1
Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.[248]
[248] Hicr sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 277.
2
İnkâr edenler zaman zaman, “Keşke Müslüman olsaydık!” diye derin bir özlem duyarlar.
3
Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.
4
Biz, hiçbir toplumu ilâhî kitaptan haberdar kılmadan helâk etmedik.[249]
[249] Bilgilendirme yapılmadan helak olmayacağına dair bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 285-288.
5
Hiçbir millet, kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.
6
Dediler ki: “Ey kendisine Kur'ân indirilen! Sen mutlaka bir delisin.”
7
“Doğru sözlülerden isen, bize melekleri getirsene!”
8
Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
9
Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.[250]
[250] Kur’ân’ın korunması hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 294-296.
10
Andolsun ki senden önce gelip geçmiş topluluklar arasından peygamberler gönderdik.
11
Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.
12
Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.
13
Geçmişteki milletlerin durumu ortada iken, yine de ona inanmazlar.
14
14,15. Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı; “şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk” derlerdi.[251]
[251] Sekr/dönmek kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 303-306.
15
14,15. Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı; “şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk” derlerdi.[251]
[251] Sekr/dönmek kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 303-306.
16
Gerçekten de biz gökyüzüne büyük takımyıldızları/burçlar serpiştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.[252]
[252] Burûc kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 307-314.
17
Onu kovulmuş her türlü şeytana karşı koruduk.
18
Ancak, kulak hırsızlığına kalkışan olursa, onun peşine de parlak bir ateş alevi takılır.
19
Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.[253]
[253] Revâsî/sabit dağlar kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 319-320.
20
Orada hem sizin için hem de sizin rızık veremeyeceğiniz varlıklar için geçimlikler var ettik.
21
Katımızda hazineleri olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak bilinen bir ölçüye göre indiririz.
22
Biz, rüzgârları dölleyici olarak gönderdik ve böylece gökten su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa, siz o suyu depolayamazdınız.[254]
[254] Rüzgarların aşılayıcılığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 323-325.
23
Doğrusu biz diriltiriz, öldürürüz ve hepsinin vârisi biz kalırız.
24
Andolsun biz sizden önce gelip geçenleri de biliriz; geri kalanları da biliriz.
25
Şüphesiz, Rabbin onları toplayacaktır. Çünkü O, işini yerli yerince yapan, her şeyi bilendir.
26
Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.[255]
[255] İlk insanın ve cinlerin yaratılışı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 329-337.
27
Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
28
Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”
29
“Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”
30
Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
Sonraki 30 ayet →