1
GİZLİ-açık, arkadan-önden sürekli iftira atıp kara çalan, çekiştirip ayıp kusur arayan herkese yazıklar olsun![⁵⁸⁸⁷]
[5887] Humeze-lumeze gibi kavram çiftleri, tıpkı muzzemmil-muddessir çifti gibi genelde bir mânanın iki kutbunu ifade ederler. “Gizli-açık, arkadan-önden” çevirisinin gerekçesi budur. Kur’an’daki tüm kullanımlarından yola çıkarak el-hemzin arkadan el-lemzin de yüzüne yapılan çekiştirme ve karalama olduğunu söyleyebiliriz. Niçin ism-i fail olarak hemmâz ve lemmâz gelmemiş sorusunun cevabı açıktır: Günahkârı değil günahı hedef almak için.
2
Mal yığan ve onu sayıp duran işte bu tiptir;[⁵⁸⁸⁸]
[5888] Lafzen: “onu sayan” veya “onu yığdıkça yığan”.
3
o, malının kendisini ölümsüz yapacağını sanmaktadır.
4
Hayır, aksine o kırıp geçiren ve iliklere işleyen bir ateşin dibine savurulacak.
5
Sahi sen nereden bileceksin kırıp geçiren ateş nedir?
6
O Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.
7
O öyle bir ateştir ki, bütün bir iç dünyalarını[⁵⁸⁸⁹] kaplayarak yükselir:[⁵⁸⁹⁰]
[5889] Duygunun kalpteki en yoğun halini ifade eden fuâdın çoğulu olan ef’ideh, duyma ve düşünme, bilme ve inanma gibi insanî yeteneklerin tümüne birden delâlet eder. Kalp hem maddî/fizikî hem mânevî mânada kullanılırsa da, ef’ideh yalnızca mânevî duyular için kullanılır. Çoğul geldiğinde “insanın bütün bir iç dünyasını”, yani “gönlü” ifade eder (11:120, not 138). [5890] Tettali‘u fiili bu ateşin dışarıdan değil içeriden dışarıya yükseleceğini, içinden yanıp dışını yakacağını ifade eder. Adeta emanet edilen fıtratın, bastırılan vicdanın, saptırılan bilincin, güdülerin emrine verilen bilinçaltının ve duyguların, kendilerini Allah’tan mahrum eden sahiplerinden intikam almak için yaktığı bir ateştir.
8
İşte o ateş onların üzerine güdümlenmiştir;
9
uzayıp giden parmaklıklar arasında (kendi zindanlarına mahkûm olacaklardır).