Ana SayfaMealler › Harun Yıldırım
HY

Harun Yıldırım

Harun Yıldırım meali ile okumaya başla
Fetih 1 / 29
1
Şüphesiz, biz sana apaçık bir fetih verdik.
H.Yıldırım 48:1
2
Öyle ki, Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
H.Yıldırım 48:2
3
Ve Allah, sana üstün ve onurlu bir zaferle yardım etsin.
H.Yıldırım 48:3
4
Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıpartırsınlar diye, güven duygusu ve huzur indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Şüphesiz Allah Alîm ve Hakîm olandır.
H.Yıldırım 48:4
5
Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları, içinde daimi kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan cennetlere girdirmesi ve kötülüklerini örtüp bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında büyük kurtuluş ve mutluluktur.
H.Yıldırım 48:5
6
Bir de; Allah hakkında kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.
H.Yıldırım 48:6
7
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Şüphesiz Allah Azîz ve Hakîm olandır.
H.Yıldırım 48:7
8
Şüphesiz biz seni bir şahid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
H.Yıldırım 48:8
9
Ki Allah’a ve Rasulü’ne iman etmeniz, O’nu savunupdesteklemeniz, O’nu en içten bir saygıylayüceltmeniz ve sabah akşam O’nu tesbih etmeniz için.
H.Yıldırım 48:9
10
Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.
H.Yıldırım 48:10
11
Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: “Şimdi Allah size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
H.Yıldırım 48:11
12
Hayır, siz Rasul’ün ve mü’minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir toplum oldunuz.
H.Yıldırım 48:12
13
Kim Allah’a ve Rasul’üne iman etmezse, gerçekten biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.
H.Yıldırım 48:13
14
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azablandırır. Şüphesiz Allah Ğafûr ve Rahîm olandır.
H.Yıldırım 48:14
15
Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: “Bizi bırakın da sizi izleyelim.” Onlar, Allah’ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha önceden böyle buyurmuştur.” Bunun üzerine: “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz.” diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.
H.Yıldırım 48:15
16
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla savaşırsınız ya da müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır.”
H.Yıldırım 48:16
17
Kör olana güçlük yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, onu altlarından nehirler akan cennetlere girdirir. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.
H.Yıldırım 48:17
18
Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü’minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine güven duygusu ve huzur indirmiş ve onları yakın bir fetih ile mükafatlandırmıştır.
H.Yıldırım 48:18
19
Ve alacakları bir çok ganimetlerle de. Şüphesiz Allah Azîz ve Hakîm olandır.
H.Yıldırım 48:19
20
Allah, alacağınız daha birçok ganimetleri size va’detti, bunu size hemencecik verdi ve insanların ellerini sizden çekti ki, mü’minler için ayet olsun ve sizi dosdoğru bir yola iletsin.
H.Yıldırım 48:20
21
Henüz güç yetiremediğiniz diğerlerini de. Gerçekten Allah onları kuşatmıştır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
H.Yıldırım 48:21
22
Küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenler, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra ne bir veli ne bir yardımcı bulamazlardı.
H.Yıldırım 48:22
23
Allah’ın öteden beri süregelen bir sünnetidir. Sen Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın.
H.Yıldırım 48:23
24
Onlara karşı size zafer verdikten sonra, Mekke’nin göbeğinde ellerinizi sizden ve sizin ellerinizi de ondan çeken O’dur. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
H.Yıldırım 48:24
25
Onlar küfürlerinde bilinçli olarak ısrar ettiler, sizi Mescidi Haram’dan ve durdurulmakta olan hediyeleri yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü’min erkekler ve mü’min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size dayanılmaz bir sıkıntı dokunmayacak olsaydı. Ta ki Allah dilediği kimseyi rahmetine soksun. Eğer seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenleri acı bir azab ile azablandırırdık.
H.Yıldırım 48:25
26
Hani o küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenler, kendi kalplerinde o taassub ve kibri yani cahiliyye taassub ve kibrini koymuşlardı da Allah da hemen güven ve yatışma duygusunu Rasulü’nün ve mü’minlerin üzerine indirdi ve onları takva sözü üzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da buna layık ve ehil idiler. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
H.Yıldırım 48:26
27
Andolsun Allah, rasulünün gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescidi Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, kısaltmış olarak korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih kıldı.
H.Yıldırım 48:27
28
Ki O, Rasulü’nü hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.
H.Yıldırım 48:28
29
Muhammed, Allah’ın Rasulü’dür. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı sert ve katı, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk arayıpisterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur; İncil’deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulupboy atmış, ekicilerin hoşuna gider. Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir mağfiret ve büyük bir ecir va’detmiştir.
H.Yıldırım 48:29
Fetih suresi tamamlandı