Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Mutaffifın 1 / 36
1
YAZIKLAR olsun o yolsuzluk yapanlara[⁵⁶²²] [5622] Tatfîf, zıt anlamlı tabiatıyla hem maddî hem mânevî olarak, ölçme ve değerlendirmede “kendine yontan” mantığı ifade eder. Bu işin ölçü ve tartı aletleriyle yapılması şart değildir. Zaten her türlü haksız kazancın merkezinde, yamuk ölçen bir akıl ve tasavvur yatar. Mutaffifînin günümüzdeki karşılığı “yolsuzluk yapanlar”, yapılan şeyin adı da “yolsuzluk”tur.
M.İslamoğlu 83:1
2
ki; kendileri başkalarından alacakları zaman noksansız isterler,
M.İslamoğlu 83:2
3
ama başkaları için ölçüp tarttıkları zaman hak yerler.
M.İslamoğlu 83:3
4
Onlar sanmazlar mı ki tekrar diriltilecekler;
M.İslamoğlu 83:4
5
dehşetli bir günde (hesaba çekilecekler);
M.İslamoğlu 83:5
6
o gün bütün insanlar âlemlerin Rabbi huzuruna dikilecekler.
M.İslamoğlu 83:6
7
ARTIK YETER! Sorumsuzluğu tıynet edinenlerin[⁵⁶²³] kaydı, elbet Siccîn’de (arşivlenecek). [5623] Fuccâr Kur’an’da muttakîn ve ebrârın karşıtı olarak kullanılır (Bkz: 38:28, not 3; 82:13-14).
M.İslamoğlu 83:7
8
Ama Siccîn nedir, bilir misin sen?[⁵⁶²⁴] [5624] Zımnen: Dirayetle (akılla) bilemezsin, o halde rivayetle (vahiyle) öğren!
M.İslamoğlu 83:8
9
O (Siccîn) sayısal değerlerle korunmuş bir kayıttır.
M.İslamoğlu 83:9
10
O gün vay haline yalanlayanların;
M.İslamoğlu 83:10
11
onlar Hesap Günü’nü yalanlıyorlar;
M.İslamoğlu 83:11
12
halbuki onu ancak haddi aşan günahkârlar yalanlar:
M.İslamoğlu 83:12
13
ne zaman (Hesap Günü’nü hatırlatan) âyetlerimiz kendilerine okunsa, “geçmişin masalları” dediler.
M.İslamoğlu 83:13
14
Ondan daha da beter: yaptıkları kalplerini tümüyle paslandırmıştır.
M.İslamoğlu 83:14
15
Bundan daha beteri de var: Elbet onlar o gün Rablerinden perdelenecekler;[⁵⁶²⁵] [5625] Krş: 3:77. Bu âyet, Allah’ın âhirette görülmesiyle ilgili yorumlara konu olmuştur. Oysa bu âyetin Allah’ın bizatihi görülmesi konusuyla alakası yoktur. Zira Kur’an bu konuda son sözü söylemiştir: “Hiçbir beşerî görüş ve tasavvur O’nu kuşatamaz, fakat O her türlü beşerî görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatır” (6:103)
M.İslamoğlu 83:15
16
sonra onlar gözleri faltaşı gibi açan bir azaba sokulacaklar;[⁵⁶²⁶] [5626] Veya sâlûnun kök anlamına atfen: “Cehennemle doğrultulacaklar”.
M.İslamoğlu 83:16
17
sonra kendilerine denilecek ki: “işte sizin yalanlamayı âdet edindiğiniz hakikat budur”
M.İslamoğlu 83:17
18
KESİNLİKLE evet! İyilerin kaydı da ‘Illiyyûn’da (arşivlenecek);
M.İslamoğlu 83:18
19
Ve ‘Illiyyûn nedir, bilir misin sen?
M.İslamoğlu 83:19
20
O (yine) sayısal değerlerle koruma altına alınmış bir kayıttır;
M.İslamoğlu 83:20
21
onu Allah’a yakın olanlar izleyebilir.[⁵⁶²⁷] [5627] Yeşheduhû fiili, bunun “okunan” değil “görülüp izlenen” bir kayıt olduğunun delilidir.
M.İslamoğlu 83:21
22
Şüphe yok ki iyiler tarifsiz nimetler içinde yüzecekler;
M.İslamoğlu 83:22
23
Ebedî huzur ve saadet makamında[⁵⁶²⁸] (rahatlarına) bakacaklar; [5628] Lafzen: “koltuklarında”. Cehennemliklere ilişkin 15. âyetin mukabilidir.
M.İslamoğlu 83:23
24
yüzlerinde sonsuz mutluluğun tarifsiz parıltısını göreceksin.
M.İslamoğlu 83:24
25
Kişiye özel[⁵⁶²⁹] tarifsiz bir içki ikram edilecek; [5629] Lafzen: “ağzı mühürlü”. Bu, seri üretim değil kişiye özel oluşun göstergesidir. Allah için her kul özeldir. Özgün ve özel kulluklara, özgün ve özel ikramları ifade eder. Yuşrabûne yerine yuskavne gelmesi, hizmetin kusursuzluğunu ifade içindir. Yuşrabûne içmek için ayağına gidilen su, yuskavne içenin ayağına gelen sudur.
M.İslamoğlu 83:25
26
o, içenin ağzında misk kokusu bırakacak;[⁵⁶³⁰] işte bu nedenle yarışmak isteyenler, artık bu uğurda yarışsınlar! [5630] Hıtâmuhu misk, lafzen “sonu misk olacak”, zımnen “mutlu son” anlamına gelir. Yani: mukaddes hayat yolculuğunun müebbet yolcusu olan insan, yoldan çıkmadan yürürse, yolun sonu cennete çıkacak.
M.İslamoğlu 83:26
27
Onun katkı maddesi, (Cennetin) zirvesinden dolacak;
M.İslamoğlu 83:27
28
Allah’a yakın olanların içtiği tarifsiz bir kaynaktan…
M.İslamoğlu 83:28
29
NE VAR Kİ günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi;
M.İslamoğlu 83:29
30
ve ne zaman onlarla karşılaşsalar kaş-göz ederlerdi;
M.İslamoğlu 83:30