1
Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri önce sağlam kılınmış, sonra da detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır.[205][206]
[205] Hûd sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 111. [206] Kur’ân’ın açıklanmışlığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 113-116.
2
“Allah'tan başkasına kesinlikle kulluk etmeyiniz. Şüphesiz ben size Allah'tan gelen bir uyarıcıyım; bir müjdeciyim.”
3
“Rabbinizden af dileyesiniz ve O'na tövbe edesiniz ki, sizi belirtilmiş bir süreye kadar güzelce yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.”
4
“Dönüşünüz Allah'adır. O her şeyi yapacak güçtedir.”
5
“İyi biliniz ki onlar, O'ndan gizlenmek için sinelerini bükerler. Yine iyi biliniz ki, onlar örtülerine büründükleri zaman dahi, Allah onların içlerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını hep bilir. Çünkü O, sinelerin özünü bilendir.”
6
Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a bağlı olmasın. Ayrıca O, her canlının bulunduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Bütün bunlar apaçık bir kitapta yer almış bulunmaktadır.
7
Gökleri ve yeri altı evrede yaratan Allah'tır. Onun kudret tahtı suyu kullanmasında idi. Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu tesbit etmek için sizi imtihan etmektedir. Eğer sen, “Ölümden sonra diriltileceksiniz” desen, kâfirler hemen, “Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir” diye karşılık verirler.
8
Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette, “Onun gelmesini engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
9
Eğer insana tarafımızdan bir rahmet tattırır da sonra bunu ondan çekip geri alırsak, tamamen ümitsiz ve nankör olur.
10
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, “Elbette kötülükler benden gitti” der. Çünkü o şımarıktır; kibirlidir.
11
Ancak sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için, bir bağışlama ve büyük bir ödül vardır.
12
Belki de sen, müşriklerin “Ona gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı, sana vahyolunan âyetlerin bir kısmını tebliğ etmeyi terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. İyi bil ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.”
13
Yoksa, “onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.”
14
Eğer size cevap veremiyorlarsa, biliniz ki, o ancak Allah'ın ilmi ile indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Artık siz Müslüman oluyor musunuz?
15
Kim, yalnızca dünya hayatını ve süsünü isterse, işlerinin karşılığını onlara orada tam olarak veririz ve onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar.
16
İşte onlar, âhirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir. Dünyada yaptıkları boşa gitmiştir, yapmakta oldukları şeyler de bâtıldır.
17
İşte böyleleri, şu kimseler gibi olabilir mi?: Rabbinin katından bir belgesi ve onun ardından O'ndan gelen bir tanığı bulunanlar ve ondan önce de önlerinde Mûsâ'nın kitabı önder ve rahmet olarak duranlar; işte onlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi topluluk onu inkâr ederse, ona söz verilen yer ateştir. Senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu, o, Rabbinden bir gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmaz.
18
Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlim kimdir? Bunlar Rabblerine sunulurlar ve tanıklar da, “Rabblerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” derler. Biliniz ki, Allah'ın laneti zâlimler üzerinedir.
19
Onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenlerdir. İşte bunlar, âhireti inkâr edenlerdir.
20
İşte bunlar, Allah'ı yeryüzünde âciz bırakamazlar. Onların Allah'tan başka yakın dostları da yoktur. Onlara azap kat kat olacaktır. Çünkü, onlar gerçekleri duymaya dayanamaz ve göremezlerdi.
21
İşte bunlar, kendilerine yazık edenlerdir. Uydurup durdukları şeyler de yanlarından kaybolmuştur.
22
Şüphesiz, âhirette de en çok kaybedenler bunlar olacaktır.
23
İnanıp da güzel işler yapan ve Rabblerine gönülden boyun eğenlere gelince, işte onlar cennet ehlidir. Onlar orada süreli kalırlar.[207]
[207] Muhbit/gönülden bağlılar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 160-161.
24
Bu iki grubun durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimsenin durumu gibidir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hâlâ ders almıyor musunuz?
25
Andolsun, Biz Nûh'u kavmine peygamber gönderdik. Onlara, “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım” dedi.[208]
[208] Hz. Nûh’un kıssası hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 163-202.
26
“Allah'tan başkasına tapmayın! Ben, size gelecek elem verici bir günün azabından korkuyorum.”
27
Kavminin inkâr eden seçkinleri dediler ki: “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis, sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz.”
28
Nûh, kavmine şöyle seslendi: “Ey kavmim! Bakın, bende Rabbim tarafından verilen açık bir delil varsa, O kendi tarafından bana bir rahmet vermiş ise ve siz de ona karşı körleşmiş iseniz, ben ne yapabilirim? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
29
“Ey kavmim! Allah'ın emirlerini bildirmeye karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim ödülüm ancak Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim; çünkü onlar Rabblerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir kalabalık olarak görüyorum.”
30
“Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah'ın azabından kim korur? Düşünmüyor musunuz?”
Sonraki 30 ayet →