Ana SayfaMealler › Abdullah Parlıyan
AP

Abdullah Parlıyan

Kur'an-ı Kerim ve Özlü Tefsir
2016
Bu mealle oku
1951 yılında Konya´da doğdu. ilkokulu, İmam Hatib Lisesini ve Yüksek İslam Enstitüsünü Konya’da okudu ve 1974 yılında mezun oldu. 1970 li yıllarda “İslamın ilk emri oku” dergisinde dergicilik yaptı. Daha sonraları “Hayra Hizmet vakfı”nda çalıştı halen “Konya Kitapçılık” sahibi olarak kitap neşretmektedir. Ayrıntılı bilgi →
Abdullah Parlıyan meali ile okumaya başla
Bakara 1 / 286
1
Elif, Lâm, Mîm.
A.Parlıyan 2:1
2
Anlattığı konularda hiçbir şüpheye yer bırakmayan bu kitap; yolunu Allah'ın kitabıyla bulmak isteyenlere cennet yolunu gösterir.
A.Parlıyan 2:2
3
Onlar ki, akıl ve duyularla değil ancak vahiyle, bilinen gerçeklerin varlığına inanırlar ve hayatlarını düzenleyen namazlarına dikkatli ve devamlıdırlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızasını kazanmak için başkalarına harcarlar.
A.Parlıyan 2:3
4
Ve onlar ki, sana ve senden önce indirilene de inanırlar. Onlar öteki dünyanın varlığından da kesin bir bilgiyle emindirler.
A.Parlıyan 2:4
5
İşte Rablerinin gösterdiği cennet yolunda yürüyen ve gerçek mutluluğa erecek kimseler de onlardır.
A.Parlıyan 2:5
6
Unutma ki Allah'tan gelen gerçekleri, örtbas edenleri uyarıp uyarmaman farketmez. Onlar inanmazlar.
A.Parlıyan 2:6
7
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinin üzerinde de gerçekleri görmeye engel bir perde vardır; böylelikle gerçeği görmezler, en büyük azap onlara hazırlanmıştır.
A.Parlıyan 2:7
8
İnsanlardan öyle kimseler vardır ki gerçekte inanmadıkları halde “Biz Allah'a ve ahiret gününe inandık” derler.
A.Parlıyan 2:8
9
Aslında onlar, böylece Allah'ı ve iman etmiş olanları aldatmak isterler. Halbuki onlar kendilerinden başka kimseyi aldatamazlar, bunun da farkına varamazlar.
A.Parlıyan 2:9
10
Kalplerinde gizli inkâr hastalığı vardır. Allah hastalıklarını daha da artırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı onları acıklı bir azap beklemektedir.
A.Parlıyan 2:10
11
Onlara (Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için, kalpleri engelli ve başkalarını hidayetten men ettikleri için Allah’ın hastalıklarını artırdığı insanlara): “Yeryüzünde fesat çıkarmayın (başkalarını Allah'ın yolundan men etmeyin)!” denildiği zaman: “Biz sadece ıslâh ediciyiz.” dediler.
A.Parlıyan 2:11
12
Dikkat edin, gerçekte onlar bozgunculardır ama anlamazlar.
A.Parlıyan 2:12
13
Onlara “Müslümanların inandığı gibi inanın” denildiğinde “Şu beyinsizlerin inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar görüşlü beyinsizler, ama bunu bilmezler.
A.Parlıyan 2:13
14
İman edenlerle karşılaştıklarında, “Biz de sizin gibi inandık” derler. Azılı, sapık, insan ve cin arkadaşlarıyla başbaşa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz” derler.
A.Parlıyan 2:14
15
Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı, onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları azgınlıklarıyla başbaşa bırakacak, şaşkınca bocalamaya terkedecektir.
A.Parlıyan 2:15
16
Onlar hidayete karşılık sapıklığı değişmişler, ama bu değişimleri onlara kâr getirmemiş ve onlar doğru yolu da bulamamışlardır.
A.Parlıyan 2:16
17
Onların hali, bir ateş yakan kimsenin haline benzer ki; o ateş çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların ışığını alıp, zifiri karanlıkta bırakıvermiştir.
A.Parlıyan 2:17
18
İnanmış gibi görünen o gizli inkârcılar sağır, dilsiz, kördürler; artık doğru yola, hakka dönmezler.
A.Parlıyan 2:18
19
Ya da onların durumu zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli yağmura tutulmuş, şaşkın kimsenin perişan haline benzer ki, ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Ama Allah hakkı örtbas eden, gündemden kaldıran bu kâfirleri tamamen kuşatmıştır.
A.Parlıyan 2:19
20
Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıp alıverecek, şimşek çakıp çevreleri aydınlanınca hareket ederler, karanlık üzerlerine çökünce oldukları yerde çakılıp kalırlar. Eğer Allah dileseydi onları kör ve sağır ediverirdi. Şüphesiz Allah'ın herşeye gücü yeter.
A.Parlıyan 2:20
21
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, o zaman müttaki olur, bu kulluk ile de cennet yolunu bulmuş olursunuz.
A.Parlıyan 2:21
22
O Allah ki, yeryüzünü size bir dinlenme yeri, gökyüzünü de bir şemsiye ve çardak gibi yapmış, gökten su indirmiş ve onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarmıştır. O halde tek ve bir olduğunu bile bile, Allah'a ortak olabilecek tarzda kanun koyucular ve itaat edilecek kimseler kabul etmeyin.
A.Parlıyan 2:22
23
Eğer kulumuz Muhammed (s.a.v)'e ayet ayet, sûre sûre indirdiğimiz vahiyden şüphe ediyorsanız, o zaman aynı değerde “Bir sûre getirin de görelim ve eğer dediğiniz doğruysa, Allah'tan başka güvendiklerinizi de size şahitlik etmek üzere çağırın.”
A.Parlıyan 2:23
24
Eğer bunu “yapmıyorsanız ki hiçbir zaman yapamıyacaksınız, o zaman yakıtı insanlar ve taşlar olan Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler için hazırlanmış o cehennem ateşinden sakının.”
A.Parlıyan 2:24
25
İman etmiş olup, bu imanın gereği olan doğru ve faydalı işler yapanlara müjdele ki, ağaç ve köşklerinin altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı meyveler tattırılsa, “Bunlar bize daha önce verilenlerin aynısıymış” derler. Bu rızık onlara bazı yönlerden dünyadakine benzer olarak verilmiştir. Onlar orada tertemiz eşler bulacaklar ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
A.Parlıyan 2:25
26
Bakınız Allah bir sivrisineği hatta ondan daha büyük veya daha küçük bir şeyi örnek getirmekten kaçınmaz. Artık iman etmiş olanlar, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler ise “Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?” derler. Bu yolla Allah birçoğunu saptırırken, birçoğunu da doğruya yöneltir. Fakat Allah, ancak dosdoğru yoldan çıkanları saptırır.
A.Parlıyan 2:26
27
Bu fasıklar, söz verip bağlandıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar, Allah'ın sürdürülmesini emrettiği her türlü insani ilişkiyi keserek, îmanî, ahlâkî, sosyal bağları koparıp ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayacak olanlar onlardır.
A.Parlıyan 2:27
28
Cansız iken, size hayat veren ve sizi ölüme götüren sonra tekrar diriltip hayata kavuşturan ve sonunda kendisine döndürüleceğiniz Allah'ı nasıl inkâr edersiniz?
A.Parlıyan 2:28
29
Dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan, sonra tüm gökyüzünü iradesi altına alarak onları yedi gök şeklinde düzenleyen Allah'dır; Ve yalnızca işte bu Allah'tır herşeyi tam bilen.
A.Parlıyan 2:29
30
Bir zamanlar Rabbin meleklere: Bakın ben yeryüzünde benim hükümlerimi uygulayacak bir halife, bir temsilci yaratacağım demişti de, melekler: “Biz seni övgüyle yücelterek takdis edip sana saygı gösterip dururken, orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” dediler. Ama Allah onlara: “sizin bilmediğiniz çok şey var onları ben bilirim” dedi.
A.Parlıyan 2:30