Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Kıyame 1 / 40
1
Ötesi yok, Kıyamet Günü’ne Ben yemin ediyorum![⁵⁴⁴²] [5442] Lâ-uksimu ile ilgili bir not ve çevirimizin gerekçesi için bkz: 90:1.
M.İslamoğlu 75:1
2
Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum![⁵⁴⁴³] [5443] “Kendini kınayan nefis”, birinci âyetin açık delâletiyle kıyamette kaybeden insandır. 10-19. âyetler kınayan nefsin kimliğinin açılımıdır. Bu nefsi “henüz yaşayan bir”ine hamletmek ve hele de “iyi” olarak niteleyip olumlu olduğunu söylemek bağlama tamamen aykırıdır.
M.İslamoğlu 75:2
3
İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
M.İslamoğlu 75:3
4
Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz.[⁵⁴⁴⁴] [5444] Terkibin en basit unsuru hatırlatılıyor. Zira terkibin en basit unsurunu inkâr eden, mürekkep unsurlarını haydi haydi inkâr eder. “Parmak uçları” ile hem insan eylemlerinin tutamak noktaları hem de parmak izi kastediliyor olabilir. Yaradan yarattıklarına imzasını atmıştır. Parmak uçları, yaratılmışların değerlisi olan insana atılan imza mahallidir. İkinci âyette Allah’ın şahitlik çağrısına icâbet eden Efendimiz, şehadet kelimesi okurken parmağını kaldırmıştır. Bu, şehadete “ben” diye başlayan insanın “ben idrakinin” sembolik ifadesidir. Parmaklar her beşerî şaheserin arkasında yatan ilâhî şaheseri gösterirler. Çünkü sanatkârlar şaheserlerini parmaklarıyla verirler.
M.İslamoğlu 75:4
5
Ne var ki genellikle (inkârcı) insan, önündeki (hakikati)[⁵⁴⁴⁵] yalanlamaya bayılır;[⁵⁴⁴⁶] [5445] “Önündeki” anlamına gelen emâmeh 1) “Günler, aylar, mevsimler ve yılların haber verdiği gözünün önündeki yeniden diriliş hakikatini”; 2) “Önünde duran istikbalini”; 3) “Fıtratına nakşedilmiş olanı”; 4) “Vaktiyle önüne konulmuş hakikati” anlamlarını içerir. [5446] Teksir için olan lâm çeviriye “genellikle” olarak yansımıştır.
M.İslamoğlu 75:5
6
o şöyle sorar: “Şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?”[⁵⁴⁴⁷] [5447] Aslı en âne olan eyyâne uzaklığı îmâ eder.
M.İslamoğlu 75:6
7
Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;
M.İslamoğlu 75:7
8
ve Ay sönüp gidecek;[⁵⁴⁴⁸] [5448] Zımnen: “Ay’ın ışığı sönecek” veya “Ay’ın kendisi sönecek” veya “Ay batıp yok olacak”.
M.İslamoğlu 75:8
9
çünkü güneş ve Ay birleştirilecek;[⁵⁴⁴⁹] [5449] Veya: “Toplanacak”. Krş: “Başlangıçta o ikisi bir idi; ama Biz onu ayırdık” (21:30 ve ayrıca 21:104). Bu âyetteki “o ikisi” ile gök ve yer kastedilmiş olsa da, Ay’ın yere tâbi olduğu unutulmamalıdır.
M.İslamoğlu 75:9
10
insan o gün şöyle diyecek: “Nereye kaçmalı?”
M.İslamoğlu 75:10
11
Yoo! Hiçbir sığınak yok!
M.İslamoğlu 75:11
12
O gün, yolların sonu Rabbinin katına çıkacak;
M.İslamoğlu 75:12
13
o gün insanoğluna önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek;[⁵⁴⁵⁰] [5450] Ya da: “Yaptıkları veya yapması gerekip de yapmadıkları..”
M.İslamoğlu 75:13
14
bilakis insan kendi benliğine şahit olacak;[⁵⁴⁵¹] [5451] Veya basiret’i ikinci mübteda sayarak “basiretli insan kendi nefsine hâkim olandır” veya mahzuf bir mevsufun sıfatı (huccetun basiretun) sayarak “insan kendisini gözetlediğine dair bir belgeye sahiptir.” Bu ikisi de ilâve bir takdire dayalı mâna olduğu için tercihe şayan bulmadık.
M.İslamoğlu 75:14
15
türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile…[⁵⁴⁵²] [5452] İnsan hakikati diliyle yalanlasa ve bu inkârına tumturaklı mazeretler getirse de (Msl: “Eğer Allah isteseydi, ne biz ne de atalarımız asla şirk koşmazdık” 6:148 gibi) vicdanında itiraf edeceğine dair bir ifade.
M.İslamoğlu 75:15
16
O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:
M.İslamoğlu 75:16
17
Şüphesiz onun toplanması da, okunuşu da bize düşer;[⁵⁴⁵³] [5453] Buradaki kurâneh isim değil mastardır ve “okunuş” anlamına gelir bkz: 10:15, not 26.
M.İslamoğlu 75:17
18
artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle;
M.İslamoğlu 75:18
19
sonra elbet onu beyan etmek de yine Bize düşer.[⁵⁴⁵⁴] [5454] Bu âyetler iki şekilde okunabilir: 1) Sadece Ebu Bekir el-Kaffâl’den (ö. 507/1133) nakledilen bağlam içi okuma: Bu durumda muhatap öncesi ve sonrasında hitap edilen ve yaptıkları kendisine bir bir haber verilecek olan (13. âyet) ve kötü amellerine mazeret uyduran “insan”dır. Açılımı şöyle olur: “Ağzını açma, sicilindeki günahlardan dolayı aceleye getirilmiş geçersiz bahaneler bulmak için boşuna zahmet çekme: Amellerini toplamak da onu aktarmak da bize düşer; sen sadece sana okuduğumuz/gösterdiğimiz sicilini izle! Sonra o sicilde kayıt altına alınan eylemlerini belgelendirmek de bize düşer.” Bu okuma bağlamla birebir uyumludur. Pasajın öncesi (11-15) ve sonrası (20-40) ile bir bütünlük arzeder. Aynı zamanda “Biz vahye aracı kılacağız ve sen asla unutmayacaksın” (87:6) âyetiyle de teyit edilmiştir. 2) Çoğunluğun bağlamdan kopuk okuması: İbn Abbas’tan Said b. Cübeyr yoluyla gelen rivayet bu durumu şöyle açıklar: “Kur’an nâzil olurken Nebi onu hıfzetmek için aceleyle dilini oynatırdı. Bunun üzerine Allah bu âyetleri indirdi” (Tirmizî). Bu yaygın okuma, vahyin Allah Rasûlü’nün kişiliğinden bağımsız tabiatına delâlet eder. Vahiy indiği kimseden bağımsız, hatta onu doğrudan şekillendiren bir öznedir. Fakat bu ikinci okuma bağlamdan kopuktur.
M.İslamoğlu 75:19
20
Yoo! Bilakis siz hemen şimdi ve burada olanı seviyor
M.İslamoğlu 75:20
21
ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz.
M.İslamoğlu 75:21
22
O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl, ap aktır;
M.İslamoğlu 75:22
23
Rablerine tarifsiz bir biçimde nazar edecek.[⁵⁴⁵⁵] [5455] Bu âyetler, Allah’ın âhirette görülmesi tartışmalarında delil olarak kullanılmıştır. Kanaatimizce bu âyetlerin bu konuyla bir alakası yoktur. Pasajın konusu ilâhî ödül ve cezanın insan üzerindeki yansımalarıdır. Kazandığını görenin, yüzü ak ve gözü aydın olur. Kaybettiğini görenin, yüzü kara ve gözü kaymıştır. (Son Saat ve kıyametle ilgili âyetlerin sayım-döküm için bkz: 84. sûrenin girişi.)
M.İslamoğlu 75:23
24
O gün bazı yüzler asık ve kapkaradır;[⁵⁴⁵⁶] [5456] Basîraha İbn Fâris’in gösterdiği iki asıl mânanın çağrışımlarıyla (Mekâyîs).
M.İslamoğlu 75:24
25
başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice kâni olacaklar.
M.İslamoğlu 75:25
26
EVET, can boğaza gelip dayandığı zaman
M.İslamoğlu 75:26
27
bir çığlık koparılacak: “Kim…şifacı?”
M.İslamoğlu 75:27
28
Artık ayrılık vaktinin gelip çattığına aklı iyice yatmıştır;
M.İslamoğlu 75:28
29
ayaklar birbirine dolaşmıştır:
M.İslamoğlu 75:29
30
o gün sürüklenip götürülüş Rabbine doğrudur.
M.İslamoğlu 75:30