1
Hâ, mîm.[507]
[507] Fussılet sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 73-74.
2
Bu kitap, rahmet ve merhametin kaynağı olan Allah'ın katından indirilmiştir.
3
Bilen bir toplum için âyetleri açıklanmış, Arapça okunan bir kitaptır.
4
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Buna rağmen onların çoğu yüz çevirip dinlemezler.
5
Onlar, “Bizi çağırdığın şeye karşılık kalplerimiz perdelenmiştir. Kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda da bir perde vardır. Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yapacağız” dediler.[508]
[508] Kalplerin perdelenmesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 80-84.
6
De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım. Tanrınızın tek bir tanrı olduğu bana vahyediliyor. Artık O'na yöneliniz. O'ndan af dileyiniz. Ortak koşanların vay haline!”
7
Onlar zekâtı vermezler ve âhireti de inkâr ederler.
8
Şüphesiz iman edip yararlı iş yapanlar için tükenmeyen bir ödül vardır.
9
De ki: “Siz, yerküreyi iki evrede yaratmış olan Allah'ı gerçekten inkâr mı ediyorsunuz? O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”[509]
[509] Kâinatın yaratılış süreci hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 89-93.
10
“Yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada dört evrede isteyenler/ihtiyaç sahibi olanlar için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.”
11
“Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, göğe ve yerküreye, “İsteyerek veya istemeyerek, geliniz!” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
12
Böylece onları, iki evrede yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti/öğretti. Biz, yakın/dünya göğünü kandillerle/ışık saçan cisimlerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, gücü sonsuz ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
13
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “Ben, ‘Âd ve Semûd toplumlarını helâk eden yıldırıma benzer bir yıldırımla sizi uyarıyorum.”
14
O vakit onlara, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmiş, “Allah'tan başkasına kulluk etmeyiniz” demişlerdi. Onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi bize melekler gönderirdi. Biz, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi.
15
Âd kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha kuvvetli kim vardır?” dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.
16
Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.
17
Semûd kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.
18
İnananları ve Allah'tan sakınanları kurtardık.
19
Allah'ın düşmanları, ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getirilirler.
20
Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları amellere karşı onların aleyhine şahitlik ederler.
21
Onlar derilerine, “Niçin aleyhimize tanıklık ediyorsunuz?” diyecekler. Derileri de, “Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa yaratan O'dur ve yalnız O'na döndürüleceksiniz” diyecekler.
22
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz. Yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
23
İşte sizi, Rabbiniz hakkındaki bu yanlış düşünceniz helâk etti de, bugün artık kaybedenlerden oldunuz.
24
Eğer dayanabilirlerse yerleri ateştir. Eğer Allah'ı hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
25
Onlara birtakım arkadaşlar hazırlarız da onlar, bunların yaptıkları ve yapacakları bütün işleri kendilerine güzel gösterirler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için uygulanan ceza, onlara da gerekli olmuştur. Şüphesiz bunlar tamamen kaybeden bir topluluktur.
26
İnkâr edenler, “Bu Kur'ân'ı dinlemeyiniz. Okunurken gürültü çıkarınız ki duyulmasını engelleyesiniz” dediler.[510]
[510] Kur’ân’a kulak vermemenin sonuçları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 119-121.
27
O inkâr edenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve onları, yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.
28
İşte, Allah düşmanlarının cezası budur. Âyetlerimizi inkâr etmiş olmalarının cezası olarak, onlar süreli olarak ateşte kalacaklardır.
29
İnkâr edenler, “Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster. Onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar” diyecekler.
30
“Rabbimiz Allah'tır” diyen ve sonra da doğruluktan ayrılmayanlara gelince, onların üzerine sık sık melekler iner ve şöyle der: “Korkmayınız ve üzülmeyiniz, size vaad olunan cennetle sevininiz!”[511]
[511] İstikamet sahibi olmanın kazanımları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 124-129.
Sonraki 24 ayet →