrudan gelecek zaman yerine, geçmiş zaman kipine iza edatıyla gelecek zaman vurgusu kazandırılmıştır. Bu “geçmişte gerçekleşenin gelecekte yineleneceği” yananlamını içerir (Krş: 21:30).
M.İslamoğlu 99:1
2
Tüm maddî-mânevî ağırlıklarını çıkarttığı zaman,
M.İslamoğlu 99:2
3
İnsan “Ne oluyor buna!” dediği zaman:[⁵⁸⁵¹] [5851] İnsanın hayret ve dehşeti, hem yeryüzünün sarsılışı hem de içinden hayatın yeniden fışkırmasıdır. Şu âyetler bu dehşeti ayrıntılandırır: “O (depremi) gördüğünüz gün, emziren her ana emzirdiği (yavrusunu) unutur; yine her gebe kadın (o an) çocuğunu düşürür; ve insanlar sarhoş olmadıkları halde sen onları sarhoş(muş gibi) görürsün” (22:2).
M.İslamoğlu 99:3
4
İşte o dehşet günü, yeryüzü dile gelip (şahit olduklarını) bir bir haber verecek;[⁵⁸⁵²] [5852] Kur’an’ın üslubunda, Hesap Günü cansız varlıklar sadece konuşmakla kalmazlar, onlar şahsiyet, irade ve idrak sahibi canlı birer özne olarak resmedilirler (Bkz: 50:30; 70:17; 25:12; 67:7). Zımnen: Yeryüzüne edilen yemin karşılığını bulacaktır; “yer şahit olsun!” denilmişti, işte şahit oldu!
M.İslamoğlu 99:4
5
zira senin Rabbin, ona (da emr’ini) vahyetmiştir.[⁵⁸⁵³] [5853] Bu, insana inenden farklı bir vahiydir. Kur’an’da canlılara gelen vahiy ilâ edatıyla geçişli yapılırken, cansızlar için fî ve lam edatları kullanılır. Temkin ifade eden fî ve nedensellik ifade eden lâm, onların tâbi olduğu yasaları gösterir. Eğer vahyin muhatabı peygamberler dışındaki insan veya hayvan ise vahiy “ilham”, eğer cansız ise “tabiat yasaları”, eğer peygamber ise sözlü vahiy anlamındadır (Müfredât). Emrini vahyetmekle ilgili ayrıntı için Necm 4 ve Şûrâ 51’in ilgili notlarına bakınız. İşareten: Allah anıldığında kalpleri titreyen mü’minler gibi, yeryüzü de Allah’ın emri karşısında tir tir titremektedir. Ey insan! Taş yürekleri sarsmak için bu da kâr etmezse ne kâr eder!
M.İslamoğlu 99:5
6
İşte o dehşet günü bütün insanlar, yaptıkları kendilerine gösterilmek üzere darmadağın ve derbeder bir halde ortaya çıkacaklar.[⁵⁸⁵⁴] [5854] Nebe’ sûresi 18. âyet ışığında: Hesap Günü’nün dehşetiyle duygu ve düşünceleri derbeder, iç ve dış bütünlükleri darmadağın. Bu âyet, kayırıcıları nefyeden En’âm 94 ve Meryem 80 ile çelişmez.
M.İslamoğlu 99:6
7
Kim zerre[⁵⁸⁵⁵] kadar iyilik yapmışsa onu (ilâhî kayıtta) görecektir; [5855] Ölçü ve tartıya gelmeyecek kadar küçük (Lisân).
M.İslamoğlu 99:7
8
kim de zerre kadar kötülük yapmışsa, onu (ilâhî kayıtta) görecektir.[⁵⁸⁵⁶] [5856] Bu âyetler ödül ve ceza ile ilgili değildirler. “Onu görecek” mânasına gelen yerahu ifadesi yucze bihi (karşılığını görecek) veya yuhaseb ‘aleyhi (onunla yargılanacak) mânasına alınamaz. Zira bir önceki âyette zaten “amelleri kendilerine gösterilmek üzere” oraya geldikleri açıkça belirtiliyor (Krş: 17:49). Daha sonra hesap, ondan sonra da ödül ve ceza geliyor. Eğer bu âyetleri ödül-ceza bağlamında alırsak, “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” (7:156); “Kim (İlâhî mahkemeye) bir iyilikle gelirse yaptığının on katını kazanacaktır” (6:160); “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat isteyen (hak eden)/istediği kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar.” (4:48) gibi birçok âyeti anlayamayız. Sözün özü: ”Bu âyetler, insan eylemlerinin tümünün kayıt altına alındığını, hiçbirinin atlanmadığını, dahası Allah’ın atlatılamayacağını, unutan ve uyuyan bir varlık olmadığını” ifade eder (Krş: 24:39; 14:18; 3:91; 4:31; 36:51; 69:19, 25; 17:14, 49, 71; 18:49).
M.İslamoğlu 99:8
Zilzal suresi tamamlandı