Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Mearic 1 / 44
1
BİRİSİ çıktı, tarifsiz azap olayını sordu, acele gelmesini istedi.[⁵²⁹⁴] [5294] ‘Azâb’ın bâ ile geçişli yapılması, seele fiilinin “sordu”, “istedi” ve “acele etti” mânalarının tümünü birden kapsadığına delâlet eder. 1-4. âyetler arasında, azabın hemen gelmesini isteyen kişiye, zımnen şu cevap veriliyor: ‘Allah’ın zamanı çoktur.’
M.İslamoğlu 70:1
2
Evet, (o azab) inkâr edenlere müstehaktır, kimsenin ona (karşı) kendini savunmaya mecali yoktur.
M.İslamoğlu 70:2
3
(O azap) Allah’tan gelir; nice yüceliklerin sahibi olan (Allah’tan):[⁵²⁹⁵] [5295] Veya: “tüm yücelişlerin (son durağı) olan”; veya “katına yükselişin birden fazla yolu bulunan”. Zi’l-me’âric, hiçbir insanî yücelişin Allah’tan kopuk olamayacağını ifade eder. Bununla, zâtının değil, mahlukatın tekâmül yeteneği kastedilmiştir. Delili bir sonraki âyettir. Bu ibâre, hem vahyin birden fazla geliş yöntemine (42:51), hem tek Allah’a ulaşan birden çok imkânına yorulabilir (Krş: 29:69).
M.İslamoğlu 70:3
4
O yüceliklere, bütün melaike[⁵²⁹⁶] ruh ile birlikte,[⁵²⁹⁷] süresi (dünyaya göre) elli bin yıl olan bir günde[⁵²⁹⁸] yükselir.[⁵²⁹⁹] [5296] Melâike ile melek arasındaki fark için bkz: 2:30, not 42. [5297] Vav harfinin “beraberlik” (maiyyet) anlamına dayanarak. Ruh vahiy meleğinden daha çok “vahiy” anlamına gelse gerektir (Krş: 16:2; 40:15; 42:52; 97:4). [5298] Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar. [5299] Bu âyet, “O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise imana uygun eylemlerdir. Gizliden gizliye çirkin tuzaklar tasarlayanlara gelince: onları şiddetli bir azap beklemektedir” (35:10) âyeti ışığında anlaşılabilir. Nadr b. Haris’in, “Ey Allah! Eğer bu Kur’an senin katından geldiyse, üstümüze gökten taş yağdır veya bizi acı bir azaba uğrat!” (Krş: 8:32) demesi üzerine nâzil olmuştur. Allah’tan insana rahmet ve vahiy nâzil olur, insandan Allah’a dua ve ubudiyet çıkar.
M.İslamoğlu 70:4
5
Artık (sen ey muhatap), güzel bir sabırla diren![⁵³⁰⁰] [5300] Muhalefet ahlâkına atıf. Kötülere karşı mücadele çirkin değil “güzel” olmalıdır.
M.İslamoğlu 70:5
6
Çünkü onlar (Hesap Günü’nü) çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar;
M.İslamoğlu 70:6
7
Biz ise onu çok yakın görüyoruz.
M.İslamoğlu 70:7
8
O GÜN gökyüzü yanık yağ tortusu gibi kıpkızıl olacak.
M.İslamoğlu 70:8
9
Bütün dağlar hallaç pamuğu gibi atılmış olacak.[⁵³⁰¹] [5301] Yumuşaklık ifade eden ‘ıhn sözcüğünün “yün”e hamli kıyasîdir. Bu yüzden “pamuk” karşılığını tercih ettik.
M.İslamoğlu 70:9
10
bir dost başka bir dostu soramayacak.[⁵³⁰²] [5302] Aynı hakikate dair bir âyet için bkz: 43:67.
M.İslamoğlu 70:10
11
Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,
M.İslamoğlu 70:11
12
eşini, kardeşini,
M.İslamoğlu 70:12
13
kendisine sığınak olmuş bütün yakınlarını;
M.İslamoğlu 70:13
14
dahası yeryüzünde yaşayan herkesi (fidye vermek isteyecek), tâ ki kendisi kurtulabilsin.[⁵³⁰³] [5303] Zımnen: İnkârcı kişi kendi kurtuluşu için en yakınları da dahil tüm dostlarını hatta tüm insanlığı satışa çıkaracak.
M.İslamoğlu 70:14
15
Fakat ne mümkün! Elbette (onu bekleyen), değdiğini çarpan tarifsiz bir alevdir;
M.İslamoğlu 70:15
16
derisini kavuran bir alev;
M.İslamoğlu 70:16
17
o, (hakka) sırt dönenleri ve (vahiyden) yüz çevirenleri kendine davet eder;[⁵³⁰⁴] [5304] Parantez içi açıklamalarımız Katâde’nin görüşüne dayanmaktadır (Taberî). Kâfirin yüz çevirmesi (idbar) mü’minin ilişki kesmesini (âyet 42) gerektirir. (Tevelli, idbar ve istikbarın farkı ve bu tavırlara mukabelenin mahiyetiyle ilgili bir not için bkz: 74:23, not 16.)
M.İslamoğlu 70:17
18
zira o, (serveti) toplayıp biriktiriyordu.[⁵³⁰⁵] [5305] Ceme‘a fe ev‘â, bir şeyi bir kabın içinde biriktirmektir (Krş: 84:23). Vi‘â’ hem “kab, torba, zarf” hem de “yaradan akan irin, cerahat” anlamına gelir. Zımnen: Duran su nasıl kokuşursa, paylaşılmayan servet de öyle kokuşur.
M.İslamoğlu 70:18
19
KUŞKU yok ki insan pek tatminsiz yaratılmıştır:[⁵³⁰⁶] [5306] Sadece burada geçen helû‘, Ferrâ’ya göre “sürekli yakınmak, sızlanmak, tatminsizlik” (ed-dacûr) mânasına gelir. Kelime Müfredât ve Külliyyat’ta hiç yer almamış, İbn Âşûr ise üç sayfadan fazla yer ayırmış. Fe’ul vezninden olan kelime hem özne, hem nesne anlamı taşır. Bu bizi şu anlama ulaştırır: Özünde tatminsiz olan, bunun cezası olarak da tatminsizliğe maruz kalan. Bu tatminsizlik insan için bir fırsattır, eğer doğru kullanırsa. Doğru kullanmanın yolu devamındaki âyetlerde gösterilir. Zımnen: Bana neyle tatmin olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Allah rızası ve cennetten aşağısıyla tatmin olan ucuza gitmiştir. “Yükseliş yollarının” sahibi Allah’la tatmin olana ise o yollara koyulup yükselmek düşer.
M.İslamoğlu 70:19
20
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;
M.İslamoğlu 70:20
21
ama bir iyiliğe nail olduğu zaman da onu herkesten kıskanır.
M.İslamoğlu 70:21
22
Namazla dik duranlar[⁵³⁰⁷] müstesna: [5307] Musallîn sözcüğüne verdiğimiz anlam için bkz: 87:15, not 15 ve 5:12, not 20.
M.İslamoğlu 70:22
23
Onlar ki namazlarında titiz ve devamlıdırlar.[⁵³⁰⁸] [5308] Namaz, tatminsizliği Allah ve cennetle tatmin olma yolunda bir teşvik kılan imkân. Dünya hayatını, gök iğnesiyle âhiret atlasına günde beş kez dikmektir.
M.İslamoğlu 70:23
24
Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):[⁵³⁰⁹] [5309] Buna göre zekât varsılın yoksula bir ikramı değil, yoksulun varsılın malındaki hakkıdır.
M.İslamoğlu 70:24
25
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların…[⁵³¹⁰] [5310] Servetini harcayanlar ile servetin harcadıkları arasındaki fark böyle anlaşılır.
M.İslamoğlu 70:25
26
Yine onlar ki Hesap Günü’nü gönülden tasdik ederler;
M.İslamoğlu 70:26
27
ve onlar ki Rablerinin azabından dolayı derin bir ürperti içerisindedirler:
M.İslamoğlu 70:27
28
çünkü hiç kimse Rabbinin[⁵³¹¹] azabına karşı dokunulmaz değildir.[⁵³¹²] [5311] Lafzen: “Rablerinin..” [5312] Elçilerin tevbe ve istiğfarları için bkz: Hz. Yûnus (21:87); Hz. Musa (28:16). Halid b. Velid’in Beni Cezime seferinde uyguladığı yanlış savaş taktiği yüzünden ölen masumlar için Allah Rasûlü’nün derin bir hüzün içinde tekrarladığı “Allah’ım! Ben Halid’in yaptığından beriyim!” niyazı da bu çerçevede anlaşılmalıdır (Buhari, Ahkâm 35).
M.İslamoğlu 70:28
29
Yine onlar ki, iffetlerini korurlar;
M.İslamoğlu 70:29
30
ancak eşleri, yani meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimseler müstesna:[⁵³¹³] zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar. [5313] Çevirimizin gerekçesi için bkz: 23:6. Mü’minûn 5-8 ile bu sûrenin 28-29. âyetleri aynı lafızlarla gelir.
M.İslamoğlu 70:30