Ana SayfaMealler › Elmalılı H.Yazır S2
EH

Elmalılı H.Yazır S2

Bu mealle oku
Elmalılı H.Yazır S2 meali ile okumaya başla
Zuhruf 1 / 89
1
Hâ, mîm.
E.H.Yazır (S-2) 43:1
2
(2-3) Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
E.H.Yazır (S-2) 43:2
3
(2-3) Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
E.H.Yazır (S-2) 43:3
4
Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.
E.H.Yazır (S-2) 43:4
5
Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?
E.H.Yazır (S-2) 43:5
6
Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
E.H.Yazır (S-2) 43:6
7
Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
E.H.Yazır (S-2) 43:7
8
Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.
E.H.Yazır (S-2) 43:8
9
Eğer sen onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette: «Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı.» derler.
E.H.Yazır (S-2) 43:9
10
O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.
E.H.Yazır (S-2) 43:10
11
Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.
E.H.Yazır (S-2) 43:11
12
Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.
E.H.Yazır (S-2) 43:12
13
Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: «Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi.»
E.H.Yazır (S-2) 43:13
14
«Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz.»
E.H.Yazır (S-2) 43:14
15
Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
E.H.Yazır (S-2) 43:15
16
Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?
E.H.Yazır (S-2) 43:16
17
Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
E.H.Yazır (S-2) 43:17
18
Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?
E.H.Yazır (S-2) 43:18
19
Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.
E.H.Yazır (S-2) 43:19
20
Onlar: «Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık.» dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
E.H.Yazır (S-2) 43:20
21
Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?
E.H.Yazır (S-2) 43:21
22
Hayır, onlar sadece: «Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz.» dediler.
E.H.Yazır (S-2) 43:22
23
Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: «Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.» dediler.
E.H.Yazır (S-2) 43:23
24
Gönderilen uyarıcı; «Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?» deyince, onlar: «Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz.» dediler.
E.H.Yazır (S-2) 43:24
25
Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu!
E.H.Yazır (S-2) 43:25
26
Hani İbrahim babasına ve kavmine: «Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.
E.H.Yazır (S-2) 43:26
27
Ben ancak beni yaratana taparım. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir.» dedi.
E.H.Yazır (S-2) 43:27
28
İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.
E.H.Yazır (S-2) 43:28
29
Doğrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gerçeği açıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp geçindirdim.
E.H.Yazır (S-2) 43:29
30
Kendilerine hak geldiği zaman onlar: «Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz.» dediler.
E.H.Yazır (S-2) 43:30