Ana SayfaMealler › Abdullah Parlıyan
AP

Abdullah Parlıyan

Kur'an-ı Kerim ve Özlü Tefsir
2016
Bu mealle oku
1951 yılında Konya´da doğdu. ilkokulu, İmam Hatib Lisesini ve Yüksek İslam Enstitüsünü Konya’da okudu ve 1974 yılında mezun oldu. 1970 li yıllarda “İslamın ilk emri oku” dergisinde dergicilik yaptı. Daha sonraları “Hayra Hizmet vakfı”nda çalıştı halen “Konya Kitapçılık” sahibi olarak kitap neşretmektedir. Ayrıntılı bilgi →
Abdullah Parlıyan meali ile okumaya başla
Furkan 1 / 77
1
Bütün insanlığa bir uyarı olsun diye, kuluna hakkı batıldan ayırt edici ve fark ettirici bir ölçü olarak Kur'ân'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
A.Parlıyan 25:1
2
O ki; göklerin, yerin idare ve yönetimi O'na aittir. O bir çocuk edinmemiştir. Yönetiminde herhangi bir ortağı yoktur. Çünkü herşeyi yaratan ve herşeye belli bir plan ve kader tayin edip, düzene koyan da O'dur.
A.Parlıyan 25:2
3
Hal böyle iken, yine de kâfirler O'nu bırakıp hiç birşey yaratamayan, tersine kendileri yaratılmış bulunan, bizzat kendilerine bile ne zarar, ne de fayda verebilen, hayat vermede, öldürmede, ölümden sonra diriltmede de herhangi bir güçleri bulunmayan düzmece bir takım ilahlar edindiler.
A.Parlıyan 25:3
4
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, “Bu Kur'ân Muhammed'in uydurduğu yalandan başkası değildir, bunu uydurmada başka bir topluluk da O'na yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar, büyük bir haksızlık ve iftiraya başvurmuşlardır.
A.Parlıyan 25:4
5
Yine onlar derler ki: “Bu ayetler, eskilerin masallarıdır, onları başkasına yazdırıyor, sabah akşam kendisine okunup duruyor!”
A.Parlıyan 25:5
6
De ki: “Göklerin ve yerin bütün sırlarını bilen Allah indirdi O'nu. Doğrusu O, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayandır.”
A.Parlıyan 25:6
7
Onlar bir de şöyle diyorlar: “Bu ne biçim peygamber ki, bizler gibi yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor? O'na kendisiyle birlikte, uyarıcı olarak görünür bir melek gönderilseydi ya.
A.Parlıyan 25:7
8
Yahut kendisine Allah tarafından bir hazine verilseydi, yahut zahmetsiz yiyip içtiği bir bahçesi olsaydı ya!” Yaratılış maksadına aykırı hareket eden bunlar, inananlara: “Siz olsa olsa, büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler.
A.Parlıyan 25:8
9
Ey Rasûl! Seni benzettikleri şeye bak! Zaten onlar, bir kere yoldan çıkmış bulunuyorlar ve bir daha da doğru yolu bulamayacaklar.
A.Parlıyan 25:9
10
Dilerse, sana onların dile getirdiği bu şeylerden daha hayırlısını, içlerinde derelerin aktığı cennetler, köşkler ve saraylar verebilecek olan Allah ne yüce, ne cömerttir.
A.Parlıyan 25:10
11
Hayır, onlar kıyamet saatini yalanladılar. Biz de kıyamet saatini yalan sayanlara, çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
A.Parlıyan 25:11
12
Ateş onları taa uzaktan gördü mü, onlar ateşin şiddetli kızgınlığını ve harıl harıl yanarken çıkardığı sesi duyacaklar.
A.Parlıyan 25:12
13
Elleri boyunlarına zincirlerle bağlanarak, cehennemin dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok olmayı isteyecekler.
A.Parlıyan 25:13
14
Ama o zaman onlara denecek ki: “Bugün bir defa yok olup gitmek için değil, defalarca yok olup gitmek için yakarın bakalım!”
A.Parlıyan 25:14
15
De ki şimdi söyleyin bakalım: “Bu mu daha hayırlı, yoksa yolunu Allah'ın kitabıyla bulanlara vaadedilen bir mükafat ve yerleşme yeri olarak vaadedilen ebedi cennet mi?”
A.Parlıyan 25:15
16
O cennet ki, orada onlara diledikleri herşey var, orada ebedi yaşayıp giderler. Bu nimet Rabbinin insan için, her zaman istenmeye değer bir vaadidir.
A.Parlıyan 25:16
17
O gün Rabbin onları ve onların yerine tapındıkları varlıkları bir araya toplayacak ve kendilerine, tanrısal nitelikler yakıştırılan bu varlıklara: “Bu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız, yoksa onların kendileri mi doğru yoldan ayrıldılar?” diye soracak.
A.Parlıyan 25:17
18
Onlar da derler ki: “Senin şanın yücedir, senin dışında dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onları ve babalarını nimet verip yaşattın, nimetin bolluğu içinde zevke daldılar da, seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir toplum oluverdiler.”
A.Parlıyan 25:18
19
Gerçekten taptıklarınız, söylediğiniz şeyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne başınıza gelen azabı savmaya gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz. Sizden kim haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
A.Parlıyan 25:19
20
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi, biz sizin bir kısmınızı bir kısmınızla denedik, bakalım buna katlanacak mısınız? Çünkü Rabbin herşeyi görüp bilendir.
A.Parlıyan 25:20
21
Fakat bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: “Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?” dediler. Andolsun ki onlar, kendi kendilerine ululandılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.
A.Parlıyan 25:21
22
Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkarlara, hiçbir sevinçli müjdeli haber yoktur. Size sevinmek haramdır, yasaklanmıştır diyecekler.
A.Parlıyan 25:22
23
Çünkü biz, o gün kâfirlerin bütün yapıp ettikleri işlerin üzerine varacak ve onları toza toprağa çevireceğiz. İman etmediklerinden dolayı tüm yaptıklarını boşa çıkaracağız.
A.Parlıyan 25:23
24
O gün, cennetlikler kalınacak yerlerin en iyisinde, dinlenilecek yerlerin en güzelindedirler.
A.Parlıyan 25:24
25
Ve o gün, gök yarılıp beyaz bir bulutla örtülecek ve melekler de bölük bölük inecekler.
A.Parlıyan 25:25
26
İşte o gün, gerçek saltanat ve egemenliğin yalnızca Rahman olan Allah'a ait olduğu, bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır. O gün, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler için çetin bir gündür.
A.Parlıyan 25:26
27
O gün ki, vaktiyle yaratılış gayesi dışında yaşayanlar, ellerini ısırıp: “Ah ne olurdu, Rasûl'ün göstermiş olduğu yolu tutmuş olaydım!” diyecek.
A.Parlıyan 25:27
28
“Vah bana ne olurdu, falancayı kendime dost edinmemiş olaydım!
A.Parlıyan 25:28
29
Gerçekte bana uyarıcı, hatırlatıcı mesaj geldikten sonra, beni Allah'ı hatırlamaktan o uzaklaştırdı. Zaten şeytan, işte böyle yalnız ve çaresiz bırakır insanı.”
A.Parlıyan 25:29
30
Peygamber de dedi ki: “Ey Rabbim! Şüphesiz ki, kavmim bu Kur'ân'ı terkettiler.”
A.Parlıyan 25:30