1
(1-3) Hâ Mîm. Bu Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
2
(1-3) Hâ Mîm. Bu Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
3
(1-3) Hâ Mîm. Bu Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.
4
Allah'ın ayetleri hakkında inkârcılardan başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde (rahatlıkla) gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
5
Onlardan önce Nuh'un kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberleri) yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya (öldürmeye) azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış (gördüler)!
6
Böylece Rabbinin, hakikati inkâra şartlanmış olanlar hakkındaki, “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşti.
7
(Allah'ın) kudret tahtının bilgisini içlerinde taşıyan ve ona yakın olan (melek)ler, Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltirler. O'na iman ederler ve mü'minler için bağışlanma dilerler (ve onlar için şöyle dua ederler): “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!”
8
“Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin ebedi cennetlerine koy! Şüphesiz ki sen üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibisin.”
9
“Onları kötülüklerden koru! Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, o gün muhakkak ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük kurtuluştur.”
10
(Cehenneme giren) İnkârcılara şöyle seslenilir: “Allah'ın gazaplanması, elbette sizin kendi kendinize gazaplanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkâr ediyordunuz.”
11
(Onlar da) şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?”
12
Onlara şöyle cevap verilir: “Bu hale düşmenizin sebebi, Allah'ın birliğine inanmaya çağırıldığınızda reddederdiniz. Ama O'na ortak koşulduğunda (O'ndan başkalarına tanrısal nitelikler yüklendiğinde onlara) inanırdınız. Artık şimdi hakkınızdaki karar o çok ulu ve yüce olan Allah'a aittir.”
13
O (Allah), (varlığına ve büyüklüğüne delalet eden) âyetlerini size gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. (Bunlardan) ancak O'na yönelen düşünüp ibret alır.
14
O hâlde, inkârcılar hoşlanmasalar da siz, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na dua (ve ibadet) edin.
15
Dereceleri yükselten, arşı sahibi (Allah), buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indirir.
16
O gün onlar, (kabirlerinden dışarı) çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. (Allah onlara şöyle hitap eder:) “Bugün hükümranlık kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah'ındır.”
17
O gün herkes, ne yapmış ise onun karşılığını alır, o gün kimseye haksızlık edilmez. Muhakkak ki Allah hesapları pek çabuk görendir.
18
Yaklaşmakta olan (kıyamet) günü konusunda onları uyar! O gün yürekler gırtlaklara kadar gam ve tasa ile dolmuştur. Zalimlerin (onları azaptan kurtaracak) ne yakın bir dostu, ne de (sözü) dinlenir bir şefaatçisi vardır.
19
(Allah,) gözlerin art niyetli bakışını da, kalplerin gizlediği şeyleri de bilir.
20
Allah, hak ve adaletle hükmeder. O'ndan başka yalvarıp taptıkları varlıklar ise hiçbir hüküm veremezler. Şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi görendir.
21
Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların sonunun ne olduğunu görmediler mi? Onlar, (kendilerinden) daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı. Ama Allah, onları günahları sebebiyle yakaladı da kendilerini Allah'ın azabından koruyacak hiç kimse bulunmadı.
22
Çünkü onlar öyle kimselerdi ki, peygamberleri onlara açık belgelerle gelirdi de onu inkâr ederlerdi. Bu yüzden Allah onları (azapla) yakaladı. Şüphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması şiddetlidir.
23
(23-24) Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun'a, (Veziri) Haman'a ve Karun'a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “(Bu) tam yalancı bir sihirbazdır!”
24
(23-24) Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun'a, (Veziri) Haman'a ve Karun'a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “(Bu) tam yalancı bir sihirbazdır!”
25
(Musa) onlara, tarafımızdan gerçeği getirince: “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kızlarını hayatta bırakın” dediler. Fakat inkârcıların tuzağı/planı hep boşa çıkmıştır.
26
Firavun dedi ki: “Bırakın beni, şu Musa'yı öldüreyim de (var olduğunu iddia ettiği) Rabbine yalvarıp dursun! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum!”
27
Musa da: “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım” dedi.
28
Firavun ailesinden imanını gizleyen bir adam da şöyle dedi: “Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Hâlbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Fakat eğer doğru söyleyen ise, (o zaman da) size vaadettiklerinin bir bölümü size isabet eder. Şüphe yok ki Allah (kötü niyeti yüzünden) aşırı giden yalancıyı doğru yola çıkarmaz.”
29
(O adam dedi ki:) “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?” Firavun da şöyle dedi: “Ben size kendi görüşümden başkasını uygun görmüyorum ve ben size ancak doğru yolu gösteriyorum.”
30
(30-31) İman etmiş olan (o kimse) dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben Nuh kavminin, Ad, Semûd ve onlardan sonra gelen toplulukların (peygamberleri yalanlamaları yüzünden) başlarına gelen (azap) gününün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum! (Kul kendine zulmetmedikten sonra,) Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”
Sonraki 30 ayet →