Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Nuh 1 / 28
1
Biz Nûh’u; “Başlarına elim bir azap gelmezden önce halkını uyar!” diyerek,[⁵³²⁴] kendi halkına gönderdik. [5324] Kur’an’da 30 ayrı yerde değinilen kıssaya ilişkin her anlatım farklı bir vurgu taşır. Mesela Hûd sûresindeki Allah Rasûlü’nü teselliyi, Zâriyât sûresindeki kâfirleri korkutmayı hedefler.
M.İslamoğlu 71:1
2
(Nûh) “Ey kavmim!” dedi, “Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım”.
M.İslamoğlu 71:2
3
(Uyarım şu):[⁵³²⁵] “Yalnız Allah’a kulluk edin ve O’na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; ve bana uyun ki, [5325] En edatının tefsiriyye işlevine dayanarak.
M.İslamoğlu 71:3
4
O geçmiş[⁵³²⁶] günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah’ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.” [5326] Min edatının anlama katkısına dayanarak (Krş: İbn Atiyye).
M.İslamoğlu 71:4
5
(Nûh) dedi ki: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
M.İslamoğlu 71:5
6
Ne ki benim davetim onları uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı.
M.İslamoğlu 71:6
7
Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, gözlerini (hakikate) kapadılar,[⁵³²⁷] (inkârda) direndiler, kibirlendiler de kibirlendiler... [5327] Lafzen: “elbiselerine büründüler”.
M.İslamoğlu 71:7
8
Gün oldu ki ben, onları açıktan davet ettim;
M.İslamoğlu 71:8
9
gün oldu ki ben, hem (davetimi) kendilerine ilan ettim, bir de gizliden gizliye davet ettim;
M.İslamoğlu 71:9
10
nihayet dedim ki: “Rabbinizden bağışlanma dileyin; unutmayın ki O sürekli bağışlayandır:
M.İslamoğlu 71:10
11
göğü üzerinize cömertçe boşaltacaktır;
M.İslamoğlu 71:11
12
mal ve evlat vererek dünyevî refahınızı artıracak; dahası sizin için tarifsiz cennetler var edecek ve nehirler bahşedecektir.
M.İslamoğlu 71:12
13
Size ne oluyor da, büyüklüğü sadece Allah’ın hakkı olarak görmüyorsunuz?[⁵³²⁸] [5328] Veya: “Neden Allah’a göre saygın bir konumda değilsiniz?”; veya vakârın “imanın hasılatı” anlamına dayanarak: “Allah’a hasredilmiş bir imanın hasılatını elde etmeyi arzu etmiyorsunuz?” Tercihimiz, vakârın hafifliğin karşıtı olan “ağırlık” anlamına dayanır (Mekâyîs).
M.İslamoğlu 71:13
14
Oysa ki sizi uzun süreçler içinde halden hale evirip çevirerek yaratan O’dur.[⁵³²⁹] [5329] Etvâr, her bir halkası diğerinden farklı olan “çok zamanlı ve çok aşamalı süreçlere/hallere” delâlet eder. İnsanın tâbi olduğu tekâmül ve evrim kanununun ifadesidir. İnsan 28’deki tebdîl ile birlikte okunmalıdır.
M.İslamoğlu 71:14
15
Allah’ın yedi kat göğü nasıl birbiriyle uyumlu tabakalar halinde yarattığını görmüyor musunuz?[⁵³³⁰] [5330] Tıbâk için krş: İnsan 3. Bu âyetin helâk edilen Nûh kavmi bağlamında neden yer aldığını bilmek için bu helâk kıssasını karşılaştırmalı okumak gerekir. Böyle yapıldığında şu görülür: inkârcı kavim Hz. Nûh’a iman eden ezilmiş ve toplumun altta kalmış kesimlerini etrafından uzaklaştırmasını ister. Zira onları hor görürler (11:27). Burada söylenen zımnen şudur: Zayıfları neden yok sayıyorsunuz? Allah göğü nasıl tabaka tabaka yarattıysa insanları da akıl, beceri, zevk, mizac ve kapasite açısından tabaka tabaka yaratmıştır. Allah’ın yasasını Allah’ın kullarını hor görmek için kullanmak, öyle mi?
M.İslamoğlu 71:15
16
Yine orada ayı etkili bir ışık (yansıtıcı) kıldığını, güneşi de (ışık kaynağı) tarifsiz bir lamba yaptığını?[⁵³³¹] [5331] Benzer bir âyet için bkz: 10:5.
M.İslamoğlu 71:16
17
Ve Allah sizi yerden tarifsiz bir bitirişle bitirmiştir.[⁵³³²] [5332] İnsanın hem biyolojik canlı olmadan önceki elementer kökenine hem de her insanın büyüme ve üreme sürecini ifade eden biyolojik kökenine atıf. Bu âyet 14. âyetin yanında, tekâmül kanununa atıf yapan İnsan 1 ve benzer yapıdaki Hac 55 ile birlikte anlaşılmalıdır.
M.İslamoğlu 71:17
18
Ardından sizi oraya geri döndürecek; en sonunda tarifsiz bir çıkarışla yeniden çıkaracaktır.
M.İslamoğlu 71:18
19
Ve Allah sizin için yeri (döşek gibi) yaymıştır
M.İslamoğlu 71:19
20
ki, geniş yollar bulup onun üzerinden aşabilesiniz diye.”[⁵³³³] [5333] Aynı zamanda yeryüzünün engebeli arazi yapısıyla genişletilmesini ifade eder. Sözün özü şudur: Sizlere böyle cömert davranan Allah’a niçin nankörlük ediyorsunuz? İndiği yılın ortamına uygun olarak Allah Rasûlü’ne taktik de olabilir: Önündeki engelleri aş! Zira her engelin aşılacağı bir geçit vardır.
M.İslamoğlu 71:20
21
NUH “Rabbim!” dedi, “Onlar bana karşı direndiler, malı ve evladı sadece hüsranını artıran kimselere uydular;
M.İslamoğlu 71:21
22
onlar (propaganda yoluyla) korkunç tuzaklar kurdular;[⁵³³⁴] [5334] Akla kurulan bu tuzaklar şunlar: insan soyundan bir elçi gelmesi (7:63), ilk inananların toplumun ezilen kesimleri olması (11:27); hazinelere ve gaybın ilmine sahip olmasının istenmesi (11:31); yerleşik düzeni devirip (siyasî) üstünlük sağlamakla itham edilmesi (23:24).
M.İslamoğlu 71:22
23
ve ‘İlahlarınızı asla bırakmayın; bırakmayın Vedd’i, Suva‘ı, Yeğus’u, Ye‘uk’u ve Nesr’i!’[⁵³³⁵] dediler.[⁵³³⁶] [5335] Râzî’nin de isabetle belirttiği gibi bu putlar kesinlikle nüzul dönemi Araplarının taptıkları putlar arasında yer alıyordu. Abdu Vedd, Abdu Yeğus isimleri konuluyordu. Vedd ve Tayy’ın putu Yeğûs erkek, Huzeyl’in putu Suva‘ dişi tanrıça, Yemen-Hemdanlıların putu Ye‘ûk at sûretinde, Himyerli Zulkela’ın putu Nesr kartal/akbaba sûretindeydi. Bu putların Nûh kavminden sonraya nasıl intikal ettiği ise yoruma açıktır. Vahiy burada, inkârcı muhataplarına çizgisini izledikleri aklın sefaletini tanıtmaktadır. Verdiği mesaj nettir: aynı yolu izleyenler aynı akıbeti paylaşırlar. [5336] İbn Abbas’a göre bu beş put Hz. Nûh’un kavminden sâlih zatlardır. Bu zatlar ölünce arkadan gelenler onların evlerini kutsal adak yeri edindiler. Bu zatların isimlerini o sunaklara verdiler. Bir zaman sonra yeni nesiller bunlara tapmaya başladılar (Buhârî, Tefsir 398).
M.İslamoğlu 71:23
24
Doğrusu böylece onlar birçoklarını yoldan çıkardılar; Sen de (Allah’ım) bu zalimleri hedeflerinden daha fazla saptır!”[⁵³³⁷] [5337] Dua kökünden gelen da’vet, fiîlî bir dua idi. Bu bir ömür sürdü. O fayda etmeyince iş kavlî duaya kaldı. Bu duanın kabulü, sürecin doğru işlediğinin delilidir.
M.İslamoğlu 71:24
25
Onlar günahlarından dolayı boğuldular; dahası (âhirette) ateşe atılacaklar[⁵³³⁸] ve Allah dışında kendilerine yardım edecek kimse de bulamayacaklar. [5338] Bu âyet kadim dünyanın kabircilik kültünü İslam’a mal etmek isteyenler tarafından istismar edilmiştir. Mukâtil ve kelbî gibi ilk müfessirlerin de teyit ettiği üzere, bu âyetteki yakma, kabirde değil âhirette gerçekleşecektir. Zımnen: Dünyada su, âhirette ateşle cezalandırıldılar.
M.İslamoğlu 71:25
26
Nûh “Rabbim!” diye yalvardı, “Yeryüzünde kâfirlerden nümunelik[⁵³³⁹] tek kişi dahi bırakma! [5339] Deyyâr bir tek burada geçer. Nadir kelimelere nadir karşılık kuralımız gereği böyle çevirdik. Sözün özü: Sitemin büyüklüğü emeğin büyüklüğünün göstergesidir.
M.İslamoğlu 71:26
27
Çünkü eğer Sen onları bırakırsan, Senin kullarını yoldan çıkarmaya (çalışacaklar); onlardan fesatçılar ve küfre saplananlardan başkası doğmayacaktır.[⁵³⁴⁰] [5340] Bu ifadeler, Hz. Nûh’un harcadığı emeğin ve davet yolunda katlandığı zorluğun büyüklüğünü göstermek içindir. Hz. Nûh’un duasının kabul olması, “Her nebînin ümmeti hakkında kabul olmuş bir duası vardır” hadisi ışığında anlaşılmalıdır (Şatıbî, el-Muvâfakât IV, 283). İbn Mes’ud, içinde bu duanın geçtiği şu hadisi nakleder: “Bedir esirleri getirildiğinde Hz. Ebubekir: ‘Ya Rasulallah! Onlar senin kavmindendir; istersen onları bırakabilirsin: umulur ki Allah onlara dönüş nasip eder!’ dedi. Ömer de dedi ki: ‘Ya Rasulallah! Onlar seni yalanladılar, yurdundan çıkardılar ve sana karşı savaştılar: vur boyunlarını!’ Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurdu: ‘Allah kimi kalpleri pamuk gibi yumuşak, kimilerini de kaya gibi sert yaratır. Ey Ebubekir, sen: ‘Artık kim bana uyarsa işte o bendendir..’ (14:36) diyen İbrahim; ve ‘Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır..’ (5:118) diyen İsa gibisin. Ey Ömer, sen de ‘Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt..’ (10:88) diyen Musa ve ‘Rabbim yeryüzünde kâfirlerden numunelik tek kişi dahi bırakma!’ (26) diyen Nûh gibisin” (Tirmizî ve İbn Hanbel). Hz. Nûh, kendi kanaatini yansıtan bu duayı felaketin ardından da yapmış olabilir. Zira bu iki âyetin öncesi buna delâlet eder. Bunu Hûd 36 da teyit eder. Zira söz konusu âyette, “Bundan böyle toplumundan kimse sana inanmayacak” denilmektedir.
M.İslamoğlu 71:27
28
Rabbim! Beni, ana-babamı ve evime mü’min olarak giren herkesi,[⁵³⁴¹] dahası tüm mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla! Zalimlerinse sadece tükenişini artır!” [5341] Zımnen: “Davetime icâbet eden herkesi”.
M.İslamoğlu 71:28
Nuh suresi tamamlandı