Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Kadir 1 / 5
1
Biz[⁵⁸²⁴] onu[⁵⁸²⁵] kadir-kıymet gecesinde[⁵⁸²⁶] indir(meye başla)dık.[⁵⁸²⁷] [5824] Buradaki “Biz” zamiri vahyin inişine meleklerin katılımını, yani ilâhî kelâmın muhataba dolaysız değil dolaylı iletildiğini ifade eder (Krş: 42:51). [5825] “Onu” zamiri Kur’an’a da, ilk inen âyetlere de dönebilir. Birinci ihtimalde enzelnâhunun mânası “Kur’an’ı indirmeye başladık”, ikinci ihtimalde “İlk âyetleri indirdik” olur. [5826] Veya: “Kıymeti belli bir gecede”. Yani: “Kıymetine yeter olmayan, bir ömre bedel, bereketli ve şerefli bir gecede” (Krş: 44:3). Burada isim tamlamasından dolayı belirli gelen gece Duhân 3’te sıfat tamlaması olarak belirsiz gelmiştir (fi leyletin mubâraketin). Zira orada bereketi belirsizdi, burada ise o bereketin “kadarı/mikdarı/kadri” belirlenmiştir: “Bin aydan hayırlı.” Kadr, bir şeyin miktarını, değerini ve sonucunu belirtir. Burada kelimenin “miktarla” değil “değerle” ilgili olduğu 3. âyetten açıkça anlaşılmaktadır. Yine Kadr’in anlamının değere ilişkin olduğunu, bu gecenin Ramazan ayında olduğunu söyleyen Bakara 185’in sonundaki “hakkı bâtıldan ayıran bir ölçme ve değerlendirme yeteneği” anlamına gelen furkân da teyit eder. Buradaki “gece”nin mahiyeti nedir? Leyl, içinden aydınlatılabilecek geçici karanlık için kullanılır. Zulumâtın türetildiği zalâm ise içinden aydınlatılamayan, aydınlanmak için terk edilmesi gereken karanlıktır. Birçok yerde gelen “Karanlıklardan aydınlığa” kalıbı, “gece” gibi içinden aydınlatılacak karanlığı değil, ancak terk edince kurtulunacak karanlığı ifade eder. Leylenin terkipten dolayı kazandığı belirlilik, vahyin önceden kararlaştırılmış bir gecede nâzil olduğu anlamına gelebilir. [5827] İnzâl kalıbının “bir seferde indirmek” mânasına geldiği doğru değildir (Krş: 25:32). Buna dayanarak vahyin dünya semasına tek seferde toptan indiği yorumları da mesnetsizdir. Gökten yağmur bir defada inmediği halde, yağmur için de aynı kalıp kullanılır (23:18). Yaptığımız karşılaştırmalı bir okuma, tenzîl ve inzâlin birbirinin mukabili olarak kullanıldığını ortaya koymuştur. Tenzîl vahyin kaynağına nisbetle, inzâl hedefine nisbetle kullanılmaktadır (Bkz: 12:2, not 3’ün devamı). İnzâl kalıbı asıl “bir yasaya bağlı olarak indirme” vurgusu taşır. Lügatte inzâlin mânası, ulvî mânaların bilinç evrenine dahil edilmesidir (duhûlu’ş-şey’ fî ‘âlemi’l-mudrekât). Bu, ya önceden var olanı dönüştürmek (ca‘l), ya da bilinçte anında var etmek (halk) şeklinde gerçekleşir. Kur’an’ın inmeye başladığı gece Ramazan ayının içinde bir gecedir (2:185).
M.İslamoğlu 97:1
2
Bilir misin o kadir-kıymet gecesinin mahiyeti nedir?[⁵⁸²⁸] [5828] Buradaki mâ, hem mahiyetle hem zamanla alâkalı olabilir. Bir sonraki âyet mahiyetle alâkalı olduğunu gösterir. Yani, “Kadir gecesinin mahiyetini sen bilir misin?” anlamına gelir. Bakara 185, Kur’an’ın indiği gecenin ayın bütününde aranmasını îmâ eder. Bu gecenin haftanın günlerinden Pazartesi’ne denk geldiğini, Allah Rasûlü’nün, Pazartesi günleri neden nafile oruç tuttuğuyla ilgili bir soruya verdiği cevaptan öğreniyoruz. Zaten Allah Rasûlü’nün hayatının dönüm noktası olan o gecenin hangi güne denk geldiğini bilmemesi düşünülemezdi.
M.İslamoğlu 97:2
3
O kadir-kıymet gecesi, bin aydan[⁵⁸²⁹] daha hayırlıdır.[⁵⁸³⁰] [5829] Veya elfin mastar anlamı olan telif ve şehrin mastar anlamı olan işhar mânasıyla: “İç içiçe geçmiş bir dolu aydınlıktan”. Bin rakamı çokluktan kinaye olmakla birlikte şehre izafe edildiğinde daha derin, daha farklı bir mânaya delâlet etse gerektir. Sadece kinaye olsaydı daha çok olan min elfi senetin (bin yıldan) veya min elfi ‘asrin (bin asırdan), hatta min elfi dehrin (tüm zamanların bin katından) buyurulurdu. Bu da buradaki kinayenin “çokluğa” değil, “insanın ömrüne” delâlet ettiğini gösterir. [5830] Yani: O ömre bedel bir gecedir. Zımnen: Ey muhatap! Kur’an indiği geceye otuz bin kat değer yüklemiştir! O gecenin değeri kendinden değil vahiydendir. Zira o gece ay yılına ait bir gecedir. Ay yılı ise sabit değil dönen bir zamandır. Demek ki o mübarek gece bereketini bizzat zamandan değil, o zamanda inmeye başlayandan almıştır. Şu halde aynı Kur’an senin hayatına inerse, ömrüne nasıl bereket katacağını var sen hesap et! Düşünsene aynı vahiy, ilk muhatabını “Âlemlere rahmet”, indiği şehri “kentlerin anası”, indiği toplumu “insanlık anası” (ümmet) kılmıştır! Sözün özü: İçine vahyin indiği bir gece bir ömre bedeldir. Kur’an bunun tersinin de geçerli olduğunu söyler: İçinde vahyin olmadığı bir ömür bir gece kadar bereketsizdir (Krş: 17:52; 20:102-104; 23:112-113; 30:55). İmam Bakır’a göre Enfâl 41’deki “Eğer siz, Allah’a ve hakkın bâtıldan ayrıldığı o gün, yani iki ordunun karşı karşıya geldiği gün kulumuza indirdiklerimize inanıyorsanız” ibaresi Kur’an’ın inmeye başlamasıyla Bedir savaşının yılın aynı gününe denk geldiğine delâlet eder. Bu yoruma göre Kadir gecesi savaşın gerçekleştiği 17 Ramazan’dır (Nkl: İbn Âşûr, Duhân 3’ün tefsirinde). İmam Bakır’ın bu yorumunda zannımızca Hz. Ali’nin Ramazan’ın 17’sinde şehid edilişinin de payı vardır ve bizce bu oldukça duygusal ve kırılgan bir yaklaşımdır. Aynı şey, Ramazan’ın 17’sinde gerçekleşen Bedir zaferiyle Kadir gecesi arasında bağlantı kuran yorumlar için de söylenebilir. Kur’an’la sabittir ki Kadir gecesi Ramazan ayındadır: “(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlığa rehber olan, bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an işte bu ayda indirilmiştir” (2:185).
M.İslamoğlu 97:3
4
Melekler, vahiyle beraber[⁵⁸³¹] o gece inerler de inerler,[⁵⁸³²] Rablerinin izniyle, hayatın her alanına dair[⁵⁸³³] [5831] Veya: “Vahiy meleği ile”. Tercihimiz vav’ın maiyyet vurgusuna istinadendir. Rûh, Nahl 2, Mü’min 15 ve Şûrâ 52’de tartışmasız vahiy mânasına kullanılmıştır. Bu sûrenin ana konusu da vahiydir. Dolayısıyla burada teşrifatçı melekler eşliğinde indirilen, akleden kalbin hayat soluğu olan vahiy olmalıdır. Zira, bilinçsiz bilgi ruhsuz cesettir. Vahiy ise bilgiyi bilince dönüştürür. Fîhâdaki zamir “geceye” de, “meleklere” de dönebilir. Birinci durumda mâna “o gecede” olur. Biz bağlamla uyumundan dolayı ikincisini tercih ettik. [5832] Zımnen: Lafzı bir kez, mânası sonsuz kez inen vahiyle İnşâ olmak isteyen her mü’mine, melekler, hidayet ve furkan olan vahyin diriltici soluğunu kıyamete kadar indirmeye devam ederler. Vahyin her çağda geçerli olan dönüştürücü gücünün arkasındaki gerçek sebep budur. [5833] Veya İbn Abbas’ın okuyuşuyla min kulli’mriin: “herkese dair” (Ferrâ). Bu okuyuşa dayanarak, Allah Rasûlü’ne nâzil olanlar hükmen ümmetinden herkese nâzil olmuş gibidir, denilebilir. Bu âyet, “o gece (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır” (44:4) âyeti ışığında anlaşılmalıdır.
M.İslamoğlu 97:4
5
tarifsiz bir mutluluğun (formüllerini getirirler);[⁵⁸³⁴] bu durum, tanyeri ağarıncaya kadar sürer.[⁵⁸³⁵] [5834] Selâm, “barış, huzur, saadet, af, mağfiret” mânalarını kapsar. Kur’an’ın inişi hatırına, vahyin sahibi Allah tarafından ilan edilen genel bir affa da delâlet edebilir. Ancak bu genelliği “Rablerinin izniyle” şartı sınırlamaktadır. [5835] Veya fecrin mastar anlamıyla: “(Hakikatin) fışkırdığı kaynağa dönünceye kadar sürer”. İki anlama da gelebilir: 1) insanlığın içinde debelendiği cahiliyye gecesi Kur’an’ın ışığıyla son buluncaya kadar. İbrahim sûresinin ilk âyetinde ifadesini bulan hakikat budur. 2) Gaybî hakikatleri örttüğü için bir geceye benzeyen bu dünya hayatı son bulup, gaybî hakikatlerin “yakîn” olduğu âhiret şafağı atıncaya kadar (Krş: Hattâ ye’tiyeke’l-yakîn: 15:99).
M.İslamoğlu 97:5
Kadir suresi tamamlandı