1
UZAY çatlayan bir çekirdekten çıkan filiz gibi yeniden yaratılmaya başladığında,[⁵⁶¹⁰]
[5610] Semâ’, semâvât çoğuluyla gelmediği bu bağlamda “gök” anlamından çok “uzay” anlamına gelir. Fatarat fiili sonu değil başlangıcı ifade eder. “Bir çekirdeği/tohumu çatlatarak içindeki potansiyeli ortaya çıkardı” anlamına gelen bir kökten türetilmiştir (Krş: 35:1). Dolayısıyla bu âyetler bozuluşu değil yeniden oluşu tasvir eder. Fiili isimden ayıran özellik olan teceddüt vurgusu çeviriye “yeniden” şeklinde yansımıştır.
2
yıldızlar yeniden serpilip saçıldığında,[⁵⁶¹¹]
[5611] Yeniden yaratılışın başlangıcında yapışık olan gökler ve yerin ayrılma sürecine dairdir (Bkz: 21:30). Çok yapraklı bir tomarın (kitâb) rulo yapılmasını andıran spiral dürülüş tasviri Son Saat’i ifade ediyordu (21:104). Bu âyet söz konusu sürecin tam tersini, yani tek noktaya toplanan yıldızların serpilip saçılarak yeniden oluşmasını ifade eder görünmektedir. Allahu a‘lem.
3
denizler yeniden yükselip kabardığında,[⁵⁶¹²]
[5612] Denizlerin yeniden oluşum sürecini ifade etse gerektir.
4
kabirlerin içi boşaltıldığında,[⁵⁶¹³]
[5613] Bozuluşun ardından gelen yeniden oluş sürecinin son halkası olarak insanın âhiretinin başlayıp Hesap Günü’nün geldiğini beyan eder.
5
her insan neyi öncelediğini ve neyi ertelediğini fark edecek.[⁵⁶¹⁴]
[5614] Yani: dünyadaki önceliklerinin hiç de öncelenmeye değer olmadığını, ertelediklerinin de öncelikli ve ivedilikli olduğu gerçeğini fark edecek (Krş: 36:12).
6
EY İNSANOĞLU! Bu kadar ulu ve cömert olan Rabbine karşı seni aldatan ne?[⁵⁶¹⁵]
[5615] Yani: “kendi kendini aldatmanın anlamı ne?” Ğurûr, kişinin gerçekte kendisine zarar verecek şeye yararlı diye sarılarak kendini aldatmasıdır.
7
O (Allah) ki seni (bir amaçla) yarattı, sana varoluş amacını gerçekleştirecek bir donanım ve dengeli bir tabiat verdi;
8
(yani) hangi sûrette istemişse seni öyle terkip etti.[⁵⁶¹⁶]
[5616] Krş: 87:2-3 ve 91:7-8.
9
Yapmayın ama; Hesap (Günü’nü) yalanlama (eğilimini) hep içinizde taşıyorsunuz;[⁵⁶¹⁷]
[5617] Veya dînin “borç” anlamındaki deyn köküne nisbetle: “Allah’a karşı borçlu olduğunuz gerçeğini yalanlamaya hazır duruyorsunuz”. Çevirimiz, pasajın konusunun insanoğlunun genel zaafları olduğu gerçeğine dayanmaktadır.
10
üstelik üzerinizde gözetleyip hafızaya kaydediciler olduğu halde;[⁵⁶¹⁸]
[5618] Vicdan, hafıza, bilinç ve bilinçaltı gibi insanı insan kılan melekeler/melekler, âyette adı geçen hâfızîna dahildirler (Krş: 75:14).
11
(onlar) kaliteli[⁵⁶¹⁹] kaydediciler,
[5619] Veya: “değerli”.
12
ne yaparsanız onu fark edip (kaydeden)…
13
SORUMLU davranan iyiler elbette tarifsiz nimetler içinde yüzecekler,
14
sorumsuz davranan kötüler[⁵⁶²⁰] ise gözleri faltaşı gibi açacak bir ateşin içinde olacaklar,
[5620] Fuccâr Kur’an’da hep muttakînin karşıtı olarak kullanılır ve “sorumluluk”un mukâbili olan “sorumsuzluk” vurgusu taşır (Bkz: 38:28, not 26).
15
Hesap Günü(nün ardından) orayı boylayacaklar;
16
ondan kurtulmaları asla mümkün olmayacak.
17
Sahi sen Hesap Günü nedir, bilir misin?
18
Evet sen, sahiden de Hesap Günü nedir bilir misin?
19
O, hiçbir insanın bir başka insana asla fayda sağlayamayacağı bir gündür;[⁵⁶²¹] zira o gün talimat vermek tamamen Allah’a mahsustur.
[5621] İbarede iki te’kit birden gelmiştir: Hem olumsuzlamanın ardından gelen genel lafız nefs, hem de şey’en. Bu ikisi çeviriye “hiçbir” ve “asla” olarak yansımıştır. Tüm şefaat anlayışları bu âyet ışığında tashih edilmelidir.