1
Ey peygamber! Allah'a kendine ve diğer insanlara karşı vazifelerini yap. Sakın benden gelen gerçekleri örtbas edenlerin ve iki yüzlülerin söylediklerine uyma. Şüphesiz Allah, herşeyi bilen ve her yaptığını yerli yerince yapandır.
2
Rabbinden sana vahyedilmiş olana uy. Şüphesiz ki Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
3
Sen Allah'a güvenip dayan. Vekil mi arıyorsun? Allah'tan başkasına ne ihtiyacımız var, O yeter.
4
Allah hiç kimseye tek vücutta, iki kalp yaratmamıştır ve kendilerini annelerine benzeterek yemin edip boşamaya kalktığınız eşlerinizi de hiçbir zaman sizin anneleriniz yapmamış ve evlatlıklarınızı da, gerçek çocuklarınız gibi saymamıştır. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren, kuru laflardan ibarettir. Halbuki Allah, mutlaka sözün doğrusunu söyler ve doğru yola iletir.
5
Evlatlık olarak aldığınız çocuklara gelince, onları gerçek babalarının isimleri ile çağırın. Bu Allah nezdinde, daha adaletli bir davranıştır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, onları din kardeşleriniz ve dostlarınız olarak görün. Her konuda olduğu gibi, bu konularda da yanılarak yaptığınız hususlarda, size bir günah yoktur. Asıl önemli olan, kalplerinizle kasdederek yaptığınız işlerde günah vardır. Gerçekten de Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
6
Peygamber mü'minlere kendi canlarından her konuda tercih edilmeye ve sözü dinlenmeye daha yakın ve daha layık olandır. Peygamberin eşleri de, mü'minlerin anneleridir. Aralarında hısım akrabalık bağı bulunanlar, Allah'ın kitabında belirlenen miras konusunda, diğer mü'minlerden ve hicret edenlerden, birbirlerine daha yakın ve daha layıktırlar. Ancak öteki yakın dostlarınıza da herhangi bir şekilde, iyilikte bulunabilirsiniz. Bütün bu miras hükümleri, yüce kitapta yazılmıştır. Ne değiştirilebilir, ne de bozulabilir.
7
Ve bir zaman biz peygamberlerden, verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine davet hususunda, kesin söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, evet onlardan sapasağlam söz almıştık.
8
Allah bu sözü doğrulara, doğruluklarını sorup, tesbit etmek için aldı. Kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenler için de, çok acıklı bir azap hazırladı.
9
Ey iman edenler! Düşman orduları üzerinize geldiğinde, Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın ki, o zaman üzerlerine bir kasırga ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Ama Allah, yaptığınız herşeyi görmekteydi.
10
Onlar yukarıdan, aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözler yılmıştı, korkudan yürekler ağıza gelmişti. Allah hakkında çeşitli zanlara kapılmıştınız.
11
İşte orada inananlar, sınanmış ve adamakıllı sarsılmışlardı.
12
Münafıklar ve kalpleri hastalıklı olanlar, birbirlerine Allah ve elçisi, bizi sadece boş vaatlerde bulunmak suretiyle aldatmaktalar, dedikleri zamanki durumu hatırla!
13
Ve hatırla içlerinden bazısı şöyle demişti: “Ey Medine halkı! Burada düşmana karşı koyamazsınız, evlerinize geri dönün.” Diğer bir gurup da: “Evlerimiz saldırıya açık ve emniyetsiz durumda” diyerek, peygamberden izin istemişlerdi. Halbuki evleri, aslında saldırıya açık değildi, ama tek amaçları savaştan kaçmaktı.
14
Eğer şehirleri dörtbir taraftan kuşatılıp, saldırıya uğrasalardı ve düşman tarafından fitne çıkarmaları istenseydi, münafıklar hiç tereddüt etmeden, bunu bir an bile geciktirmeden, hemen yaparlardı.
15
Halbuki onlar, daha önce dönüp kaçmayacaklarına dair, Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen her sözde sorumluluk gerektirdiğinden, mutlaka hesabı sorulacaktır.
16
De ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız asla size fayda vermeyecektir. Ne kadar kaçarsanız kaçın, yine az bir zaman yaşamış olursunuz. Çünkü her canlının sonu ölümdür.
17
De ki: Allah size bir zarar vermek istese, sizi ondan kim koruyabilir? Yahut size merhamet ederse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka, ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilirler.
18
Allah içinizden savaştan geri bırakmaya çalışan münafık ve Yahudilerden kendi kardeşlerine: “Bize gelin, onlarla savaşmayın diyenleri” bilir. Zaten onlardan pek azı, savaşın sıkıntı ve şiddetine göğüs gererek katılırlar.
19
Gelseler bile, size karşı yapılan her türlü yardımda pek cimridirler. Hele kendilerine korku gelip çattı mı, ölüm karşısında baygınlık geçiren kimse gibi gözleri dönmüş bir şekilde senden yardım beklercesine sana baktıklarını görürsün. Derken tehlike geçince, iyiliğinizi çekemeyip sizi keskin dilleriyle incitirler. Bunlar iman etmemişlerdir. Bu yüzden Allah onların yaptıklarını boşa çıkarır. Bu Allah için çok kolaydır.
20
Sanırlar ki, düşman bölükleri henüz gitmedi. O bölükler bir daha gelseler, bu münafıklar çölde, bedeviler arasında kalıp, sizin hakkınızda uzaktan haber almayı tercih ederlerdi. Aranızda bulunsalar bile, pek az savaşırlardı.
21
Gerçek şu ki, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için, Allah'ın peygamberinde, güzel örnekler vardır.
22
Mü'minler, düşman bölüklerini gördüler mi; “İşte bu Allah ve peygamberinin bize vadettiğidir, Allah ve peygamberi doğru söylemiştir” dediler. Bu onların inançlarını ve teslim oluşlarını artırmıştır.
23
Mü'minlerden öyle kimseler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi adağını yerine getirdi ve şehid oldu, kimi de şehitliği beklemektedir. Verdikleri sözü münafıklar gibi değiştirmediler.
24
İnsan bu tür sınamalardan geçmektedir ki Allah, sözlerinde sadakat gösterenleri, sözlerinde durmalarından dolayı ödüllendirsin. Münafıkları da dilerse azaba çarptırsın, yahut pişmanlık duyarlarsa, tevbelerini kabul etsin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok acıyandır.
25
Böylece Allah, kendisinden gelen gerçekleri inkâr edenleri, öfkeleriyle geri çevirdi, hiçbir hayra eremediler. Allah savaşta mü'minlere her türlü yardımıyla yetişti ve böylece gördüler ki, Allah güçlüdür, O'nun gücüne hiçbir güç erişemez ve kudret sahibidir.
26
Ve Allah, kitap ehlinden o kâfirlere yardım eden, Kureyza Yahudilerini de, kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü, onlardan bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.
27
Sizi onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız yerlere de mirasçı yaptı. Allah'ın herşeye gücü yeter.
28
Ey peygamber! Eşlerine söyle: “Eğer siz, dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve sizi güzellikle salıvereyim.
29
Yok eğer sizler Allah'ı, elçisini ve ahiret hayatının güzelliklerini istiyorsanız bilin ki Allah, sizden güzel hareket ve davranışta bulunanlara, büyük bir mükafat hazırlamıştır.”
30
Ey peygamber hanımları! Sizden kim, açık bir hayasızlık ve ahlak dışı bir davranışta bulunursa, ona iki kat azap edilir ve bu da Allah'a pek kolaydır.
Sonraki 30 ayet →