1
Hâ, mîm.[528]
[528] Zuhruf sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 279.
2
Apaçık kitaba andolsun.
3
Biz, anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'ân yaptık.
4
O, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından çıkmıştır. O, gerçekten yücedir; hikmet doludur.
5
Siz haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'ân ile uyarmaktan vaz mı geçelim?
6
Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.
7
Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.
8
Biz, bunlardan daha kuvvetli olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.
9
Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olursan; “Kesinlikle onları her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen Allah yarattı” diye cevap vereceklerdir.
10
Allah, yeri size beşik yapmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.
11
Gökten gerekli ölçüde tekrar tekrar suyu indiren Allah'tır. Biz o su ile ölü topraklara hayat veririz. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
12
Bütün çiftleri O yaratmıştır; gemileri ve hayvanları binmeniz için hizmetinize vermiştir.
13
Onların sırtına kurulasınız ve üzerlerine yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz diye, “Bunları bizim emrimize veren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Aksi takdirde biz bunları emrimizin altına alamazdık.”
14
“Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.”
15
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
16
Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?[529]
[529] Allah’a çocuk isnadı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 295-299.
17
Oysa, Rahmân'a yakıştırdıkları kızların müjdesi onlardan birine verilince, yüzü simsiyah kesilip içini üzüntü kaplar.
18
“Süs içinde büyüyen ve savaşmasını bilmeyen mi!” der.
19
Onlar, Rahmân'ın kulları olan meleklerin dişiler olduklarını kabul ettiler. Meleklerin yaratılışına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve bundan sorulacaklardır.
20
“Eğer Rahmân dileseydi putlara tapmazdık” dediler. Bu bilgisizce bir sözdür. Onlar sadece yalan söylemektedirler.
21
Yoksa onlara, Kur'ân'dan önce bir kitap verdik de onlar ona mı dayanıyorlar?
22
Hayır! Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk; biz de onların izinden gidiyoruz, derler.[530]
[530] Taklit hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 299-306.
23
Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, “Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz” demişlerdi.
24
Peygamberler, “Size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsak da mı?” diye sormuştu. Onlar da, “Şüphesiz biz, seninle gönderileni kesinlikle inkâr ediyoruz” diye cevap vermişlerdi.
25
Biz de bundan dolayı onları cezalandırmıştık. Yalancıların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
26
26,27. Hani bir vakit, İbrâhim de babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben yalnız beni yokken yaratana ibadet ederim. Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir.”[531]
[531] Taklide karşı Hz. İbrahim örneği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 307-309.
27
26,27. Hani bir vakit, İbrâhim de babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben yalnız beni yokken yaratana ibadet ederim. Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir.”[531]
[531] Taklide karşı Hz. İbrahim örneği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 307-309.
28
Onun bu sözünü, ardından geleceklere sürekli kalacak bir ilke olarak bıraktık ki, insanlar Rabblerine dönsünler.
29
Doğrusu ben, bunları ve babalarını, bu gerçek ve onu açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.
30
Bu gerçek kendilerine geldiğinde, “Bu bir büyüdür. Biz onu reddediyoruz” dediler.
Sonraki 30 ayet →