Ana SayfaMealler › Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

Bu mealle oku
Mustafa İslamoğlu meali ile okumaya başla
Fil 1 / 5
1
GÖZÜNDE canlandırabilir misin Rabbinin fil ordusuna ne yaptığını?[⁵⁸⁹¹] [5891] Sûrenin girişinde özetlediğimiz saldırı, en ünlü rivayete göre kamerî aylardan Muharrem’e denk gelen miladî 570 yılının Şubat ayında, Allah Rasûlü’nün doğumundan 50 gün önce gerçekleşmiştir (Süheylî, Ravdu’l-‘Unf). Nesi geleneği hesaba katıldığında bu tarih 569’a denk gelir. “Cemel Savaşı” isimlendirmesinde olduğu gibi, ordunun başında bir fil bulunduğu için bu orduya “fil ashabı” denilmiştir. Filin orduya değil ordunun file izafe edilmesinde nükte vardır. ‘Kâbe’ye saldırmaktan ısrarla kaçınan fil, ordudan ve onun komutanından daha akıllıydı’ imasını taşır.
M.İslamoğlu 105:1
2
Başlarına geçirmedi mi onların ince tasarlanmış haince hilesini?[⁵⁸⁹²] [5892] Keyd kelimesi, “fil ordusu”nun saldırı gerekçesi ne kadar tumturaklı olursa olsun, gerçekte onun arkasında hiç de hoş olmayan sinsi amaçlar yattığını ifade eder. Hud‘adan farkını ortaya koymak için böyle çevirdik.
M.İslamoğlu 105:2
3
Onların üzerine katar katar bilinmeyen nitelikte uçan taşıyıcı varlıklar saldı;[⁵⁸⁹³] [5893] Ebâbîl, sıfat olarak “katar katar, sürüler halinde” anlamına gelir. Kelimenin kökeni ve tekili olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır. Zayıf bir ihtimal olmakla birlikte, bülbülün çoğulu belâbîl kelimesinin münkalib ve galat bir formu olması da mümkündür. Tayr, kuştan sineğe, görünenden görünmeyene varana dek bir yerden bir yere havada/hava ile intikal eden her hareketli varlık için kullanılır. Tayrın ille de kanatlı olması şart değildir, zira En’âm 38’de “kanat” ayrıca zikredilir. Bu veriler ışığında tayr kelimesi, “volkanik bir püskürtünün yakıp kavuran lavlarıdır” yorumunu da, buna benzer başka yorumları da dışlamaz. Her halükârda kesin olan, orada ve o anda ilâhî bir müdâhalenin varlığıdır. “Göklerin ve yerin bütün orduları Allah’ın emrine âmâdedir” (48:4) ve “Rabbinin ordularını(n sayısını) Zâtından başka kimse bilemez.” (74:31) âyetleri ışığında zımnî anlam şu olur: Allah’ın kimsenin akıl fikir erdiremediği ordularından bir ordu, fil ordusunu perişan etti.
M.İslamoğlu 105:3
4
onlara taş kesilmiş balçık türü[⁵⁸⁹⁴] tanımlanamayan (şeyler)[⁵⁸⁹⁵] atıyorlardı.[⁵⁸⁹⁶] [5894] Veya tescil köküne nisbetle: “kayıtlı, adrese teslim, güdümlü”; ya da “kova” mânasındaki seclden “kovalar dolusu bela” (Âlûsî). Fakat kelime Farsça “seng-kil”in Arapçalaşmışı görünmektedir. Zımnen: Allah onların üzerine katar katar bela elçileri saldı. Tercihimiz Lût kavmi hakkında nâzil olan min siccîli (11:82) min tîn olarak açıklayan Zâriyât 33’e dayanmaktadır. Bunlar bölgede bolca bulunan yanmış volkan kalıntıları olan yumurta büyüklüğündeki “sülfür taşları” olabilir. [5895] Hicaratin ve siccîlin kelimelerindeki birbirini teyit eden belirsizlik çeviriye “..türü tanımlanamayan şeyler” olarak yansımıştır. [5896] Veya ramiyune nisbetle “yağdırıyorlardı”. Bir rivayette İkrime, taşların isabet ettiği askerlerin çiçek hastalığına yakalandığını, o günden ne önce ne de sonra bir daha bu hastalığın bölgede görülmediğini söyler (Taberî). Bu olaydan sonra bölgenin bitki örtüsü değişmiştir (İbn İshak). Ebrehe, olay yerinde hastalanmış, etleri lime lime dökülerek San’a’da ölmüştür. Hz. Âişe, filin iki seyisini kör ve kötürüm bir halde dilenirken gördüğünü söyler.
M.İslamoğlu 105:4
5
Derken (Rabbin) onları, yenil(erek delik deşik edil)miş yapraklara benzetti.[⁵⁸⁹⁷] [5897] ‘Asfın “yaprak” anlamı için bkz: 55:12. Çevirimiz ve parantez içi açıklamalar ke-‘asfin me’kûlün açılımıdır. Bazılarının yorumladığı gibi bu olay, Allah’ın, Rasulüne doğumundan önceki yardımı olarak değerlendirilebilir mi? Allahu a’lem hayır. Zira aynı Kâbe Emevilerin vahşi ve zalim komutanları Haccac’ın ve Büsr b. Ertad’ın mancınıklı saldırılarına maruz kalmış, yakılıp yıkılmıştır. Bu durumda Kur’an, Mekkelilerin toplumsal hafızalarında yer etmiş olan fil olayına ilişkin yorumunu, onların hidayetine vesile kılmayı amaçlamaktadır.
M.İslamoğlu 105:5
Fil suresi tamamlandı