2
(Bir bilsen ey muhatap) o ne korkunç bir fâciadır!
3
Sahi, sen nereden bileceksin korkunç fâcianın ne olduğunu?[⁵⁸⁶⁴]
[5864] Rahmân ve Rahîm Allah, sözün tüm gücünü kullanarak insanın vicdanını harekete geçirmeyi murad ediyor. Akıbet endişesi taşısın, sorumluluk ahlâkıyla davransın, kendi elleriyle kendini helâk etmesin istiyor. Rabbin sonsuz gücünü kavrasın da, haddini aşmasın istiyor.
4
O gün insanlar, sereserpe yerlere saçılmış (kavruk) pervane sineklerini andıracak;[⁵⁸⁶⁵]
[5865] Zımnen: Ey insan! Kozmik darbe karşısında bu kadar güçsüzsün! Peki, kozmosun sahibi Allah’a karşı diklenmen akıl kârı mı?
5
dağlar ise, dört bir yana dağılmış pamukları çağrıştıracak.[⁵⁸⁶⁶]
[5866] ‘Ihn, “yumuşak, hafif” anlamına. “Yün” denmesi kıyasî olduğu için, “pamuk” ile karşılamakta sakınca görmedik (Mekâyîs).
6
İyilikleri ağır gelen kimseye gelince:[⁵⁸⁶⁷]
[5867] Yani: Allah katında değerli kabul edilen amellerle gelen.
7
o kendisini, hoşnut olduğu tarifsiz güzellikte bir hayatın içinde bulacak;
8
iyilikleri hafif gelen kimseye gelince:
9
o da dipsiz bir uçurumun bağrına yuvarlanacak.[⁵⁸⁶⁸]
[5868] Lafzen: Onun anası uçurum olacak. Veya mecazen: “Onun anası ağlayacak”; ya da “tepesi üstü uçuruma yuvarlanacak” (Taberî). Bu âyet hakikati ters çevirmenin âhiretteki karşılığını ifade eder. Kendilerine açılan ilâhî rahmet ve şefkat kucağı olan vahiyden kaçanlar, âhirette cehenneme ana muamelesi yapacaklar. Zımnen: Vicdanının sesini dinlemeyen, er-geç korkunç fâcianın sesiyle (el-kâri’a) uyanacak, fakat…
10
Sahi, sen nereden bileceksin o nedir?
11
O, tarifsiz yakan bir özge ateştir.[⁵⁸⁶⁹]
[5869] Cehennemlik insanın dehşetli şaşkınlığının ifadesi. Öyle bir şaşkınlık ki, ateşi ana kucağı sanıp koşacak. Kişi kendisinden kaçamaz; eyleminden, aklından, kalbinden, beyninden, organlarından kaçamaz. Cehennemi ana kucağı edinen cehennemden kaçamaz, cehenneme koşar.