1
Elif, lâm, râ. Bu, Rabblerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. [238][239]
[238] İbrahim sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 145. [239] Zulumât-nûr/karanlıklar-aydınlık hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 148-151.
2
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allah'ın yoluna. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!
3
O kâfirler, dünya hayatını âhirete tercih ederler, Allah yolundan alıkoyarlar ve onun yolunu eğri göstermek isterler. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.
4
Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik. Artık Allah dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Çünkü O, güçlüdür; hikmet sahibidir.[240]
[240] Ana dili ile eğitim hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 156-162.
5
Andolsun ki biz, Mûsâ'yı, “Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet!” diye âyetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için nice deliller vardır.
6
Mûsâ, toplumuna şöyle demişti: “Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayınız! Hani, O sizi Firavun'un hanedanından, adamlarından kurtarmıştı. Onlar size azabın en kötüsüyle acı çektiriyorlar, erkek çocuklarınızı doğruyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı.” İşte bunda sizin için Rabbinizden gelen çok büyük bir imtihan vardır.
7
Rabbinizin size duyurduğu şu gerçeği de hatırlayınız: “Eğer şükrederseniz, ben de sizin için nimetimi mutlaka arttıracağım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz benim azabım çok çok şiddetlidir.”
8
Mûsâ şöyle demişti: “Siz ve yeryüzünde bulunanların tümü inkâr etseniz, hiç şüphesiz Allah mutlak zengindir; övülmeye lâyıktır.”[241]
[241] Geçmiş milletlerden ders almak hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 173-194.
9
Sizden öncekilerin, Nûh, ‘Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilemez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar, ellerini/güçlerini kullanarak peygamberlerin ifade özgürlüğünü engellediler ve dediler ki: “Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.”
10
Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüpheniz mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve belirli bir vakte kadar tehir edip yaşatmak için sizi çağırıyor.” Onlar dediler ki: “Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz, bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, bu iddianız konusunda apaçık bir delil getiriniz!”
11
Peygamberleri onlara dediler ki: “Evet, biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah, nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.”
12
“Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye biz, Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Allah'a güvenip dayananlar bunda süreklilik göstersinler!”
13
Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka yolumuza döneceksiniz!” Rabbleri de onlara, “Zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz!” diye vahyetti.
14
“Ey inananlar! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere aittir.”
15
Peygamberler fetih istediler, Allah da verdi. Her inatçı zorba da hüsrana uğradı.
16
Ardından da cehennem vardır ve orada kendisine irinli su içirilecektir.
17
Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek değildir. Bundan öte şiddetli bir azap da vardır.
18
Rabblerini inkâr edenlerin amelleri, fırtınalı bir günde rüzgârın tarumar ettiği küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu, dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir.
19
19,20. Allah'ın, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Bu, Allah'a güç değildir.
20
19,20. Allah'ın, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Bu, Allah'a güç değildir.
21
Hepsi toplu halde Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz size uyduk. Şimdi siz bizden, Allah'ın azabından herhangi bir şey savabilir misiniz?” Büyüklük taslayanlar diyecekler ki: “Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!”[242]
[242] Mahşerde insanların birbirlerini ve şeytanı suçlamaları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 200-213.
22
Allah'ın hükmü yerine getirilince Şeytan şöyle diyecektir: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim; ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de benim çağrıma hemen koştunuz. O halde beni kınamayınız, kendinizi kınayınız. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Şüphesiz daha önce ben, beni ortak koşmanızı inkâr ettim/kabul etmedim.” Şüphesiz zâlimler için elem verici bir azap vardır.[243]
[243] Emr/iş kelimesinin anlamı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 206-208.
23
İman edip de iyi işler yapanlar, Rabblerinin izniyle içinde uzun süreli kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyleyecekleri söz, “selâm”dır.
24
Görmedin mi Allah nasıl bir örnekleme yaptı. Güzel söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan verimli bir ağaca benzer.[244]
[244] Kelime sözcüğü hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 216-219.
25
O ağaç, Rabbinin izniyle meyvesini her zaman verir. Allah, insanlara böyle örnekler verir ki, düşünebilsinler.
26
Çirkin bir söz de, gövdesi toprağın üstünde destek bulamamış bir ağaca benzer.
27
Allah, sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sapasağlam tutar. Zâlimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.
28
Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda toplumlarını helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
29
Onlar cehenneme girecekler. O, ne kötü karargâhtır!
30
İnsanları Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: “Biraz daha oyalanınız! Sonunda dönüşünüz ateşedir.”
Sonraki 22 ayet →