1
BAK ŞU Hesap Günü’nü yalanlayan kişiye![⁵⁹⁰³]
[5903] Kur’an’ın hiçbir yerinde çoğul gelmeyen dîn kavramı “borç” anlamındaki deynden türetilmiştir (Aynı kök anlama atıfla kullanılan medînûn için bkz: 37:53). Hem alacak-verecek, hem de boyun eğme-eğdirme anlamına gelir (Mekâyîs). Kişi borçlu olduğuna boyun eğip teslim olduğu için taat (itaat), inkıyâd (bağlılık) ve zull (boyun eğme), kişi alıştığı tarza boyun eğip onu “hayat tarzı” edindiği için ‘âdet, inancıyla yargılandığı için akide, birbirine hukukî bağlarla bağlı oldukları için millet anlamları kazanmıştır. Borç ve alacakların hesabı görülüp karşılığı (ceza) verildiği için “hesap günü”ne yevmu’d-dîn, efendisine borçlu olduğu için “köle”ye medîn denilmiştir. Borçlunun hakkını arayacağı mahkemenin bulunduğu mekâna medîne, kişinin borcunu alacaklısından tahsil eden yönetici/hakime deyyân denilmiştir. Yerdekileri borçlu çıkardığı veya kendisine boyun eğdirdiği için sağanak yağmura da dîn denilmiştir. ed-Dîn Allah-insan-servet ilişkisinin ele alındığı bu bağlamda “insanın Allah’a karşı fıtrî borçluluğu” anlamına gelir ve “Hesap Günü”ne işaret eder. Ayrıca “ikrar edilmesi gerekeni inkâr” anlamına gelen yukezzibu bi.. ibaresi, tercihimizi teyit eder. Zira islâm, Allah’ın hakkını teslim etmek için O’na kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Yani iman kişinin Allah’a olan borcunu ikrar, küfürse borcunu inkâr halidir.
2
İşte bu tiptir yetimi itip kakan,[⁵⁹⁰⁴]
[5904] Bu âyet, zımnen “sahipsiz kalanın sahibi Allah’tır” hükmünü içermektedir.
3
ve yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen.[⁵⁹⁰⁵]
[5905] Veya: “teşvik etmeyen”. Buradaki teşvik kişinin kendi kendini buna motive etmesidir (Krş: Râzî).
4
İşbu yüzden, olmaz olsun (böyle) ibadet edenler![⁵⁹⁰⁶]
[5906] Salât için bkz: 87:15, not 15. Bu salât, mü’minlere ikame etmeleri emredilen namazla bir tutulamaz. Olsa olsa “ikame edilmemiş” bir salâttır. Allah Rasûlü’nün tasvirinden yardım alacak olursak, dini desteklemeyen ve dince desteklenmeyen salâttır. Bunun en tipik özelliği Yaradan’a kulluğu, yaratılana şefkatten kesip ayırmaktır. Böylesi bir ibadet, ibadet olma özelliğini de yitirir. Kur’an “Gerçek erdem, yüzlerinizi doğuya veya batıya döndürmeniz değildir” (2:177) derken de, kesilen kurbanlar için, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır” (22:37) derken de bunu kasteder. İbadet’i adâletten ayırmak, ed-Dîn’i yalanlamakla eş tutulmuştur. Elbet, “Onların Beyt çevresindeki ibadeti (vahyi susturmak için) şamata çıkarmak ve (namazı) engellemekten ibarettir.” (8:35) âyeti, amacından kopartılarak içi boşaltılan ibadetlerin nasıl oyun ve eğlence halini aldığını; veya oyun ve eğlencenin, amacından koparılmış ibadetlerin yerine nasıl ikame edildiğini gösterir.
5
Bu gibiler, ibadetin hakiki amacından[⁵⁹⁰⁷] gafil görünmektedirler.[⁵⁹⁰⁸]
[5907] İbarede fî yerine ‘an kullanılmıştır. Yani, salâtın içinde unutanlar değil, salâttan ve onun amacından gafil olanlar kastedilmektedir. Yani alkış ve ıslık eşliğinde yaptıkları tavafı ibadet (salât) zanneden müşrikler gibi, ibadetin hikmet, illet ve gayesini unutup kendi kafasına göre yaptıklarının adını “ibadet” koyanlar. [5908] Veya İbn Mes’ud kıraatiyle “ibadeti oyun oyuncak ederler” (Krş: 8:35). Namazın kendisi hasenata giriyorsa da amacı sâlihâttır: “ve namazı hakkını vererek kıl: çünkü (hakkı verilerek kılınmış) namaz, (insanı) belli başlı her tür çirkinlik ve kötülükten alıkoyar” (29:45). Amacı gerçekleşmemiş bir namaz hasenata dahil olur ve bire on ecir alır (6:160), amacını gerçekleştirmiş bir namaz ise sâlihâttandır ve karşılığı cennettir (95:6). Konuyla ilgili bir not için bkz: 103:3, not 5.
6
Bunlar öyle kimseler ki, (ibadeti) gösteriye dönüştürürler,
7
ama en küçük yardımı bile esirgerler.[⁵⁹⁰⁹]
[5909] Veya mâ’ûnun ma’rûf vurgusuyla: “En küçük bir nezikati bile esirgerler.” (Buhari) Burada anahtar “görme-gösterme-görünme” kavramıdır. İnsanlar görsün diye saçıp savuranlar Allah için zırnık vermiyorlarsa, üç ihtimal vardır: 1) Ya Allah’ın varlığına inanmıyorlar, 2) ya Allah’ın gördüğüne inanmıyorlar, 3) ya da Allah’ın ödüllendirme vaadine güvenmiyorlar. Doğrusu her üçü de vahimdir, çok vahim!