Ana SayfaMealler › Abdulbaki Gölpınarlı
AG

Abdulbaki Gölpınarlı

Kur'ân-ı Kerîm Anlamı
1968
Bu mealle oku
Mustafa İzzet Baki bilinen adıyla Abdülbaki Gölpınarlı (12 Ocak 1900, İstanbul – 25 Ağustos 1982, İstanbul), Türk edebiyat tarihçisi ve mütercimdir. Ayrıntılı bilgi →
Abdulbaki Gölpınarlı meali ile okumaya başla
Kaf 1 / 45
1
Kaaf, andolsun büyük ve şerefli Kur'ân'a.
A.Gölpınarlı 50:1
2
Hayır, onlar, içlerinden bir korkutucunun gelmesine şaşıp kaldılar da kâfirler, gerçekten de dediler, bu şaşılacak bir şey.
A.Gölpınarlı 50:2
3
Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı? Bu, pek uzak, pek olmayacak bir dönüş.
A.Gölpınarlı 50:3
4
Gerçekten de yeryüzü, onlardan neyi eksiltir, biliriz biz ve katımızdadır her şeyi koruyan ve zapteden kitap.
A.Gölpınarlı 50:4
5
Hayır, gerçek olan Kur'ân, onlara gelince yalanladılar da şimdi darmadağın bir işe daldılar.
A.Gölpınarlı 50:5
6
Bakmazlar mı üstlerindeki göğe? Nasıl kurduk onu ve bezedik ve bir yarığı, yırtığı da yok.
A.Gölpınarlı 50:6
7
Ve yeryüzünü nasıl yaydık ve oraya metin dağlar koyduk ve orada, gözler, gönüller açan güzelim nebatları çifter çifter bitirdik.
A.Gölpınarlı 50:7
8
Mâbûduna dönen her kulun, can gözünü açmak ve ona, ibret ve öğüt vermek için.
A.Gölpınarlı 50:8
9
Ve gökten de kutlu bir yağmur yağdırmadayız da o sâyede bağlar, bahçeler ve biçilecek tâneler, yeşertip bitirmedeyiz.
A.Gölpınarlı 50:9
10
Ve hurma ağaçları ki boy atıp uzar ve meyveleri, birbirine bitişmiş, âdetâ istiflenmiştir.
A.Gölpınarlı 50:10
11
Kullara rızık olarak ve o yağmurla ölü şehri diriltiriz, işte kabirden çıkış da böyledir.
A.Gölpınarlı 50:11
12
Onlardan önce Nûh kavmi ve Ashâb-ı Ress ve Semûd kavmi de yalanlamışlardı.
A.Gölpınarlı 50:12
13
Ve Âd ve Firavun kavimleri ve Lût'un kardeşleri.
A.Gölpınarlı 50:13
14
Ve Ashâb-ı Eyke ve Tubba' kavmi; hepsi de peygamberleri yalanlamışlardı da helâk olmayı hak ettiler.
A.Gölpınarlı 50:14
15
İlk yaratışta âciz mi kaldık ki? Hayır; ama onlar, yeni bir yaratışta şüphe içindeler.
A.Gölpınarlı 50:15
16
Ve andolsun ki biz insanı yarattık ve nefsi, onu ne gibi vesveselere düşürür, biliriz ve biz, ona, şah damarından daha yakınız.
A.Gölpınarlı 50:16
17
Ne söyler, ne yaparsa yazan iki melek var, biri sağda oturmuş, biri solda.
A.Gölpınarlı 50:17
18
Hiçbir söz söylemez ki yanında, onu zapteden, gözetip kollayan biri bulunmasın.
A.Gölpınarlı 50:18
19
Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.
A.Gölpınarlı 50:19
20
Ve üfürülür sûr'a, işte bu gündür azap günü.
A.Gölpınarlı 50:20
21
Ve herkes, yanında bir sürüp götüren ve bir tanık olarak gelir.
A.Gölpınarlı 50:21
22
Andolsun ki gafletteydin bundan, derken perdeyi kaldırdık gözünden, artık gözün keskin bugün.
A.Gölpınarlı 50:22
23
Arkadaşı olan melek, der ki: İşte, ne yaptıysa hepsi bende, hepsi hazır.
A.Gölpınarlı 50:23
24
Artık atın cehenneme adamakıllı kâfir olan ve gerçeğe karşı inat eden herkesi.
A.Gölpınarlı 50:24
25
Hayrı tamâmıyla meneden zâlim şüpheciyi.
A.Gölpınarlı 50:25
26
Ki Allah'la berâber bir başka mâbut da kabûl etmiştir, atın artık onu çetin azâba.
A.Gölpınarlı 50:26
27
Arkadaşı, Rabbimiz der, onu, taşkınlığa ben sevketmedim ve fakat o, pek uzak bir sapıklık içindeydi.
A.Gölpınarlı 50:27
28
Der ki: Huzûrumda çekişmeyin ve ben, önceden azâp edeceğimi bildirmiştim size.
A.Gölpınarlı 50:28
29
Katımda söz değiştirilemez ve ben, kullara zulmetmem.
A.Gölpınarlı 50:29
30
O gün deriz cehenneme: Doldun mu? Ve der ki: Daha yok mu?
A.Gölpınarlı 50:30