Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Mürselat 1 / 50
1
ŞAHİT olsun[⁵⁴⁹⁶] iyilik yaymak için art arda[⁵⁴⁹⁷] gönderilen (bu vahiyler)! [5496] Yüksek bir belâgatın ifadesi olan ilâhî yeminler, varlığı oluşturan her unsurun “şahitlik” vasfını ifade eder. Tek sahip O’dur; gerisi hep şahittir. İnsan da şahitler kervanına bilinçli olarak katılmalıdır. Tefsir otoriteleri, ilk beş âyette yer alan sıfatların mevsufu konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bunlara “melekler”, “rüzgârlar” veya “kâmil ruhlar” diyenler olduğu gibi, ilk ikisi melekler diğerleri rüzgâr veya ilk ikisi rüzgâr diğerleri melekler, ilk ikisi melekler müteakip üçü âyetler diyen de olmuştur. Tercihimizin gerekçesi için mevsufsuz sıfatlarla başlayan beş sûrenin ilki olan ‘Âdiyât 1’in notuna bkz. [5497] Hem ‘urfen masdarına mef’ul mânası vererek, hem de ism-i masdar anlamıyla. Kıl art arda, peş peşe dizildiği için at yelesine ‘urf denilmiştir.
M.İslamoğlu 77:1
2
Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!
M.İslamoğlu 77:2
3
Ve (ilâhî mesajı) yaydıkça yayanlar!
M.İslamoğlu 77:3
4
Peşinden (hak ile bâtılı) seçip ayıranlar!
M.İslamoğlu 77:4
5
derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;
M.İslamoğlu 77:5
6
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
M.İslamoğlu 77:6
7
ELBETTE,[⁵⁴⁹⁸] tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir: [5498] İnnemâ, sünnete dayalı mushaf yazımı gereği mushaf içinde birleşik yazılsa da hasr belirten innemâ edatı değil, inne ve mâdan oluşan iki ayrı edattır ve “elbette” ve “şey” ile karşılanmıştır.
M.İslamoğlu 77:7
8
Yıldızlar söndürüldüğü zaman;
M.İslamoğlu 77:8
9
ve gök yarıldığı zaman;
M.İslamoğlu 77:9
10
ve dağlar un ufak edildiği zaman;
M.İslamoğlu 77:10
11
ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman…[⁵⁴⁹⁹] [5499] Veya: “Vakti geldiği zaman”. Tercihimiz Ferrâ’nın tercihidir.
M.İslamoğlu 77:11
12
Peki, bütün bunlar hangi gün gerçekleştirilecek?
M.İslamoğlu 77:12
13
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.
M.İslamoğlu 77:13
14
Sahi, bu Ayrım Günü’nün dehşetini sen nereden bileceksin?
M.İslamoğlu 77:14
15
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
M.İslamoğlu 77:15
16
Ne yani, Biz (o yalanlayanların) öncülerini helâk etmedik mi?
M.İslamoğlu 77:16
17
Sonrakileri de onların peşine diziveririz:
M.İslamoğlu 77:17
18
işte günahı hayat tarzı haline getirenlere böyle davranırız.
M.İslamoğlu 77:18
19
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
M.İslamoğlu 77:19
20
Sizin yaratılış sürecinizi basit ve zayıf bir sıvıdan başlatmadık mı?[⁵⁵⁰⁰] [5500] Min edatı, sürecin başlangıcına (ibtida) delâlet eder. Bu âyeti Enbiya 30 ile birlikte okumak daha açıklayıcıdır: “(hareket edebilen) her canlıyı sudan var ettik.”
M.İslamoğlu 77:20
21
Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;
M.İslamoğlu 77:21
22
tabii ki önceden belirlenmiş bir süreye kadar…
M.İslamoğlu 77:22
23
Bütün bunları Biz takdir ettik;[⁵⁵⁰¹] ve ne muhteşemdir Bizim takdirimiz! [5501] Yani: Kudretimizden bir kudret sayesinde, büyüyüp gelişmesini takdir ettik.
M.İslamoğlu 77:23
24
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
M.İslamoğlu 77:24
25
Değil mi ki yeryüzünü, çekim gücü olan bir toplanma alanı yaptık;[⁵⁵⁰²] [5502] Kifât; hem “yerçekimi” yasasını ifade eder, hem de kefetten fiâl kalıbıyla, “farklı şeylerin bir araya gelmesini” veya “bu işin gerçekleştiği alanın adını” ifade eder. Bir sonraki âyetin de delâlet ettiği gibi, mü’min olsun kâfir olsun insanların bir arada yerçekimi yasasına bağlı olarak yaşamasının Allah’ın takdiri olduğunu ifade eder.
M.İslamoğlu 77:25
26
diriler ve ölüler için.[⁵⁵⁰³] [5503] Belirsiz olması, “bildiğiniz ölüm ve hayat değil” anlamını içerir. Çevirimizin gerekçesi budur. Bir önceki âyetin “Yeryüzünü cazibe merkezi yaptık” şeklindeki alternatif mânasını tercih edersek, bu âyetin açılımı “bu yüzden dirileri de ölüleri de kendine çekmektedir” şeklinde olur.
M.İslamoğlu 77:26
27
Ve orada başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.[⁵⁵⁰⁴] [5504] Sekaytuhu, “ona su sundum” anlamına gelir. Eskaytuhu, “ona sudan bir pay verdim” anlamına gelir (Furûk). Başı yüce haşmetli dağlar rahmet bulutlarının altına başını tutuyor da, şerefini Allah’tan alan insan akleden kalbini neden vahyin rahmet bulutlarının altına tutmayıp hakikati yalanlıyor? Vahiy bir dağa inseydi dağ haşyetten paramparça olurdu (59:21). Fakat insana indiği halde insan neden vahye karşı taş kesilir? Bulut dağa nâzil olur vahiy insana. Bulutu çeken dağ yeşile kavuşur, vahiy hakikatine yüreğini tutan insan cennete kavuşur. Aksi halde dağ nasıl kıraç kalırsa, insan da cennetinden olur.
M.İslamoğlu 77:27
28
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
M.İslamoğlu 77:28
29
HAYDİ artık, yalanlayıp durduğunuz (Hesap Günü’ne) doğru ilerleyin bakalım!
M.İslamoğlu 77:29
30
(İnsanın duygu, düşünce ve eylemini kuşatan) üç boyutlu gölgeye doğru ilerleyin![⁵⁵⁰⁵] [5505] Yani: cehennem dumanının yakıcı, boğucu ve kör edici gölgesine... Zımnen: zira siz dünyadayken fıtrat, hilkat ve akleden kalbinizin üzerini küfür perdesiyle örterek onu vahyin ışığından mahrum bırakmıştınız.
M.İslamoğlu 77:30