1
Elif, Lâm, Râ, bu, ayetleri sağlam esaslara, kuvvetli delillere oturtulmuş bir kitaptır. Sonra da bir bir açıklanmıştır. Bu Kur'ân, yaptığı herşeyi yerli yerince yapan, herşeyden haberdar olan Allah tarafından indirilmedir.
2
Ki Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz. Ey peygamber! De ki: “Bakın ben size O'nun tarafından bir uyarıcı ve müjdeci olarak görevlendirildim.
3
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin ve sonra tevbe ve pişmanlık tavrı içinde O'na yönelin ki, O da sizi dünya hayatında, O'nun belirlediği süre doluncaya kadar güzel bir geçimle geçindirsin ve faziletli olan herkese kendi lütfunu versin. Fakat Allah'ın dosdoğru olan yolundan dönerseniz, doğrusu ben sizin için, büyük bir günün azabından korkarım.
4
Hepinizin dönüşü Allah'adır, O'nun güç ve kudreti herşeye yeter.”
5
İyi bilin ki, o inkârcılar Allah'ın kitabını duymamak, Allah'ın elçisini görmemek ve gizlenmek için haktan yan çizip kaçınırlar. Yine iyi bilin ki, onlar örtülerine büründükleri zaman dahi, Allah onların içlerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını hep bilir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi de bilmektedir.
6
Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. O, her canlının yeryüzünde yaşama süresini de öldükten sonra, yerleşip kalacağı yeri de bilmektedir. Bütün bunlar apaçık bir kitapta, yani Allah'ın katındaki sahifelerde yer almış bulunmaktadır.
7
Gökleri ve yeri altı birim ve zamanda yaratan O'dur. Bunları yaratırken, arşı su üzerinde idi, yani gök ve yerden önce su yaratılmıştı, kâinâtta sudan başka birşey yoktu. Bu kâinâtı Allah yarattı ki, hanginizin daha güzel iş yaptığını denesin. Böyle iken yine sen: “Öldükten sonra dirileceksiniz” desen, Allah'tan gelen gerçekleri inkâr edenler: “Mutlaka bu, apaçık bir büyüden başka birşey değildir” derler.
8
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
9
Eğer insana kendi tarafımızdan bir rahmet tattırdıktan sonra, onu ondan çekip alırsak, hemen ümitsizliğe düşer ve Allah'tan gelen tüm gerçekleri inkâr ederek nankör olur.
10
Yine başına gelen bir darlık ve sıkıntıdan sonra, bir bolluk bir genişlik tattıracak olursak, hemen “Musibetler yakamı bıraktı” diyerek çokca sevinir ve böbürlenir.
11
Ancak güçlüklere göğüs geren ve güzel, yararlı işlerde bulunanlar böyle değildirler. İşte onlara bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
12
O halde ey peygamber! Sırf inkârcılar hoşlanmıyor diye ve onların “Niçin O'na gökten bir hazine inmedi? ya da, niçin O'nunla beraber bir melek görünmedi?” diye söylenmelerinden dolayı yüreğinin daralması ve bu nedenle sana vahyedilen mesajın bir kısmını neredeyse gözardı etmen hiç doğru olur mu? Unutma ki, sen sadece bir uyarıcısın; Allah ise herşeyin üzerinde bir gözetici ve hakkın üstün gelmesini sağlayıcı olarak bulunuyor.
13
Yoksa, Kur'ân'ı Peygamber mi uydurdu diyorlar? De ki: Haydi öyleyse Kur'ân'a benzetebilmek için uyduracağınız on sûre getirin; ve sözünüzde doğrulardan iseniz Allah'tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de yardıma çağırabilirseniz çağırın.
14
Ve eğer bu yardıma çağırdıklarınız size yardım edemiyorlarsa, o zaman bilin ki, bu Kur'ân ancak ve ancak Allah'ın ilminden indirilmiştir ve yine bilin ki, O'ndan başka gerçek ilah yoktur. O halde şimdi O'na teslim olacak mısınız?
15
Dünya hayatını, onun şaşırtıcı saptırıcı süs ve nimetlerini isteyenlere gelince, onlara bu dünyada yapıp ettiklerinin karşılığını tam olarak ödeyeceğiz ve onlar orada hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklardır.
16
İşte bunlar ahirette paylarına ateşten başka birşey düşmeyen kimselerdir. Çünkü onların bu dünyada yapıp ettikleri, hep boşa gidecektir. Yapıp ettikleri herşey de anlamsız ve değersizdi zaten.
17
Yalnız dünya hayatını ve konforunu isteyenler, şu kimse gibi olur mu? O Rabbinden bir delil üzere bulunmaktadır. Ayrıca Allah'tan bir şahit olarak da Kur'ân onu, destekliyor. O Kur'ân'dan önce de, bir önder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı var. İşte gerçekleri anlayanlar, Kur'ân'a inanırlar. Hangi zümre onu örtbas eder ve tanımamazlık yaparsa, onun yeri ateştir. Bu Kur'ân'dan hiç şüphen olmasın; çünkü o gerçektir ve Rabbinden gelmiştir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
18
Kendi yalanlarını Allah'a yakıştıran kimselerden daha zalim, yani varoluş gayesine aykırı davranan kim olabilir? Hesap gününde böyleleri, Rablerinin huzuruna çıkarıldıklarında, kendilerine karşı şahitlik yapmak için çağıranlar, onlar için “Rableri hakkında yalan söyleyen kimseler işte bunlardı” diyecekler. Dikkat edin de unutmayın! Allah'ın rahmetinden uzak olmak, bu gibi yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerin üzerinedir.
19
O yaratılış gayesine aykırı hareket edenler ki, insanları Allah yolundan alıkorlar ve o yolu eğri olarak göstermek isterler ve onlar ahiret hayatını da zaten tanımazlar.
20
Böyleleri, yeryüzünde yaptıkları yanlarına kalsa bile, Allah'ın ahiret hesabından yakalarını asla kurtaramayacaklar, kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. Aslında onlar, ne hakkın sesini işitmeye güç yetirebilmişlerdi, ne de gerçekleri görebilmişlerdi. Bu yüzden onlara azap kat kat artırılacaktır.
21
İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir ve uydurdukları şeyler, yani putları, ilahları ve ilahlık yakıştırdıkları şeyler de onlara bir fayda vermeden kaybolup gitmiştir.
22
Şüphesiz ki, ahirette de en fazla ziyana uğrayanlar onlardır.
23
Buna karşılık gerçekten iman eden, dürüst ve iyi davranışlar ortaya koyan ve Rablerine gönülden boyun eğen kimselere gelince, işte onlar cennetlik olanlardır ve orada yerleşip sonsuza kadar kalacaklardır.
24
Gerçekleri örtbas edenlerle iman eden iki grubun durumu, kör ve sağır ile işiten ve gören kimsenin durumu gibidir. Hiç bunlar eşit olur mu? Artık düşünüp ibret almaz mısınız?
25
Ve gerçek şu ki, Biz Nuh'u da benzer mesajlarla kavmine peygamber olarak gönderdik. O da kavmine şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
26
Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, çünkü sizin için çok acıklı bir günün azabından korkuyorum.”
27
Kavminden gerçekleri örtbas edenlerin ileri gelenleri: “Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz ve bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı, bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
28
Nuh: “Ey kavmim” dedi. “Ne dersiniz, eğer ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve O, kendi katından bana bir rahmet sunmuş da, siz buna karşı kör kalmışsanız, şimdi siz ondan hoşlanmazken, biz sizi Allah'ın rahmetine zorla mı sokacağız?
29
Ey kavmim! Bu mesajı size ulaştırdığım için sizden bir menfaat da beklemiyorum. Benim çabalarımın karşılığı Allah katındadır. Ve siz istemiyor, beğenmiyorsunuz diye bana inananları da yanımdan kovacak değilim. Çünkü onlar, Rableriyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Ama size gelince, sizin eğriden doğrudan habersiz, yol yordam bilmez bir topluluk olduğunuzu görüyorum.
30
Hem ey kavmim! Eğer onları yanımdan kovarsam, söyleyin Allah'a karşı kim korur, kim savunur beni? Hiç düşünmüyor musunuz?
Sonraki 30 ayet →