Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Leyl 1 / 21
1
KUŞATIP örten gece şahit olsun![⁵⁷⁵⁹] [5759] Gece zaten karanlıktır. İnsanlığın ufkunu gittikçe karartan cahiliyye gecesine bir imâdır. Yemin vavı ile ilgili bkz. 93:1, not 1.
M.İslamoğlu 92:1
2
(Gecenin kuşatmasını) yarıp ortaya çıkan gündüz şahit olsun!
M.İslamoğlu 92:2
3
Erkek ve dişiyi yaratan kudret şahit olsun[⁵⁷⁶⁰] [5760] Veya mânın ilgi zamiri vurgusuyla: “Erkek ve dişiyi yaratan şahit olsun”. Tercihimizin gerekçesi için bkz: 91:7, not 7.
M.İslamoğlu 92:3
4
ki (ey insanlık); sizin çabanız, (sebep ve sonuç açısından) farklı farklıdır.[⁵⁷⁶¹] [5761] İlk üç âyette yemin edilen gece-gündüz ve erkek-dişi, farklılığın ve çift kutupluluğun Allah’ın yasası olduğuna delâlet eder. İyi-kötü, ödül-ceza, cennet-cehennem de varlığın tâbi olduğu bu yasanın iradeli eylemler alanındaki bir uzantısından başka bir şey değildir. Zaten devamındaki âyetler de bu gerçeği dile getirir.
M.İslamoğlu 92:4
5
Sözgelimi;[⁵⁷⁶²] kim sorumlu davranır ve (Allah yolunda) verirse;[⁵⁷⁶³] [5762] “Ayrıntı ve açıklama” vurgusu taşıyan feemmânın bu bağlamdaki en uygun karşılığı. [5763] Buradaki ittika, 8. âyetteki istiğnânın mukabilidir. Çevirimizin gerekçesi budur.
M.İslamoğlu 92:5
6
üstelik en güzel olanı da tasdik ederse;[⁵⁷⁶⁴] [5764] “En güzel”, tüm klasik tefsirlerde “tevhid kelimesi” olan lâ ilâhe illallah olarak yorumlanmıştır. Bizce “En güzel” (Husnâ) ile Allah da kastediliyor olabilir. Zira Kur’an husnâ kelimesini 4 yerde el-Esmau’l-Husnâ terkibi içerisinde Allah’a isnatla kullanır. İsimleri “en güzel” (husnâ) olanın kendisi de “en güzel”dir. Öte yandan tasadduk, bir güzelin bir güzelliği En Güzel adına başka güzellerle paylaşmasıdır. Husn, maddî olarak kubhun, mânevî olarak sûun mukabilidir. Burada ikincisidir. Güzelliğin son noktasını ifade eder. Husn hem “a’yan” hem “ahdas” hakkında kullanılır. Hasene vasıf olursa bir öncekiyle aynıdır, isim olursa sadece ahdas hakkında kullanılır. Husnâ ise sadece ahdas hakkında kullanılır (Râğıb). Husn Kur’an’da maddî güzellik için değil, aklî, kalbî ve şer’î güzellikler için kullanılır (et-Tefsîru’l-Beyânî).
M.İslamoğlu 92:6
7
işte ona, rahatlık ve mutluluğun zirvesine götüren yolu kolaylaştırırız.[⁵⁷⁶⁵] [5765] Medine’de yaşanmış örnek bir infak olayı tefsir kaynaklarımızda bu pasajla ilintilendirilerek anlatılır (Bkz: 57:10, not 12).
M.İslamoğlu 92:7
8
Sözgelimi; kim de cimrilik yapar ve kendi kendine yettiğini zanneder,
M.İslamoğlu 92:8
9
en güzel olanı da yalanlarsa;
M.İslamoğlu 92:9
10
işte ona da, zorluk ve felaketin en dibine giden yolu kolaylaştırırız;[⁵⁷⁶⁶] [5766] Kötüye cehennemin kolaylaştırılması, tercihinin onda artık yerleşik bir meleke haline gelmesiyle açıklanabilir. Çünkü onun iç dünyası tercihine alışmış, hatta tercihinin tiryakisi olmuştur. Bu da ona cehennemin kolaylaştırılmasıdır. Bir mastar formu olarak yusrâ kolaylığın zirvesini, ‘usrâ ise zorluğun dibini ifade eder.
M.İslamoğlu 92:10
11
öyle ki, o baş aşağı (cehenneme) yuvarlanıp helâk olacağı zaman, (Allah için paylaşmadığı) malı kendisini asla kurtaramaz.[⁵⁷⁶⁷] [5767] Veya mâya soru mânası vererek: “malı kendisini kurtarır mı?”
M.İslamoğlu 92:11
12
ELBET doğru yolu göstermek sadece Bizim işimizdir;
M.İslamoğlu 92:12
13
ama gerçekte işin önü de sonu da Bizim mülkiyetimizdedir.[⁵⁷⁶⁸] [5768] Burada âhiretin dünyadan önce gelmesi, insana öncelik sırasını öğretmek içindir.
M.İslamoğlu 92:13
14
İşte Ben sizi, alevler saçan bir ateşe karşı uyarmış bulunuyorum:
M.İslamoğlu 92:14
15
oraya sadece sorumsuzluğun zirvesinde olan[⁵⁷⁶⁹] bir azgın girer;[⁵⁷⁷⁰] [5769] Bu eşkâ (en sorumsuz), 17. âyetteki etkânın (en sorumlu) karşıtıdır. [5770] Görgü tanığı İmam Malik anlatıyor: Ömer b. Abdülaziz’in arkasında akşam namazı kılıyorduk. Velleyli iza yağşa sûresini okudu. “Oraya sadece sorumsuzluğun zirvesinde olan bir azgın girer” âyetine gelince ağlamaya başladı. Ağlamadan dolayı âyeti bir türlü tamamlayamadı. Sonunda sûreyi okumayı bırakarak başka bir sûre okudu” (Kurtubî).
M.İslamoğlu 92:15
16
o ki, (vahyi) yalanladı[⁵⁷⁷¹] ve (gerçeğe) sırt döndü. [5771] Kur’an’da tekzib daima tasdikin karşıtı olarak dinî anlamda kullanılır.
M.İslamoğlu 92:16
17
Ama yüce ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle hareket eden kimse, o (ateşten) uzak tutulacak;
M.İslamoğlu 92:17
18
o ki, malını gönülden verir ve arınıp gelişir;[⁵⁷⁷²] [5772] Yani Allah katında arınmak ve manen gelişmek için verir, riya ve gösteriş için değil. el-İtâ’, el-i‘tâdan farklı olarak “kolaylıkla vermeyi” ifade eder. “Gönülden” karşılığının gerekçesi budur.
M.İslamoğlu 92:18
19
Onun (bu yaptığı) herhangi birinden gördüğü bir hayra karşılık değildir;
M.İslamoğlu 92:19
20
sadece Yüce Rabbinin rızasını kazanma iştiyakı iledir.[⁵⁷⁷³] [5773] Aynı edebi telkin eden âyetler için bkz: 76:8-9.
M.İslamoğlu 92:20
21
İşte böyle biri, kesinlikle, zamanı gelince (gördüğü karşılıktan) fazlasıyla memnun olacaktır.
M.İslamoğlu 92:21
Leyl suresi tamamlandı